17.8 C
İstanbul
Salı, Eylül 21, 2021

    İşitme kaybı kader değildir

    Uzmanlar işitme kaybının kader olmadığını ve bu konuda bilinç ve farkındalığın önemli olduğunu vurguluyor.

    Uzmanlar işitme kaybı tedavisinde bilinç ve farkındalığın önemine vurgu yapıyor. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KBB Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Yörük’ün aktardığına göre 2020 yılı itibariyle yapılan yenidoğan işitme taraması programına göre, işitme kayıplı yenidoğan oranı yüzde 3 ve bu grubun yüzde 80’inde total işitme kaybı tespit edildi. Türkiye’deki işitme kaybı istatistiklerinde ve hasta hikayelerinde bölgesel farklılıklara dikkat çeken Yörük, soğuk hava koşullarına sahip bölgelerde özellikle erişkin yaşta kronik otitis mediaya bağlı total işitme kayıplarına daha sık rastlandığını belirtti.

    ”TEDAVİ İMKANLARINDAN EN FAZLA DOĞU ANADOLU FAYDALANIYOR”

    Kırsal bölgelerde doğuştan işitme kayıplı çocukların ailelerinde kadercilik anlayışı olduğunu ifade eden Yörük, “Kırsal bölgelerde çocuklarının hastalığını kabullenme ve bununla yaşama gibi bir davranış hakim. Bu davranışlar nedeniyle tedavi imkanlarından en az faydalanan hasta grubuna Doğu Anadolu’da rastlıyoruz. Örneğin, ülkemizde her yıl ortalama koklear implant ameliyatı ile duyabilecek 3.500 civarında total işitme kayıplı çocuk doğuyor ancak bu çocukların maalesef 2.500’ü bu ameliyattan faydalanabiliyor. Yaklaşık 7 yıldır koklear implant ameliyatlarını yapıyoruz ancak, total işitme kaybı olup biyonik kulak ameliyatı ile işitmesini geri kazanmış, konuşma ve konuşmayı anlama performansı yüksek çocukları gördükten sonra aileler bunun bir kader olmadığını, çözülebildiğini görüyorlar” diye belirtti.

    ”KOKLEAR İMPLANT TEDAVİSİ SGK KAPSAMINDA”

    İşitme kaybına karşı koklear implant tedavisinin SGK tarafından karşılandığını belirten Yörük, “Total işitme kayıplı doğan çocukların cihazlandırılması veya koklear implant ile işitmenin yeniden kazandırılması SGK geri ödeme kapsamında olmasına rağmen ailelerin haberdar olmadıklarını görüyoruz. 2014 yılından beri üniversitemiz bünyesinde herhangi bir ücret alınmaksızın koklear implant ameliyatı yapıyoruz. Bölgemizdeki 3. basamak merkezlerin kapasite ve yeterlilikleri oldukça iyi hatta batı illerimizden buradaki imkanları duyup tedavi olmak için gelen hastalarımız da oluyor. Ayrıca günümüzde ilaç tedavilerinden, cihaz ve cerrahi çözümlere kadar (koklear implant) tüm imkanlar merkezlerimizde sunuluyor. Tanı aşamasında da odyolojik tanılama ve ölçüm yöntemlerinin tamamı yapılabiliyor. İşitme kaybı yaşayan bireylerin bilgilendirilmesi için yazılı ve görsel medya araçlarının yoğun bir şekilde kullanılması toplumsal bilinç düzeyini arttıracaktır” dedi.

    İşitme kaybı sorununu çözmekte problemin nereden kaynaklandığını ayırt etmenin önemine vurgu yapan Yörük, “Medikal tedavi yani ilaç tedavisi ile düzelmeyen, hafif ve orta derecedeki işitme kayıplarında kulak zarları delik değilse işitme cihazları verilmeli. Kulak zarı delikse mutlaka ameliyat ile önce kulak zarının kapatılması, zar kapatıldıktan sonra işitme kaybı devam ediyorsa işitme cihazıyla ilerlenmesi önem taşıyor” diye ifade etti.

    YENİDOĞANLARDA GÖRÜLÜYOR

    Yörük sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle yenidoğanlarda total işitme kayıpları, okul öncesi ve okul döneminde sekretuar otitis ve kronik otitis mediaya bağlı hafif ve orta şiddette işitme kayıpları, erişkinlerde ise presbiakuzi ve kronik otitis mediaya bağlı orta ve ileri derece işitme kayıpları daha fazla görülüyor. Bireyde orta ve ileri derece iletim veya mikst tip işitme kaybı varsa ve işitme cihazından fayda görmüyorsa, kemiğe veya orta kulağa implante edilen işitme çözümleri ameliyat ile takılabilir. Bireyde ileri ve çok ileri derece işitme kaybı var ve işitme cihazından fayda görmüyorsa, koklear implant ameliyatı ile işitme yeniden kazandırılabilir”

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ