27.4 C
İstanbul
Pazar, Temmuz 25, 2021

    Şelale Gültekin

    Çanakkale doğumlu, Marmarisli. Üç yaşında babasının görevi sonucunda Edirne’ye yerleşmiş. İlk, orta ve liseyi Edirne’de okumuş. 70 Lerin başları eğitim için İstanbul’a gelmiş, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu. Pied de Poule Vintage’ın yaratıcısı, sahibi. Bir kız, bir erkek çocuğu olan, 3 torun sahibi.

    İstanbul’da lezzetin ardından gitmek…

    Lezzetin ardından gitmek, izini sürmek ayrı ayrı bir keyiftir. Lezzetin peşinde yeni keşifler yapmayı seven Pied de Poule’nin yaratıcısı Şelale Gültekin, 1970'lerdeki İstanbul'daki yeme içme kültürünü www.hayatimsaglik.com için yazdı.

    70’lerin başlarında, İstanbul’dayım artık. İlk yıl sınavlardan önce moral için sevdiğim arkadaşlarımla Boğaz’a uzanalım diyoruz. Öğle yemeğini Emirgan’da “Pizza Kupa’da” yemeyi planlıyoruz. Mekan, İstanbul’un ilk pizzacılarından sanırım. Burası ve Karaköy’deki Murat, Baylan Pastanesi benim favori mekanlarım.

    İlk yıl 3 kilo alıyorum, yanaklarım doluyor. Görmemişler gibi her şeyden tatmak istiyorum. İstanbul bilenlerin tasdik ettiği gibi bir yeme içme cennetidir. Sonradan keşfettiğim o kadar çok gizli adres var ki!..

    Mesela 70’lerde, Sultanhamam’da dolaşan el arabasında, şimdiki brunclar gibi her türlü lezzeti bir arada sunan seyyar satıcı. Aslında kahvaltı içindi sattıkları, Rumeli şivesi ile konuşur, saat 11’den sonra ortadan kaybolurdu bu işporta usulü satıcı. Sanırım şimdi çok meşhur olan Namlı Gurme, ondan edinmiştir ilk fikirlerini.

    Keza Beşiktaş’taki sonradan sosyetenin bile ilgisini çeken Pando Usta, benim kahvaltılıklar için ilk tercihimdi yıllar önce.

    Sinema için Beyoğlu’na çıktığımızda PanPan’a muhakkak uğranılırdı, sosisli ayran için. Akşam saatleri ise Atlantik’te büyük bir bardak fıçı birası devirmek, Beyoğlu ritüeli olmuştur uzun zamandır. Ye-Ye’den ya da Papağan’dan en taze kuruyemişler ceplere doldurulur.

    Karaköy’e mi düştü yolunuz Baylan’ın Cup Griye’si damağınızda unutulmaz bir tat bırakır.
    Hava soğuk mu! Kar mı yağıyor. Tarabya Veli’de sıcak bir salep içmek kaçınılmazdır.

    İstanbul’un değme gurmeleri kendine çeken esnaf lokantaları ise anlat anlat bitmez. Hacı Abdullah mı, Kanaat mi, Lades mi Hüsrev mi, Hacı Salih mi… Ya da kıyıda köşede kalmış mütevazi lokantaları mı.

    Ne severim lezzetin ardından gitmeyi.
    İstanbul bu, 3-5 satıra sığar mı. Bir derya, ansiklopedinin her harfiyle uyuşan isimde lokantaları var. Gez gez, ye iç ömre sığmaz.

    Sizlerde umarım bu keyif ve keşfetme turlarına bayılıyorsunuzdur. Hiç olmazsa ayda bir gününüzü hayata ayırın olur mu!

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ