16.7 C
İstanbul
Salı, Haziran 15, 2021

    Şelale Gültekin

    Çanakkale doğumlu, Marmarisli. Üç yaşında babasının görevi sonucunda Edirne’ye yerleşmiş. İlk, orta ve liseyi Edirne’de okumuş. 70 Lerin başları eğitim için İstanbul’a gelmiş, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu. Pied de Poule Vintage’ın yaratıcısı, sahibi. Bir kız, bir erkek çocuğu olan, 3 torun sahibi.

    Kayıp İstanbul’da unutulmaz bir mekan: Markiz Pastanesi

    Bir dönem Beyoğlu'nun simgesi ünlü Markiz Pastanesi... İhtişamıyla, lezzetleriyle, sunumuyla kapısında kuyrukların oluştuğu mekan. Şimdi ise kapısına kilit vurulmuş, terk edilmiş halde. İstanbul'un en güzel dönemlerini yaşadığı için kendisini şanslı addeden Pied de Poule’nin yaratıcısı Şelale Gültekin, o günleri  www.hayatimsaglik.com  için yazdı. 

    Beyoğlu’nun sembolü ünlü Markiz Pastanesi

    Markiz Pastanesi’ne 2003 teki dönüşümünde merak ederek gideniniz vardır elbette. Ben 60’lı yıllarda gittim birçok kere. Daha çok babamla giderdik, annem çoğunlukla terzilerde olurdu…

    İlk gittiğimde etkilenmemem imkansızdı, yüksek duvarlar, tavandan sarkan devasa kristal avize, lambrilerin arasında rengarenk virtraylar… Hele bir duvar boyunca sıralanan dört mevsimi betimleyen art-deco seramik panolar.. Babamdan öğreniyorum sonradan bu panolardan birinin, Paris’ten gelirken kırıldığını.

    Kayıp İstanbul'da unutulmaz bir mekan: Markiz Pastanesi
    Kayıp İstanbul’da unutulmaz bir mekan: Markiz Pastanesi

    Vitraylar içeri giren ışığı gökkuşağı renkleriyle yansıtıyordu. Kapının karşısındaki uzun meşe dresuarın vitrini içinde, bir çocuğu cezbedecek her şey, meyveli turtalar, pötibörler, fondanlar, çikolatalar vs…

    Kayıp İstanbul'da unutulmaz bir mekan: Markiz Pastanesi
    Kayıp İstanbul’da unutulmaz bir mekan: Markiz Pastanesi

    Eğer boşsa hep ilkbahar panosunun yanındaki masaya otururduk babamla, o hemen gazetesini okumaya dalar, ben her sefer ilk gelişimdeki heyecanla etrafı incelerdim. Sanki İstanbul değildi burası, Paris’ti. Herhalde bu kadar elit, şık insanı birarada ilk görüşümdü. Her detayı hafızama nakşeder, dönüşte arkadaşlarıma ballandıra ballandıra anlatırdım..

    Markiz Pastanesi 2000'li yılların başında yeniden açıldı ve bir süre daha hizmet verdi.
    Markiz Pastanesi 2000’li yılların başında yeniden açıldı ve bir süre daha hizmet verdi.

    Beni şaşırtan diğer detay; garson amcaların kıyafetleri, tavırları idi. Bize hizmet eden uzun boylu beyaz saçlı, siyah frak yelekli, uzun beyaz önlüklü, bir amca vardı ki; ismini o zamanlar biliyordum. Servis arabasıyla gelir, incecik porselen fincanlara çayı beyaz eldivenli eli ile sanki bir ladynin hizmetkarıymış gibi boşaltır, servis tabağından seçim yapmamı isterdi, yumuşacık sesiyle… Tabii ben hepsini yiyebilirdim aslında. Ama çevreye uyarak, istemeyerek de olsa ancak bir iki seçim yapabilirdim.

     

    Markiz Pastanesi’nin kapısında artık koca bir kilit asılı…

    Yıllar geçti gitti, bazen sanki bunları hiç yaşamamışım gibi geliyor. Ara Güler’in dediği gibi “Kayıp İstanbul“. İnsan yaş aldığına üzülüyor tabii ama İstanbul’u iyi ki ucundan da olsa yakalamışım.
    Şanslı addediyorum kendimi..

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ