25.3 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 19, 2022

    Dr. Gülay Ertürk
    Veteriner Hekim-Homeopat

    Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezunu. İngiliz Homeopati Enstitüsü’nden Veteriner Homeopati eğitimi alan Ertürk’ün, Kediniz Konuşuyor ve Köpeğiniz Konuşuyor isimlerinde yayınlanmış iki kitabı bulunuyor. . Merkezi Ankara’da bulunan Veteriner Homeopati Derneğinin kurucu üyesi ve geçmiş dönem başkanıdır.

    Kedi ve köpekleri besleme konusunda pek çok fikir var. Peki hangisi doğru?

    Evcil hayvanların beslenmesi konusunda herkesin aklında birçok soru var. Peki kedi ve köpeklerimizi nasıl beslemeliyiz? Günde kaç öğün mama verilmeli, kısırlaştırılmış hayvanların enerji ihtiyacı ne? İşte bu sorularının cevabını Veteriner Hekim-Homeopat Gülay Kabasakal Ertürk, hayatimsaglik.com için yazdı.

    Beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini bilmeyen yoktur sanırım. Bu hafta beslenme  üzerine konuşalım. Kedilerde ve köpeklerde, beslenme konusunda çeşit çeşit fikirler var.  Kimi tahılsız beslenme iyidir  diyor, kimi glutensiz beslenme. Kimi çiğ gıdayı öneriyor, kimisi  de asla çiğ yedirmememiz lazım diye düşünüyor. Konserve mama mı iyi yoksa kuru mama mı? Her kafadan bir ses çıkıyor. Bu konu biraz uzun. O yüzden iki bölüm halinde konuşalım. Bugün, kedi köpeklerimizi niçin  kendimiz gibi beslemememiz gerektiğini ve onların ihtiyaçlarının bizden farkını ve öğün sayısını koşalım. Daha sonra da ticari mamalardaki farklılıkları konuşuruz.

    Onlar dört bacaklı insan değil

    Öncelikle kedi ve köpekleri, kendimiz gibi düşünmememiz lazım. Her zaman dediğimiz gibi, onlar dört bacaklı insan değiller. Onlar, bizim evcil dostlarımız. Sindirim sistemleri, gereksinimleri, fizyolojik mekanizmaları bizden çok farklı. Nedir bu farklar anlatalım.

     

    Kedilerin protein ihtiyacı daha fazladır

    Öncelikle onların enerji gereksinimlerini karşılamak için besin olarak ilk kullandıkları gıda, biz insanlar gibi karbonhidrat değil. Bizler, vücudumuzda enerji sağlamak için ana besin kaynağı olarak  karbonhidratları kullanıyoruz. Oysa özellikle kediler ve köpekler için protein öncelikli geliyor sonra da yağlar. Özellikle yavru bir kedi, yetişkinden 1,5 kat fazla proteine ihtiyaç duyar. Bu neredeyse yiyeceği gıdanın yarısı kadarına denk gelir. Yetişkin bir kedi, yetişkin bir köpekten 2-3 kat daha fazla proteine ihtiyaç duyar.

    Köpekler atalarından 4 kat fazla karbonhidrat tüketiyor

    Biz insanlar, aldığımız besini parçalayıp enzimlerle sindirmeye ağızda başlarken, kedi ve köpeklerde ağızda enzimatik işlem çok daha sınırlı. İnsanlar yedikleri karbonhidratın sindirimini tükürüklerindeki amilaz ile yemeğini  yerken başlatıyorlar.  Köpek ve kediler ise ağızlarını, gıdayı parçalama işlemi için kullanıyorlar. Ve ne yazık ki bugünkü evcil köpekler, gıdalarında, yabani köpeklere göre 4 kat daha fazla karbonhidrat tüketiyorlar. Kuşkusuz ataları da bitki bazlı gıdalardan bazı karbonhidratları tüketiyorlardı ama bugünkü evcil köpek mamalarındaki oranda değil.

    Kedi ve köpeklerin ağzında olan diş sayısı bizden farklı. Köpekte 42, kedide 30 diş var. Ayrıca, dişleri fonksiyonel açıdan da bizden farklı. İnsanların azı  dişleri gibi öğütücü yüzeyleri pek yok. Öğütücü yüzey, köpekte az sayıda var ama kedide hiç yok. Onların dişleri sivri. Azı dişleri dahil.

    Sindirimleri daha kısa sürüyor

    Mideleri tek bölümlü olmak açısından bizim midemize benzese de, özellikle köpeklerin midesinin ilk bölümü, bir kerede hacimsel olarak çok fazla gıda alabilecek kadar esneme kapasitesine sahip. Yani köpek midesinde kediden farklı olarak iki farklı saha vardır. Düşünsenize, yetişkin bir kurt bir oturuşta 9 kg et yiyebiliyor. Nerdeyse kendi vücut ağırlığının yarısı ya da üçte biri kadar bir  koyunu yiyebiliyor yani. Bağırsakları da farklı. Biz insanlara göre bağırsak uzunlukları daha kısa. O yüzden bizim sindirimimiz 1-2 gün sürerken onların, sabah yediğini akşama sindirip atmış olması mümkün.

    Midenin sindirim için asitlik derecesi de farklı. Onlar, çiğ eti ve kemiği sindirebilecek kapasitede mide asitliğine sahipler. Böyle olunca da Salmonella, Camphylobacter, E.coli gibi patojenik bakterileri midelerinde etkisiz hale getirebiliyorlar. Zararlı bakterileri öldürüyorlar. Çünkü onların midesi bu mikropları yok edecek bir asitlikte. Bu kadar fark varken, bizim gibi beslenmeyecekleri ortada. O zaman nasıl besleyelim.

    Köpekler ve kediler günde kaç kez beslenmeli?

    Normalde doğaları gereği köpekleri, günde bir ya da iki kez beslemek yeterlidir. Ancak yavruluk dönemlerinde günde 3 öğün gerekir. Çünkü, aynen insan yavruları gibi onların  da bebekken, mideleri sindirim için yeterince becerikli değildir. O yüzden verilen gıdayı bir öğünde sindiremezler. Birkaç öğün verilmesinin sebebi budur. Erişkin hale geldikten sonra, duruma göre bir öğün verilebilir.  Kediler ise köpekler gibi bir kerede midelerini aşırı doldurmadıkları için günde 3-4 öğün beslenebilirler. Yani kediler sık ancak küçük öğünler halinde beslenirler.

    Gıda olarak kuru mama da olsa konserve mama da olsa vücut ağırlıkları, kalori gereksinimleri, enerji sarfiyatları gözönünde bulundurularak gıda miktarı belirlenmelidir. Öyle, gelsin gitsin yesin, canı istediğinde yesin yaklaşımı doğru değildir. Bunun ne sakıncası var diye sorabilirsiniz. Kedilerin ve köpeklerin  beslenme ile ilgili sorunları, daha çok sahiplerinin bilinçsiz davranışları nedeniyle aşırı beslemeden ya da dengesiz beslemeden kaynaklanmaktadır.

    Kısırlaştırılmış olanların enerji ihtiyacı daha az

    Öğün sayılarının yanlış düzenlenmesi, hayvanın aktivitesine göre beslenme düzeninin yapılmaması problemlere yol açmaktadır. Kısırlaştırılmış bir kedi ya da köpek  kısırlaştırılmamışa göre yaklaşık yüzde 30 daha az kaloriye ihtiyaç duyarlar. Obezite, zayıf hayvanlara oranla şişmanlara  daha fazla ölüm riski getirmektedir. Kendilerine uygun bir formülasyonla hazırlanmış mama ile beslenme önemlidir. Yavruluk, yetişkinlik ve yaşlılık olmak üzere, kedide de, köpekte de, besinsel olarak ele alınması gereken üç önemli yaşam aşaması vardır. Ayrıca, özel gıda desteği ile besleyerek yönetilebilen veya iyileştirilebilen birçok tıbbi durum söz konusudur. Unutmayınız ki,  Veteriner hekiminiz, köpeğiniz ya da kediniz için her yaşta, her boyutta ve her durumda en iyi beslenme seçimlerini yapmanıza yardımcı olmaya her zaman hazırdır.

    Sağlıklı ve mutlu hayvan, sahibine de mutluluk verir, ve mutluluk sağlıktır, sağlık da  mutluluk. Hep mutlu kalın.

    www. petklinik.com

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ