26.5 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 19, 2022

    Şule Türker
    Gazeteci Yazar - Kişisel Gelişim Uzmanı

    Hacettepe Üniversitesi AMYO’dan mezun oldu. 1988-1990 yılları arasında Cezayir’de yaşadı. Fransızca öğrendi, Cezayir Büyükelçiliği’nde çalıştı. Gazeteciliğe 1992 yılında Sabah Gazetesi’nde başladı. 2002’deki kuruluşundan Ekim 2018’de kapatılana kadar Vatan Gazetesi’nde yönetici olarak çalıştı. Yaşam Koçluğu, İlişki ve Evlilik Danışmanlığı, EFT ve NLP, Nefes Koçluğu sertifikaları sahibi. “Vatansız Asker Napolyon”, “Evimiz Üç Oda Bir Kışla” adlı kitapları bulunuyor.

    Pandemide bir de “iletişim kazalarına” uğramayalım

    Kısıtlamalar, zorlukları beraberinde getirirken, bizler de yorulduk, sıkıldık, sinirli ve daha az tahammüllü hale geldik. Bu durum iletişimin hayatımızdaki, ilişkilerimizdeki önemini bir kez daha önümüze getirdi. Gazeteci Yazar - NLP Uzmanı Şule Türker iletişim kazaları yaşamamak için uygulanabilecek yöntemleri  www.hayatımsaglik.com için yazdı. 

    Eş, çocuk, anne, baba, sevgili… Hayatımıza hangisi/hangileri dahilse, pandeminin başladığı geçen sene Mart ayından beri kısıtlamalar nedeniyle istemediğimiz kadar, birbirimizle “zorunlu yakınlaşma” yaşadık, yaşıyoruz.

    Aynı evin içinde birlikte olduğumuz zamanlar çoğaldı.

    Birbirimize “bulaşma/sataşma” durumları arttı.

    Kısıtlamalar, zorlukları beraberinde getirirken, bizler de yorulduk, sıkıldık, sinirli ve daha az tahammüllü hale geldik.

    Bu durum iletişimin hayatımızdaki, ilişkilerimizdeki önemini bir kez daha önümüze getirdi.

    Tam da bu yüzden bu konuya değinerek, hatırlatmak istedim; iletişimdeki doğru ve yanlışları. Hayatlarımızda yeni ve farklı zorluklarla baş etmeye çalışken, bir de iletişim kazalarına kurban gitmeyelim!

     

    Yazmayın konuşun

    Yapılan araştırmalar, kelimelerin iletişimdeki etkisinin yüzde 7, söylerkenki ses tonu ve vurguların etkisinin ise yüzde 38 olduğunu ortaya koyuyor.

    Burada bir parantez açmak istiyorum. Ağırlıklı olarak evlerde kaldığımız son dönemde artan yazılı iletişimde,  karşınızdaki kişiyi çok da iyi tanımıyorsanız- “yol kazaları”, yanlış anlaşılmalar sıklıkla olabiliyor, bu durum hemen hepimizin başına geliyor. Bu nedenle yüz yüze görüşmeyi tercih edin, olmuyorsa telefonla konuşun.

    Tekrar etkili iletişime dönecek olursak; kelimeler ve ses tonu toplamda yüzde 45’lik bir etkiye sahip demiştik, geri kalan yüzde 55’lik etki ise tahmin edebileceğiniz gibi mimiklerimiz ve beden dilimiz.

    Karşımızdakine çatık kaşlarla,  işaret parmağımızı sallayarak konuştuğumuzda, artık sözcüklerimizin de ses tonumuzun da bir önemi kalmıyor. Zira karşımızdaki bizden gelen tehdit mesajını en net biçimde almış oluyor.

    Evli çiftlere pandemi uyarısı: Sevdiğinizi söyleyin

    İletişim ama nasıl?

    Alanının önemli isimlerinden Psikiyatrist Dr. Eric Bern’e göre her insanın 3 benlik durumu var; Çocuk, ebeveyn ve yetişkin benlik durumu.

    Kendimizin ve karşımızdaki kişinin hangi benlik durumunda olduğunu fark etmenin, iletişimin seyrini belirlemede önem taşıdığı da vurgulanıyor. Diyelim ki eşiniz çocuk benlik durumunda, yani sizden ilgi, alaka bekliyor. Siz ona bir yetişkin benlik durumuyla cevap verirseniz, iletişim orada kesiliyor. Çünkü o anda ihtiyacı olan kendisine destek olacak, şefkat gösterecek bir ebeveynin varlığı…

    Örneğin eşiniz hızla hareket ederken ayağını çarptı, canı yandı, “Ah! çok acıdı…” dedi. Siz “Neden dikkat etmiyorsun?” gibi “yetişkin benlik durumu” ile cevap verirseniz, bu iletişimi keser. Ama “Çok mu acıdı, ben yanındayım, neye ihtiyacın var” gibi “ebeveyn benlik durumu” ile yanıtlarsanız beklentisini karşılamış olursunuz.

    Zira karşımızdakiyle uyumlu benlik durumlarında olduğumuzda, iletişim çok daha olumlu ve sürdürülebilir gerçekleşiyor.

    İletişimin en önemli, olmazsa olmaz unsuru “etkin dinleme”dir. Her ne kadar iletişim deyince çoğumuzun aklına konuşmak gelse de iyi bir iletişimin en önemli unsurudur etkin dinleme.

    Size de olmuştur mutlaka. Karşınızdaki kişi kendisiyle ilgili bir olayı anlatırken aklınıza sizin yaşadığınız benzer bir durum gelir ve cümlesini bitirince onu söylemek istersiniz.

    Karşımızdakini tüm ilgi ve dikkatimiz onda olacak şekilde, can kulağıyla dinlemek, onun kendini iyi hissetmesini sağlayacağı gibi ilişkimizi de güvenilir kılar. Esas olan onun gündemiyle gerçekten tüm ilgi ve dikkatinizi de vererek dinlemektir. “Etkin dinleme” denilen şey tam da budur.

    Bir diğer unsur, takdir etmektir. İnsanlar kendilerini nasıl hissettirdiğinizi kolay kolay unutmazlar. Aynı şekilde takdir edildiğimiz andaki hislerimiz de unutulmaz. Doğru zamanda, içten bir takdir, karşınızdaki kişiyi iyi hissettirmekle kalmaz, ilişkinize de olumlu katkı yapar.

    “Yıkıcı eleştiri kolaydır, yapıcı eleştiri ise eğitim ve bilgelik gerektirir” denir.

    Peki sevdiğimiz insanları kırmadan hatalarını düzeltmesini nasıl sağlarız?

    İşte birkaç yöntem;

    Hatasını kendisinin fark etmesini sağlayın; Eleştiri çoğunlukla karşıdaki kişinin savunmaya geçmesini sağlar. Yani doğrudan eleştiri fayda getirmez. Moral bozar, davranışı da düzeltmez. Bu nedenle doğrudan hatasını söylemek yerine, bunu kendisinin bulmasına yardımcı olabilirsiniz.

    Sandviç yöntemini kullanın; İki ekmek arasındaki malzeme, bizim karşı tarafa vermek istediğimiz mesajdır. Bunu direkt söylersek, tepki görebileceğimiz gibi ilişkimiz de zedelenebilir. O yüzden bu yöntemden faydalanabiliriz.

    İlk ekmek; Karşınızdaki kişiye daha önceki bir başarısından ya da olumlu bir özelliğinden bahsedin.

    Ara malzeme: Vermek istediğiniz mesajı söyleyin. “Ama”, “Fakat” kelimelerini iki cümle arasında kurmamaya özen gösterin.

    İkinci ekmek; Ona inandığınızı, güvendiğinizi ifade edip, motive edecek sözlerle bitirin.

    Konuşmayı yalnızken, övgüyü başkalarının yanında yapın; Karşınızdaki kişinin bir hatasını fark edip, düzeltmesini amaçlarken, konunun dağılmasını, kişiselleşmesini ve polemiğe dönüşmesini engelleyen pozitiflikte olun. Geçmiş olayları şimdiki konuşmaya taşımayın ya da başka hatalarını  bu konuşmaya eklemeyin. Konuşmayı yalnızken, takdir, övgüyü başkalarının yanında yapmaya çalışın.

    İçinde bulunduğumuz süreç hepimiz için zorlayıcı, yıpratıcı, dolayısıyla sabrımız da kalmadı, halimiz de, farkındayım.

    Ama unutmayın, siz de karşınızdaki kişi de özel ve değerlisiniz. İlişkinizi iletişim kazalarına kurban vermemek adına biraz sabır ve çaba gösterebilirsiniz. Böylelikle ilişkinizin iyi yöne evrilmesini ya da doğru rotada ilerlemesini sağlayabilirsiniz.

    Pozitifte kalın…

     

     

     

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ