28.1 C
İstanbul
Pazar, Temmuz 25, 2021

    Şelale Gültekin

    Çanakkale doğumlu, Marmarisli. Üç yaşında babasının görevi sonucunda Edirne’ye yerleşmiş. İlk, orta ve liseyi Edirne’de okumuş. 70 Lerin başları eğitim için İstanbul’a gelmiş, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu. Pied de Poule Vintage’ın yaratıcısı, sahibi. Bir kız, bir erkek çocuğu olan, 3 torun sahibi.

    Tatilin değişmeyen adresi Marmaris-Bodrum’da 1970’lere yolculuk

    Yıllar geçse de, mekanlar değişse de Marmaris, Bodrum tatilin değişmeyen, özlenen adresleri... Pied de Poule’un yaratıcısı Şelale Gültekin, 1970 yılında ailesiyle birlikte bizi istanbul'dan Marmaris'e götürüyor... Keyifli okumalar...

    1970 Marmaris- Fotoğraf: Oğuz Topoğlu
    Marmaris 1970- Fotoğraf: Oğuz Topoğlu

    Tophane Rıhtımındayız ailemle… Aylardan ağustos, yıl 1970. Koşuşan hamallar, turistler bekleşen kalabalık. Limanda bembeyaz “İSKENDERUN “ yolcu gemisi. Acelesi yok, salınıp duruyor dalgada nazlı nazlı. Çocukluktan beri nedense hep aynı gemi ile gittik Marmaris’e. Aslında gemi turistlik tarife ile İskenderun’a kadar gider döner 2 haftada. Biz sonunu getirmeyiz.

    Şimdi bu çok keyifli yolculuk 3 gün, 3 gece sürer… Hadi bavullarımızı alıp, yan merdivenden çıkıp kamaralarımızı bulalım.

    Annemle babama bir oda, biz kardeşlere bir. Lamboz adı verilen yuvarlak camlardan bakalım, git gide uzaklaşan İstanbul’a. Vakit öğle, hava sıcak.
    Akşamüstü saat 18.00 civarı Çanakkale Boğazı’na girilmeden babam iki kuruş fark vererek üst güverteye çilingir masası kurdurur. Kavun, peynir, iki üç meze ile rakısını yudumlardı. Karşısında benim gibi Çanakkale doğumlu annem, anılarını tazelerlerdi ihtimal, gece geç vakitlere kadar. Bizler yolcu salonunda herkesle birlikte yerdik yemeğimizi.

    İzmir Konak Meydanı
    İzmir Konak Meydanı

    Sabah erken saatlerde İzmir’deyiz. Tüm gün İzmir bizim, akşam 20.00 ye kadar. Önce Basmane’deki fuar ziyaret edilir. Benim üzerimde yeşilli tabalı grili, uzun bir harmani. Önden açık, çan kollu, ham dokuma, keten pamuk karışık. İçinde bol paça pantolonum.

    O zamanlar piyasaya ilk kez çıkan boyundan askılı orange tişörtüm. Bileğimde şangır şungur bilezikler. Ayağımda şıpıdık sandaletlerim. Gözümde John Lennon gözlüklerim. En sevdiğim, kırıp kırıp tekrar aldığım. Annemde ise her zamanki şıklık. Tüm turistlerin sadeliği yanında dikkat çekici. İkimiz yan yana ters kutuplar gibiyiz. Annem ne kadar elegantsa, ben o kadar bohemim.

    İzmir Kemeraltı Çarşısı
    İzmir Kemeraltı Çarşısı

    Basmane’ye yakın Amerikan pazarlarından, mayolarımız alınır. İzmir’in sıcağında sadece Kemeraltı’na gider, annemin istediği rafya çanta ve şapkayı alır, pes eder döneriz Alsancak’a.
    Kordon’da bir balık restoranına otururuz. Bu masanın efendisi babamdır. Marmarisli ya, balık da ondan sorulur, roka da, tarama da, ahtopot da. “Ege’nin balığı karagözdür, mercandır, çupradır” der. Denizden ne çıkarsa silip süpürür. Geç öğlen sofrasında ard arda devirdiği kadehlerle çakır keyif. Ben bile bir şişe birayla bir başkayım.

    İzmir’de körfez meltemle serinlemiş, üfür üfür. Hani babama desek, dönelim tekrar Kemeraltı’na, inanın istediğimiz her şeyi alır. Babam böyledir benim, sert görünür, yumşacıktır aslında.

    Alsancak'ta gün batımı
    Alsancak’ta gün batımı

    Alsancak’ta güneş batmak üzere biz diğer yolcularla botlarla taşınıyoruz gemiye. Gemi sanırım gece yarısına doğru demir alıyor. Her sefer olduğu gibi Sakız Adası açıklarında bir dalga bir dalga. Annemle, erkek kardeşim üst güvertedeler, babam yanlarında. Küpeşteye dayanıp denizi seyrediyorum, kocaman dalgalarla sağa sola yalpa vuruyor, koca gövdesi. Endişeli değilim, kaçıncı yolculuk bu alışkınım.

    Marmaris 1970'ler
    Marmaris 1970’ler

    Sabah kahvaltı saatinde Kuşadası’ndayız.
    Üç dört saatimiz, Ege’nin o zamanlar en popüler sayfiye adresi Kuşadası’nda geçiyor.
    Takılar alıyorum kendime minicik deniz kabuklularından, mavili pembeli, parmak arası terliklerim alındığı gibi ayağımda. Öğlen saatlerinde gemi yine yol alıyor.

    Akşamüstü Bodrum’dayız. Hani bildiğiniz Bodrum… Bodrumvar ya adına şarkılar yapılan. Modası hiç geçmeyen, her yaz orada olmamanın, sanki hayatımızdan bir şeyler eksilmiş gibi hissettiğimiz.
    İşte o Bodrum.
    Hatırladığım 60’ların ikinci yarısında deniz kıyısında bir köy. Bir ufak çarşı, kale, iki salaş kahve, deniz kenarında balıkçı kayıkları.. Turizm kelimesini duyan bilen yok henüz.
    Çarşıdan Ula dokuması iki basit uzun elbise alıp, iki rengini de üst üste giyiyorum, bayılırım bu İskandinav tarzına. Uzunlu kısalı, boynumda boncuklarım. Ahhhh bir yelek atamamışım valize. Kafamda bandana, hippie gibi göründüğüme emin mutluyum, ama maalesef annem bozuyor görüntüyü. Herzamanki şık şıkıdım Ulviye Hanım.

    Marmaris 1970'ler- Fotoğraf: Moda Müzayede
    Marmaris 1970’ler- Fotoğraf: Moda Müzayede

    O gecenin sabahında yeryüzündeki cennet Marmaris’teyiz. Gemi boğazı geçip demir atmış. Eniştem, halam, kuzenlerim karşılamaya gelmiş motorla. Denizin kendine has kokusuna çam ve sığla ağaçlarının kokusu karışmış.
    Şimdi yine ben olsam 16 yaşında, yine aynı gemiyle gitsem Marmaris’e. Yine aynı yüzler karşılasa beni, yine aynı kokuları duyup yaşama şükretsem.

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ