25.3 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 19, 2022

    Prof. Dr. Sevim Dinçer Cengiz
    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Aynı Üniversitede Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı. 1971’de Amerika Birleşik Devletleri Govermental Affairs Institute ve Downstate Medical Center’da mesleki çalışmalarda bulundu. Türkiye’de Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Profesör ve Anabilim Dalı Başkanı olan ilk kadın öğretim üyesidir. Dr. Cengiz, 2009 yılından bu yana Ufuk Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak bilimsel faaliyetlerini sürdürmekte alanında ülkemize öğrenci, asistan ve öğretim üyesi yetiştirmeye devam ediyor.

    Prof. Dr. Cengiz, rahim ağzı kanseri, HPV enfeksiyonu ve aşıları anlattı

    Dünyada her iki dakika bir, bir kadın rahim ağzı kanserinden hayatını kaybediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevim Dinçer Cengiz, rahim ağzı kanseri, HPV enfeksiyonu ve aşılar hakkında bilinmesi gerekenleri hayatımsağlık.com için yazdı.

    Rahim ağzı kanseri

    Serviks kanseri diğer adıyla rahim ağzı kanseri kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci en çok görülen kanser türü. Dünyada her 2 dakikada bir bir kadın bu nedenle hayatını kaybediyor. Yaklaşık her yıl 250 bin kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor.

    Serviks yani rahim ağzı kanseri cinsel hayatı aktif bireylerin bir hastalığı. Hemen hepsinde HPV dediğimiz virüsün varlığı söz konusu. Hayat kadınlarında daha çok görülmesi, rahibelerde görülmemesi cinsel yolla bulaşan bir virüs olması nedeniyledir.

    Bugün HPV adlı virüs enfeksiyonunun rahim ağzı kanseri ile ilişkisinin, sigara ile akciğer kanseri arasındaki ilişkiden daha güçlü olduğu anlaşıldı. İstatistiksel olarak bakacak olursak serviks kanserlerinin yüzde 99.7’si HPV ile ilişkilidir. Cinsel ilişki ile bulaşmada başlıca faktör, cinsel partner (eş) sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaştır.

    Erken teşhis tedavi için önemli

    İlk cinsel ilişki yaşının erken olması, bu yolla HPV enfeksiyonunu alması, daha sonra gelişme ihtimali olan kanser öncesi değişiklikler rahim ağzı kanseri gelişmesinde oldukça önemli bir faktördür. Bu nedenle çocuklarımızın aşağıda söz edeceğimiz adolesan yani ergenlik döneminde HPV için geliştirilen aşılarla aşılanması gerekir.

    • Ancak aşı olunsa bile yıllık kontroller şarttır. Çünkü erken tanı tedaviye olanak tanımaktadır.
    • Zira serviks kanseri önlenebilir kanser modeli için iyi bir örnektir.
    • Vücudun birçok bölgesinden farklı olarak serviks, muayene sırasında direkt olarak gözlenebilen ve örnek alma imkanının olduğu bir yapıdır.
    • Diğer yandan serviks kanseri birbirini takip eden bir dizi patolojiinin son aşaması olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu patolojiler kansere dönüşme potansiyeli değişik oranlarda ihtimal dahilinde olma özelliği taşımaktadır.

    Bunun içinde biraz önce ifade ettiğimiz yıllık kadın doğum muayenesi ve bu sırada vajinal smear dediğimiz akıntı örneği alınıp patolojik tetkike gönderilmesi esastır. Böylece kanserden önceki değişiklikler değerlendirilip gerekli tedavilerle kanser önlenebilir. Ya da erken evrede yakalanan bir kanserden daha az hasarla kurtulabiliriz.

    Rahim ağzı kanserinin belirtileri nelerdir?

    O halde serviks kanserinin belirtileri nelerdir diye bir soru akla gelebilir. Başlangıçta sessiz olabilir yani belirtisizdir. Ancak HPV aranması nedeniyle yapılan tetkiklerde ortaya çıkar. Belirti verdiği zaman HPV’nin tipine göre ya dış genital organlarda gözle görülebilen genital siğiller vardır ya da rahim ağzında yine gözle görülebilen halk arasında yara denilen erozyon ya da tümöral kitle bulunur. Ağrısız kanama ya da et suyu renginde akıntı en önemli klinik belirtidir. Yani ileri aşamalara kadar basit akıntı dışında bir belirti vermeyebilir ve tesadüfen yapılan vajinal smear kontrolleriyle ortaya çıkabilir.

    Tanı nasıl konuluyor?

    Muayene sırasında rahim ağzındaki yaradan biyopsi yapılarak tanı konabilir. Eğer smear’de bir değişiklik varsa gözle görülebilen bir lezyon olmasa da kolposkopi denilen bir yöntemle şüpheli bölgeler tespit edilip biyopsi oralardan alınır. Belirti verdiği zaman akıntının dışında düzensiz kanamalar ve ilişki sırasında ortaya çıkan kanamalarla kendini gösterir.

    Daha ileri durumlarda canlılığını kaybetmiş dokuların nekroz yani çürümesi sonucunda kötü kokulu akıntılar oluşur. Daha da ilerlemiş vakalarda durdurulması zor kanamalarla karşılaşabiliriz. İleri evrelerde başta mesane gibi komşu organlar olmak üzere ayrıca da lenf yoluyla tüm vücuda yayılabilir.

    Rahim ağzı kanserinin tedavisi nasıl yapılıyor?

    Tedaviye gelecek olursak, erken dönemde yani henüz kanser başlangıcındaysa sadece rahim ağzı ya da menopoza yakınsa rahim ve yumurtalıkların da alındığı bir operasyon uygulanabilir.Tekrar etmekte yarar var, erken tanı çok önemli.

    İlerlemiş vakalarda değişik ameliyat teknikleri, radyoterapi seçenekler arasındadır. Bu tedavilerlede artık pek çok hasta şifa bulabilmekte ve bu zorlu sürece katlanabilmektedir.

    9 yaşından itibaren HPV aşısı yapılmalı

    Peki önlem nedir?  Düzenli kontrol, kontrol. Yani yıllık olarak kadın doğum ünitelerinde muayene ve tetkik özellikle de yıllık smear taraması.

    Bir diğeri de HPV aşısıdır. Aşı adolesan döneminde yapılmalıdır. En uygun yaş  9 ila 26 yaş arası olup  en iyi bağışıklık zamanının 12-13 olduğu ifade ediliyordu. Ancak bu konuda çalışan bazı araştırıcılar 40 yaşına kadar da yapılabileceğini önermektedir. Zaten Covid 19 salgınından önce ergen kadınların HPV taramasından geçirilmesi sağlık sistemimizin içine yerleştirilmişti ve buna yönlendiriliyordu. Biz de hastalarımızda bu uygulamayı yapmaktaydık halen de uyguluyoruz.

    • Şunu da vurgulamak gerekir ki HPV enfeksiyonlarının büyük bir kısmı tedavisiz olarak kendiliğinden gerileyen bir özelliği sahiptir. Yaklaşık 2 yıl içerisinde HPV enfeksiyonlarınıh %90’nı kendiliğinden kaybolmaktadır.
    • Kadınların sadece %10’luk bir kısmından enfeksiyon daha uzun bir süre sebat etmektedir.
    • Yine bilinen bir diğer gerçek de kanser gelişim riski, kanser geliştirme kabiliyetine sahip virüsün uzun yıllar serviks deinfeksiyona neden olduğu durumun yanı sıra
      • bağışıklık sistemi
      • sigara kullanımı
      • genetik miras                                                                                                    gibi bir takım diğer risk faktörlerinin de devreye girmesiyle ortaya çıktığıdır.
    • Tıp biliminin geçen yüz yıldaki en büyük başarılarından birinin aşının geliştirilmesi olduğunu söyleyebiliriz.
    • Bilindiği gibi bugün için birçok viral hastalık (kızamık, kızamıkcık, kabakulak, Hepatit-B…) geliştirilen aşılar sayesinde artık sorun olmaktan çıkmaktadır. Şimdi de koronavirüsünden kurtulmak için aşılanıyoruz.
    • Serviks kanseri ile HPV arasındaki ilişki bilimsel çevrelerin uzun yıllardır meşgul olduğu bir konu olmasına rağmen toplumun geri kalan kesiminin bu konuya olan ilgisi geliştirilen HPV aşılarının piyasaya sürülmesi ile olmuştur.
    • Tıpdaki diğer birçok gelişmede olduğu gibi HPV aşısında da toplumun bilgilendirilmesinde kitle iletişim araçları görev almaktadır.
    • Ancak yapılan bazı yanlış anlamalar nedeniyle bu aşıların canlı olduğu sanılmış ve ebeveynler yaptırmaktan çekinmişlerdir. Aslında bu aşılar sentetik bir madde olup virüse benzetilmiştir ve vücuda girdiği zaman vücut bunu canlı aşı gibi algılamakta ve antikor oluşturarak koruma sağlamaktadır.
    • Özetleyecek olursak kadınlarımız kesinlikle yıllık muayenelerini yaptırıcaklar, kız çocuklarını da HPV aşıları ile aşılatıcaklardır. Ayrıca HPV de bulaştırıcı kaynak olması nedeniyle başarılı bir eradikasyon (virüsün tamamen ortadan kaldırılması) sağlanması için erkeklerinde aşılanıp aşılanmayacağı aydınlatılması gerekli bir diğer konudur.
    • Çünkü bu çocuklar kiminle yaşamlarını birleştirirlerse birleştirsinler, birlikte olacağı kişi önceden bir HPV enfeksiyonu aldı mı bulaş olacak mı nereden bilecekler. Koronavirüs bu kadar ağır gündeme oturmasaydı yeni hedef adolesan çağdaki erkek çocuklarının da aşılanması olacaktı.

    Gebelik ve emzirme döneminde Covid 19 aşısı gerekli mi?

     

     

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ