16.7 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 13, 2021

    Öfkemle nasıl başa çıkabilirim?

    Pandemi döneminde yaşanan olumsuzluklar günlük rutinizimin değişmesi ruhsal dünyamızı da etkiledi. Hayalkırıklıkları, kızgınlıklar hiç istenmese de beraberinde öfkeyi getirdi. Uzm. Klnk. Psk. Şerife Budak, öfkemizin altında yatan sebepleri ve başa çıkma yollarını hayatımsaglik.com için yazdı. 

     

    Son bir yıldır yaşanan küresel salgın pek çok normali değiştirdi. Birçok insan korktu, pek çoğu kayıplar yaşadı, işyerleri, okullar kapandı, bizler de zorunlu olarak evlerimizde kaldık. Bu korku ve kayıplar, zorunluluklar, giderek çaresizliğe, kızgınlığa dönüştü. Çaresizlik ve hayal kırıklıklarımız ise öfkeye evrildi. Son bir yıldır hepimiz az ya da çok bu duygulara maruz kaldık, hayal kırıklıkları yaşadık ve kızgınlıklarımız arttı.

    Öfke nedir?

    Öfke, en güçlü ve en olumsuz algılanan duygulardan biridir. Kızgın hissetmek, kızmak normaldir, öfke doğru kullanıldığında sağlıklı bir duygudur ve doğru yönetildiğinde olumlu değişimlere yol açabilir. Öfkeyi saldırgan davranışlara, şiddete dönüştürmemek, sağlıklı olarak başa çıkabilmek önemlidir.

    Öfkenin nedenleri, kişiden kişiye, durumdan duruma farklılık gösterir. Araştırmalar erkekler ve kadınların aynı ölçüde öfke yaşadığını ancak öfkeyi ortaya koyma biçimlerinin farklı olduğunu göstermektedir. Öfkeyi ortaya koyma şekli erkeklerde daha dürtüsel ve saldırgan iken, kadınlar daha dolaylı bir şekilde bunu yapmaktadır.

    Öfkenin yaygın nedenleri arasında, kaygı, stres ve kontrolümüz dışında gelişen hayal kırıklıklarımız yatar. Öfke, düşüncelerimizi ve duygularımızı etkiler. Eğer öfke yönetimi becerimiz yok ise duygularımız, hayatımızın her alanında sorun teşkil eder, arkadaşlarımız, ailemiz ve iş ilişkilerimizin bozulmasına neden olur. Sağlıklı düşünme ve muhakeme yeteceğimizi ortadan kaldırdığı için yanlış kararlar vermemize ve haliyle pişmanlıklara da yol açar.

    Öfke halinde zihnimizde oluşan düşünce, bedenimizde fizyolojik uyarılmalara neden olur. Kalp atış hızımız artar, yüzümüz kızarır, ellerimiz titrer. Bu tepkiler genellikle öfke düşüncelerini ve saldırgan davranışları besleyen tepkilerdir.

    Öfkemiz bize kendimizle ilgili ne söyler?

    Bizim için neyin önemli olduğunu,

    Hassasiyetimizin ne olduğunu,

    Sınırlarımızın nerede olduğunu…

    Eğer bunların farkında olursak, öfkemizi daha sağlıklı biçimde yönetebiliriz. Bunun için “öfke tetikleyicilerimizin” neler olduğunu keşfetmemiz gerekir.

    Öfke tetikleyicilerimiz

    Öfke tetikleyicileriniz şunları içerebilir:

    Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlar,

    Saygısızlık hissettiğiniz, incinmenize, hayal kırıklığına uğramanıza neden olan durumlar…

    Öfkelendiğinizde, “hissettiğiniz öfke düzeyinin ve buna tepkinizin, öfkeyi tetikleyen şeyle orantısız olup olmadığını” kendinize sorun.

    Aşırı tepki mi veriyorsun?

    Öfkenizi doğru kişiye mi yönlendiriyorsunuz?

    Kişisel bir tehdit mi algılıyor/kişiselleştiriyor musunuz?

    Kendimize soracağımız bu sorular farkındalığımız açısından önemli ipuçları verecektir.

    Öfkeyi yönetmek

    Sıra geldi öfkemizi yönetmeye…
    Öfke “geliyorum” dediğinde (fizyolojik belirtilerle) ne yapacağız?

    Durun ve geriye çekilin. Gözlerinizi kapatın. “Şu an ne hissettiğiniz/nasıl hissettiğinizi” kendinize sorun. Duygunuzu tanımlayın (hayal kırıklığı incinme, çaresizlik v.s). Hissettiğiniz öfke bu duygulardan kaynaklanıyor olabilir.

    Derin nefes alın, içinizden 10’a kadar sayarak, diyafram nefesi alıp verin. Nefes, sakinleşmek için beyninize olumlu mesajlar iletecek, bedeninizin dengede olmasını sağlayacaktır.

    Kendinizle konuşun; hissettiğiniz bu duygu olaylara yüklediğiniz anlamlardan mı kaynaklanıyor? Eğer bunu fark ederseniz bu düşüncelerinizi yönetebilirsiniz. “Sakin olduğunuzda bu durumu nasıl yönetirdiniz” kendinize sorun ve yanıtlarını bulmaya çalışın.

    Kendinize zaman tanıyın. Eğer mümkün ise öfkeli olduğunuz ortamdan uzaklaşın. Sorunla, kontrolünüzü yeniden kazandığınızda uğraşın.

    Ve hatırlayın; Keskin sirke küpüne zarar verir!

     

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ