17.8 C
İstanbul
Salı, Eylül 21, 2021

    Uykusuzluk stresi 2’ye katlıyor

    Uyku insan vücudunun en önemli ihtiyaçlarından biri. Uzman Klinik psikolog Fundem Ece Erdem, uykusuzluğun stresi iki katına çıkardığını ifade etti.

    UYKUSUZLUK BAĞIŞIKLIK SORUNUNA NEDEN OLUYOR

    Konuyla ilgili konuşan Klnk. Psk. Erdem, bu durumda vücudun geceleri uyku halinde salgıladığı melatonin hormonunu üretemediğini, bunun sonucunda ise biyolojik saatte bozulmalar ve bağışıklıkta sorunların ortaya çıktığını söylüyor. Klnk. Psk. Erdem, kaygı ve stresle işlevleri bozulan bireylerde afet sonrasındaki dönemlerde iştahsızlıkla beraber kilo kaybı, uyku problemleri, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, yorgunluk, bağırsak problemleri, cilt sorunları ve birçok psikopatolojinin görülmesinin de muhtemel olduğunun altını çiziyor.

    PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ

    Afetin neden olduğu psikolojik sorunlar, anlık veya daha sonra ortaya çıkabiliyor. Yataş Uyku Kurulu Uzmanlarından Klnk. Psk. Erdem, yoğun strese maruz kalan afet bölgesindeki bireylerin stresin sebep olduğu fiziksel sıkıntıların yanı sıra karar vermede güçlük çekme, konsantrasyon eksikliği, hafızanın zayıflaması, hata yapmada artış ve performansta düşüş gibi zihinsel bazı sorunlar da yaşayabileceğini belirtiyor. Yoğun kaygının sürmesi halinde kişilerde anksiyete bozukluğu gözlenebileceğini söyleyen Klnk. Psk. Erdem, şöyle devam ediyor: “Afet sonrasında yoğun stres altında olan kişilerde depresyon görülebilir ve travma sonrası stres bozukluğu oluşabilir. İş hayatı, günlük aktiviteler, aile hayatı, ilişkiler gibi yaşamın her alanında sorunların ortaya çıkması muhtemeldir. Travma sonrası stres bozukluğu kısa süreli olabileceği gibi yıllar boyunca da sürebilir. Bu nedenle yaşanılan afetten sonra psikolojik destek almak büyük önem taşıyor.”

    ANKSİYETE GÖRÜLEBİLİYOR

    Afetler sonucunda kişiler fiziksel kayıplar yaşayabileceği gibi psikolojik uyumsuzluklar da yaşayabiliyor. Yaşadığımız yangınlar, seller gibi doğal afetler bireyi kaldırabileceğinden daha fazla stresle karşı karşıya bırakıyor. Bireylerde genel olarak tedirginlik hali gözlemlendiği gibi anksiyete ve panik artışı da yaşanabiliyor. “Yaşanan afetsonucunda kişiler evlerini ve yakınlarını kaybettiler. Bu gibi durumlarda kişi umutsuz, yalnız ve çaresiz hissedebilir, kendini suçlayabilir” diyen Klnk. Psk. Erdem, kişilerde geleceğe yönelik kaygı ve korkuların yaşanabileceğinin de altını çiziyor. Bu gibi durumlarda kişinin kendisi gibi afete maruz kalmış bireylerle iletişim kurmasının, afetzedelere yardım etmesinin iyileşme sürecine yardımcı olabileceğini ifade eden Yataş Uyku Kurulu Uzmanlarından Klnk. Psk. Erdem, kişinin yaşayabileceğini diğer durumları ise şöyle özetliyor: “Kişi yaşadığı travmatik olaylar tekrar tekrar hatırlayabilir, afetin veya yaşadığı duygularının tekrarlandığı sıkıntı veren rüyalar görülebilir. Yaşadığı travmatik olayın önemli bir kısmını hatırlamama veya sıkıntılı anılardan, duygu ve düşüncelerden kaçınma davranışı da gösterebilir. İnsanlara veya nesnelere karşı saldırgan davranışlar ve öfke patlamaları sergileyebilir. Abartılı irkilmeler, her an tetikte olma durumu ortaya çıkabilir. Odaklanma problemi yaşanılabilir.”

    AFETZEDELERE PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLANMALI

    Bu tür afetler ve travmatik olayların kişilerde psikolojik destek ihtiyacı oluşturduğunun altını çizen Klnk. Psk. Erdem, afet sonrasında bu kişilerin normal yaşamlarına geri dönmeleri için psikososyal desteğin önemine dikkat çekiyor: “Bireylere yaş gruplarına göre terapi uygulanabilir. Ayrıca gelecekte meydana gelebilecek benzer bir afete karşı da mental olarak başa çıkabilmesi için destek verilebilir. Afet sonrasında öncelikle çocuklara, durumu anlamalarını kolaylaştıracak şekilde açıklama yapılmalı, afetzedeler, duygularını anlatmaya teşvik edilmelidir. Afeti yaşayan kişilerin bir arada bulunması da destek ve dayanışma duygusunun oluşmasını sağlar.”

    Yataş Uyku Kurulu Uzmanlarından Klnk. Psk. Erdem, tıpkı afeti bizzat yaşayanlar gibi televizyonda yangın haberi izleyen, gazetede okuyan, sosyal medyadan takip eden, bir yakını afetzede olan kişilerde de travma görülebileceğini hatırlatıyor. Erdem, bu kişilere önerilerini şöyle sıralıyor: “Eğer üzerinizde kontrol edebileceğinizden fazla stres oluşuyorsa bunu atmak için egzersiz yapabilir, daha iyi beslenebilir ve düzenli uyumaya dikkat edebilirsiniz. Sanatsal faaliyetler gibi sizi dinlendirecek aktivitelere ya da hobilere yönelebilirsiniz. Travmatik etkilerden kaçınmak normaldir ama fazla içine kapanmak da sağlıklı değildir. Kendinizi hazır hissettiğinizde duygu ve düşüncelerinizi çevrenizle paylaşabilirsiniz. Eğer bu stresle başa çıkamadığınızı düşünüyorsanız psikolojik destek almasınız.”

     

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ