16.7 C
İstanbul
Salı, Haziran 15, 2021

    Prof. Dr. Sevim Dinçer Cengiz
    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Aynı Üniversitede Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı. 1971’de Amerika Birleşik Devletleri Govermental Affairs Institute ve Downstate Medical Center’da mesleki çalışmalarda bulundu. Türkiye’de Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Profesör ve Anabilim Dalı Başkanı olan ilk kadın öğretim üyesidir. Dr. Cengiz, 2009 yılından bu yana Ufuk Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak bilimsel faaliyetlerini sürdürmekte alanında ülkemize öğrenci, asistan ve öğretim üyesi yetiştirmeye devam ediyor.

    İleri yaştaki bir kadın gebe kalmaya karar verirse ne yapmalı?

    Kadınların iş yaşamına katılması, kariyer yapma isteği annelik planlarının da ertelenmesine neden oluyor. Bu durumda gebelik ve doğum için ideal yaş sınırlarının aşılıyor. Peki ileri yaştaki bir kadın gebe kalmaya karar verirsen ne yapmalı? İleri yaş gebelikleriyle ilgili merak edilenleri ve bu süreçte anne adaylarının dikkat etmesi gerekenleri Prof. Dr. Sevim Dinçer Cengiz www.hayatimsaglik.com için yazdı. 

    Son yıllarda diğer ülkelerde olduğu gibi bizde de başta kariyer isteği olmak üzere kadınların sosyal ve iş hayatına katılmaları nedeniyle evlilik yaşı ileriye atılıyor, daha açık bir ifadeyle evlilik ve çocuk sahibi olma planları erteleniyor. Doğal olarak da planladıkları zaman geldiğinde ya da evlendikleri yaş ileri olduğunda gebelik ve doğum için ideal yaş sınırları dışında olabiliyor. Ancak her çift gibi bu çiftler de çocuk sahibi olma arzularının gerçekleşmesini istiyorlar. Bu isteğe de saygı duyulmalı. Fakat yaş ilerledikçe kadının gebe kalma şansı azalmakla birlikte gebelikte de ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşma riski artmaktadır. Ama risk var diye çocuk sahibi olmaktan da vazgeçmemeli.

    Artık yıllar öncesine kıyasla olmaz denilen durumlarda bile tıp çok şeyi başarıyor. Teknolojik gelişmeler ve bunlara bağlı olarak gebelik geliştirme yöntemlerinde de gelişmeler olmuş ve olmaya da devam ediyor. Dolayısıyla yardımcı üreme teknikleri olarak adlandırdığımız yöntemlerle ideal yaş sınırları dışındaki gebe kadın sayısında da son yıllarda hatırı sayılır bir artış olmuştur.

    Yardımcı üreme teknikleriyle engeller aşılıyor

    Gerek kadın gerekse erkeklerle ilgili çeşitli faktörler gebeliğe engel olabildiği gibi yaşla ilgili faktörlerde engel oluşturabiliyor. Yardımcı üreme teknikleri (tüp bebek, mikroenjeksiyon vb) ile bu engeller de aşılabiliyor ve bu sayede azımsanmayacak sayıda kadın gebe kalma mutluluğuna kavuşuyor. Ancak önemli olan sadece gebe kalmak değil, esas olan sağlıklı bir gebelik ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilmek.

    Gebelik için en uygun yaşlar 20-30 arası

    Kadınların gebeliğe en uygun olduğu yaşlar 20-30 yaşları arasıdır. 35 yaş ve üzeri gebelikler ileri anne yaşı gebelikleri olarak tanımlanıyor. İleri anne yaşı gebelikleri, anne adaylarının daha fazla risk ve komplikasyonla karşı karşıya kalabileceği durumlar olup yaş arttıkça riskin artabileceği de bilinmeli.

    Hemen şunu ilave etmeliyim ki her 35 yaş üzeri kadın riskli gebelik geçirecek demek değildir. 35 yaş üzerinde olup komplikasyonsuz gebelik geçirip sağlıklı çocuk sahibi olan kadın sayısı da az değil. Ancak bunları akılda tutarak düzenli doktor kontrolü altında olmak ve önerilere uymak önemli. Yani bu yaş gurubundaki kadınların gebe kalma potansiyeli ve sağlıklı bir gebelik üzerinde yaşın etkili olduğunun farkında olmaları önemlidir. Doktorların da 35 yaştan ve özellikle 40 yaştan sonraki gebelikleri riskli gebelikler olarak ele alıp daha yakın ve özel takip etmeleri gerekir.

    Yaşın ilerlemesi gebelik oluşması için kesin bir engel olmamakla birlikte gerek yumurta sayısında azalma gerekse yumurta kalitesindeki düşüş nedeniyle daha uzun bir süre ya da daha uzun bir tedaviyi gerektirebilir.

    Yaş ilerledikçe yumurtalar azalır kalitesi düşer

    Normalde kız çocuklarında doğduklarında yumurtalıklarında daha sonra yumurta yapmak üzere gelişecek 400 bin kadar follikül dediğimiz yapı vardır. Ergenlikten itibaren her ay bunlardan birkaçı gelişmeye başlar, bir tanesi olgunlaşıp çatlayacak olan yumurtayı oluştururken diğerleri yok olur. Böylece yaş ilerledikçe yumurtalar azalır ve de yaşlanıp kalitesi değişir. Bu herkeste aynı şekilde olmaz, genetik faktörlere bağlı olarak da yumurta sayısı kişiden kişiye değişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe miyom, endometriosis, hipertansiyon ya da farklı rahatsızlıkların eklenmesiyle gebelik olsa bile rahimde tutunma şansı azalabilir.

    Biyolojik yaş kronolojik yaştan daha önemli

    Ancak üreme sağlığı açısından kadınların biyolojik yaşı kronolojik yaşından daha önemlidir. Örneğin 45-46 yaşındaki bir kadın düzenli yumurta üretirken, çok daha genç bir kadın daha erken yumurtaları tükenip menopoza girebilir. Ayrıca yaşlanma yalnız kadınları etkilemez, erkeklerde de yaşlanmayla birlikte seksüel faaliyetlerde azalma, spermlerin sayısı ya da gebelik oluşturma kabiliyetinde azalma olabilir.

    Diğer taraftan doğacak çocuk yönünden de başta down sendromu olmak üzere özellikle 40 yaşından sonra genetik anomalilerde bir artış görülür.

    Şimdi şu sorunun cevabını arayalım:

    İleri yaştaki bir kadın gebe kalmaya karar verirse ne yapmalı?

    Yapılacak ilk şey doktor kontrolü altına girmek ve bu yolla gebelik oluşursa gebeliği kötü etkileyebilecek tıbbi bir problem var mı araştırılmaktır.

    Örneğin hipertansiyon, şeker hastalığı, tiroit bozuklukları ve obezite gebelik sırasında sorun yaratabilir. Dolayısıyla bu ve benzeri rahatsızlıklarla ilgili tetkikler yapılmalı, problem varsa düzeltilmeli. Örneğin hipertansiyonu yani tansiyon yüksekliğini ele alalım, kontrol altına alınamazsa halk arasında gebelik zehirlenmesi denilen duruma yol açarak hem anne hem de bebeğin hayatını riske sokabilir, plasentanın doğumdan önce ayrılarak kanamalarla annenin hayatını riske edebildiği gibi anne karnındaki bebeğin ölümüne de neden olabilir. Ancak yapılan tetkiklerle bu rahatsızlıkların olabileceği önceden öngörülerek gerekli önlemler ve tedavilerle olumsuzluklar önlenebilir.

    Bunlara kadınlarımızı korkutmak için değil, tedbirli olup düzenli tetkik ve kontrollerinin yapılmasına daha gebeliğe karar verildiği andan itibaren başlamaları  gerçeğini hatırlatmak için değiniyorum. Doğaldır ki her kadında yapılması gereken rutin gebelik öncesi tetkikleri de yapılacaklara ilave edilmeli (açlık kan şekeri toxorubella vb). Özellikle gebe kalındıktan sonra da gebe kadın sahip olduğu risklerin farkında olarak düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemeli.

    Gebe kalma şansı nasıl belirlenir?

    Gebe kalma potansiyelini değerlendirmek için de adetin 2.ci yada 3.cü günü FSH,LH ve östradiol adı verilen hormon testlerinin yapılması, yumurtalık rezervinin de USG ile değerlendirilmesi gerekir. Sonuçta kendiliğinden yada yardımcı üreme teknikleri uygulanarak  gebe kalmaları ve yakın takip ve tedavilerle gebeliğin istendiği gibi sonuçlanması sağlanabilir.

    Diğer bir sorun da bebeği bekleyen risklerdir. İleri yaştaki gebeliklerde sadece anne adayı değil çocuk için de riskler oluşabilir. Anne adaylarını en çok korkutan çocukta bir genetik anomali olma olasılığıdır. Bu da artık 2’li 3’lü testler, gerektiğinde de amniyo sentezle ortaya konabilmektedir.

    Sonuç olarak her ne kadar gebelik yaşı ilerledikçe annede kısırlık sorunları oluşabilmekte, gebelik süreci zorlu geçebilmekte, gebelik ve doğumla ilgili komplikasyonlar artabilmekte ise de kimsenin yaşın ileri çocuğun olmaz ya da olursa da bazı zorluklar olur deme hakkı yoktur. Her kadının anneliği tatma ve deneme hakkı vardır. Önemli olan zamanında doğru yerde doğru takip ve tedavilerin uygulanmasıdır. Zorunlu olmadıkça da gebeliği erteleyip ileri yaşlara özellikle 40 yaş civarına ötelememelidir.

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ