19.3 C
İstanbul
Pazar, Haziran 13, 2021

    Feza Karakaş
    FMK Bilgelik Atölyesi kurucu üyesi,Eğitmen-Yazar

    Lise ve yüksek okul eiğtimini Ankara’da tamamladıktan sonra ABD’de Houston Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye bölümünü bitirdi. Western Connecticut Üniversitesi Psikoloji, Connecticut Üniversitesi Sosyal Hizmetler Master eğitimine katıldı. Eşinin işi gereği Orta Doğu, Güney Amerika ve Avrupa’da uzun seneler yaşadı. 2004 Yılında Amsterdam’da Byron Katie ile tanışması sonucu The Work metoduna âşık oldu. 2005 de başlayan The Work eğitiminden sonra 2011 yılında Uluslararası Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı oldu. 2019 yılında kendisi gibi Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı olan eşi Metin Karakaş ile Farkındalık, Meditasyon ve Kabul Atölyesi FMK Bilgelik Atölyesini kurdu. 2019 yılının başından beri FMK Bilgelik Atölyesinde eğitmenlik yapıyor, kurumsal ve özel seminerler veriyor. Mutluluk Projesi –Mutluluğa 53 Adım adlı kitabın yazarıdır.

    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?

    Herkesin sıkça yaşadığı duygulardan biri kuşkusuz endişe... Gelecekle ilgili bizi korkutan, anı yaşamamızı engelleyen, yorucu, insanı tüketen bir duygu. FMK Bilgelik Atölyesi kurucu üyesi, eğitmen yazar Feza Karakaş, "Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?" sorunusun cevabını www.hayatimsaglik.com için yazdı.

    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?
    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?

    Endişe sıkça deneyimlenen korku dolu düşüncelere inanma sonucunda yaşadığımız bir duygudur. Olumsuz sonuçlanacağına inandığımız veya şüphelendiğimiz, deneyimlemek istemediğimiz kontrolümüz dışında olan olaylar endişe duymamıza neden olabilir. Hepimiz zaman zaman hayatımızın bir noktasında bir şeyler hakkında endişe duyabiliriz.

    Endişe korkunun bir uzantısıdır, çok yorucu ve insanı tüketen bir deneyim olabilir. Endişenin var olması için gelecek yaratır ve gelecekte kötü bir şey olabileceğine inanır ya da olmasından kuşkulanır ve korkarız.

    Geçmişten getirdiğimiz korku dolu hikâye ve inançlarımızı geleceğe taşır ve şimdiki anda endişeli düşüncelere sorgulamadan inanabiliriz. Halbuki sadece şimdi vardır ve gelecek daha yaşanmamıştır. Gelecekte ne olacağı için şimdiki anımızı endişe yüklü düşüncelere feda ettiğimizde kendimizi bir kâbusun içine sokarız. Gerçek şu ki endişelendiğimiz şey henüz gerçekleşmeden biz korktuğumuz şeyi o anda zihnimizde olmuş gibi yaratır ve endişe deneyimleriz.

    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?
    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?

    KENDİ KENDİNE YARATILAN BİR KORKU DURUMU

    Endişeyi çok kısa bir şeklide tarif edersem; endişe, kendi kendine yaratılan gereksiz bir korku durumudur. Yine de çoğumuz endişeleniriz çünkü farkında bile olmadan otomatikman korkulu düşüncelere inanırız. Endişelenmemizin nedenlerinden birisi kontrolün bizde olmadığını hissetmemizdir.

    Korku dolu ego zihni bilinmeyenden korkar. Bilinmeyen bir gelecek onda endişe yaratır. Bunun dışında reddedilmek, yalnız kalmak, sınavda kötü yapmak, başarısız olmak, onay almamak, hata yapmak, o kadar iyi görünmemek, yeterince iyi olmamak, birinin bizim hakkımızda ne düşündüğü, hastalanmak, paramızı kaybetmek, geç kalmak, çıldırmak, tuhaf düşüncelere ve duygulara sahip olmak, aşağılanmak, sevilmemek gibi pek çok şey için endişelenebiliriz.

    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?
    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?

    NEDEN ENDİŞELERLE KENDİMİZİ ÇILGINA ÇEVİRİYORUZ?

    Neden bu endişelerle kendimizi çılgına çeviriyoruz? Neden anda kalmıyor ve endişeli düşüncelere inanarak zihnimizde bize acı ve keder veren hikayelerin içine giriyoruz? Çünkü düşüncelerimize inanıyoruz. Neden endişenlenmeye devam ediyoruz? Çünkü endişeli düşüncelere inanmaya bağımlı olmuşuz. Alışmışız ve bunu normal sanıyoruz. Her düşündüğümüze doğruluk testi vermeden körü körüne inanıyoruz. Zihninizden geçen ve sorgulamadan inandığınız düşüncelerin daha fazla farkına vardıkça, kaç tane olumsuz düşüncenin etkisi altında yaşadığınıza şaşırabilirsiniz.

    Ne sıklıkla kendinizi korkutuyor, endişelendiriyor, çaresiz, engellenmiş, korkulu veya mutsuz hissediyorsunuz? Ben ne zaman endişelenmeye başlasam, bir güven krizi yaşadığımı fark ediyorum. Kendimi güçsüz hissediyorum. Evrene olan güvenim yok oluyor, korkulu bir geleceğin içine doğru gidiyorum. Peki bu inandığım endişeye sebep olan düşünceler doğru mu? Gerçekten bu korktuğum şeylerin olacağı doğru mu? Körü körüne ve boşu boşuna korkmak niye? Sonra korktuğum şey başıma gelse ne olur? Belki deneyimlemek istemediğim şey o kadar da çok korkulacak bir şey değildir. Olan olmasına ihtiyacım olandır diye düşünüp olana bakış açımı değiştirdiğimde deneyimim de değişmez mi?

    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?
    Endişelerle kendimizi neden çılgına çeviriyoruz?

    HER ŞEYİ HALLEDEBİLECEĞİNİZE GÜVENSEYDİNİZ!

    Ya ortaya çıkan her şeyi halledebileceğime güvenseydim? Ya kendi güvenlik ağım ve gücüm kendim olsaydım? Olana güvenmeyi ve düşüncelerinizi farkına varıp, onları sorgulayarak inanıp inanmamayı seçme sorumluluğunu alırsanız, endişeli ve korkan zihin hapishanesinden çıkış yapabilirsiniz. Korkularınızın takipçisi değil, düşüncelerinizin lideri olursunuz.

    Başka bir değişle zihninizin esiri değil veziri olmanız mümkün. Nasıl mı? Düşüncelerinizin ve duygularınızın farkındaysanız, onlara inanmadan önce TheWork denilen 4 soru ve tersine çevirmeler metodunu kullanarak sorgular ve sonunda farklı tepki vermeyi seçerek onlar üzerinde gücünüzü kullanabilirsiniz.

    Aşırı endişelenme ve olumsuzluğu deneyimlemenize neden olan düşünceleri yakalar ve sorgulayarak hakikate yaklaşabilir ve yaşama bakış açınızı dönüştürebilirsiniz. Olumsuz düşünceleri farkına vardıkça, onlara inanmak yerine gözlemlemeye başlayıp tanık olur, olumsuzluk ve endişeye meydan okur ve onları sorgular ve hakikatinizi keşfedebilirsiniz.

    BENİ ENDİŞELENDİREN NEYDİ?

    Geçen hafta yıllık kontrollerimi yaptırtmak için hastaneye gittim. Gün boyu o bölümden öbürüne, bir kontrolden öbürüne dolaştım. Test sonuçlarımı almak için doktorumun ofisinde beklediğimde kendimde bir huzursuzluk fark ettim. Dikkatimi duygularıma verdim. Endişeliydim. Mutlu değildim. Coşku yoktu. Bir anda uyandım. Şu anda hangi düşünceye inanıyordum ve endişe denilen duyguyu deneyimliyordum. Kendimi sınav sonucunu bekleyen küçük bir kız öğrenci gibi hissettim. Neden endişeleniyordum? Düşüncelerimi yakaladım. Hastalıktan korkuyordum. Bedenimde hastalık çıkmasından,  sonuçların olumlu olmamasından korkuyordum. Neden korkuyordum hasta olmaktan? Daha doğrusu bedenimin hasta olmasından? Ölmekten, muhtaç olmaktan, yaşam kalitemim düşmesinden korkuyordum. Doktorumun ofisindeki omuzlarım düşmüş bir şekilde koltukta adeta gömülmüş gibi oturduğumu fark ettim. Yüzümde maske olmasaydı ve o anda aynada yüzümü görmüş olsaydım büyük bir olasılıkla yüzümde de endişe izlerine rastlardım.

    Duygularım benim en büyük hediyem ve beni içine düştüğüm endişe kuyusundan çıkmam için evrenin bana attığı bir ip oldu. O anda deneyimlediğim olumsuz duyguları fark ederek düşüncelerimin izini sürdüm ve onları yakaladım. Hasta olmaktan korkan, endişelenen ve gelecekten korkan bir zihnin etkisi altındaydım o anda. Hemen sorgulamaya başladım. Check-up sonuçlarımın sağlıklı çıkmayacağı doğrumu? Bilmiyorum daha sonuçları bile görmemiştim. Varsayayım ki sonuçlar tam sağlıklı değil. Hasta olacağım doğru mu? Hayır.  Varsay ki hasta oldum. Öleceğim, yaşam kalitemin düşeceği, muhtaç olacağım doğru mu? Hayır, hayır, hayır. Varsay ki korktuğum şeylerin hepsi oldu. En fazla ne olur? En çok neden korkuyorum? Bana olabilecek en kötü şey diye inandığım şey belki bana olabilecek en iyi şeydir. Kim bilir? Belki de korkulacak tek şey korkunun kendisidir. Endişesiz mutlu ve huzurlu bir yaşam yaratmanız dileği ile, sevgi ile kalın.

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ