17.8 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 22, 2021

    Omurga ağrınız varsa sebebi bu olabilir!

    Halk arasında Suna Pekuysal hastalığı olarak bilinen rahatsızlık hakkında bilgi veren Prof. Dr. Seval Pehlevan, ''Ankilozan spondilit toplumda her bin kişiden 5’inde görülüyor. Omurga ağrılarınızın sebebi, ankilozan spondilit olabilir'' dedi.

    Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, ankilozan spondilit hastalığında görülen belirtilerden en sık karşılaşılanın bel ağrısı olduğunu vurguladı.

    ”BEL AĞRISI TOPLUMDA SIK GÖRÜLEN BİR PROBLEM”

    Bel ağrısının toplumda sık görülen bir problem olduğun ubelirten Prof. Dr. Pehlivan, ”Peki bel ağrısının ankilozan spondilite mi yoksa bel fıtığı gibi başka bir sebebe mi bağlı olduğunu nasıl anlıyoruz? Ankilozan spondilitin de içinde bulunduğu inflamatuar bel ağrısı yapan hastalıklarda ağrının hareketle azaldığını görüyoruz. Yani hareket ettikçe ağrısı azalıyor, dinlenme durumundayken veya uyurken ise ağrısı artıyor. Bu durum mekanik sebeplerle olan bel fıtığı ağrısı gibi durumların tam tersi. Dolayısıyla bir hasta bize ‘Sabah kalktığımda uzun süre hareket edemiyorum tutulup kalıyorum, belim çok ağrıyor.’ ya da ‘Oturdukça belim ağrıyor ama hareket edince düzeliyor.’ şeklinde şikayetlerle geldiğinde aklımıza öncelikle ankilozan spondilit geliyor” diye konuştu.

    ”YORGUNLUK SEMPTOMLARI GÖRÜLEBİLİR”

    Prof. Dr. Pehlevan ankilozan spondilit hastalığında iltihaplanma omurga ve kalça başta olmak üzere göğüs kafesi, diz, omuz gibi eklemlerde de oluşabildiğine ve ayrıca ankilozan spondilitte eklem katılığı, yorgunluk halsizlik gibi semptomlar da görülebildiğine dikkat çekti. Pehlevan, ankilozan spondilitin neden geliştiğine dair, “Ankilozan spondilit gelişiminin altında yatan mekanizmalar henüz tam olarak aydınlatılamadı. Ancak genetik faktörlerin bu hastalığın gelişiminde rol oynadığını biliyoruz. Örneğin HLA-B27 geni taşıyan kişilerde ankilozan spondilit gelişme riski oldukça yüksek” bilgisini verdi.

    HASTALIĞIN TAMAMEN TEDAVİSİ MÜMKÜN DEĞİL

    Hastalığın tamamen tedavisinin mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Pehlevan, “Şüpheye düşülen veya hastalığın hangi aşamada olduğunun görülmesi gereken durumlarda X-ray film veya MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yardım alınabiliyor. Ankilozan spondilit tedavisi ise temelde hastalığın ilerleyişini önlemeye yönelik. Çünkü hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi maalesef ki yok. Ankilozan spondilit tedavisinde eklemlerdeki iltihaplanmayı azaltma ve eklemin hareket kabiliyetinin korunması amaçlanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Prof. Dr. Pehleva konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Tedavide hastalara iltihaplanmayı önleyici ilaçlar veriyoruz. Bel ağrısı gibi durumların günlük hayatta hastayı kısıtlamaması için de ağrı kesicileri kullanıyoruz. Ankilozan spondilit hastalarında ilaç tedavisi kadar fizik tedavi de önemli. Fizyoterapide bu hastalara omurganın esnekliğini korumaya yarayan, hastanın hareket becerilerini artıran egzersizler yaptırılıyor. Böylece hastanın eklemlerinde meydana gelebilecek tutukluk ve katılaşmayı önlemeye çalışıyoruz. Ayrıca hastanın daha rahat hareket etmesini sağlayarak yaşam kalitesini yükseltiyoruz.”

    ”ANKİLOZAN SPONDİLİT İLERLEDİKÇE HASTADA ÇOK SAYIDA KOMPLİKASYON GELİŞİYOR”

    Ankilozan spondilit ilerledikçe hastada çok sayıda komplikasyonun geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Pehlevan, ”Vücudun kendini iyileştirme çabası iyi sonuçlanmıyor. Çünkü yeni oluşan kemikler, omurgada yer alan eski kemiklerin arasındaki boşluğa yerleşiyor. Bu durum omurganın hareketini kısıtlıyor. Bazen bu kısıtlama göğüs kafesini de etkiliyor. Göğüs kafesinin yeterince genişleyememesi akciğer fonksiyonlarının bozulmasına yol açıyor. Ankilozan spondilit hastalığında vücutta yaygın olarak görülen iltihaplanma gözde üveit ve kalpte aort işlevlerinde aksaklığa neden oluyor” diyerek sözlerini noktaladı.

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ