21.6 C
İstanbul
Pazartesi, Haziran 27, 2022

    Feza Karakaş
    FMK Bilgelik Atölyesi kurucu üyesi,Eğitmen-Yazar

    Lise ve yüksek okul eiğtimini Ankara’da tamamladıktan sonra ABD’de Houston Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye bölümünü bitirdi. Western Connecticut Üniversitesi Psikoloji, Connecticut Üniversitesi Sosyal Hizmetler Master eğitimine katıldı. Eşinin işi gereği Orta Doğu, Güney Amerika ve Avrupa’da uzun seneler yaşadı. 2004 Yılında Amsterdam’da Byron Katie ile tanışması sonucu The Work metoduna âşık oldu. 2005 de başlayan The Work eğitiminden sonra 2011 yılında Uluslararası Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı oldu. 2019 yılında kendisi gibi Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı olan eşi Metin Karakaş ile Farkındalık, Meditasyon ve Kabul Atölyesi FMK Bilgelik Atölyesini kurdu. 2019 yılının başından beri FMK Bilgelik Atölyesinde eğitmenlik yapıyor, kurumsal ve özel seminerler veriyor. Mutluluk Projesi –Mutluluğa 53 Adım adlı kitabın yazarıdır.

    Korkusuz yaşamak mümkün mü?

    İçinden geçtiğimiz ve daha önce tanık olmadığımız Covid 19 süreci hayatımızda birçok şeyi değiştirdi. Hepimizin bildiği bir duygu birçoğumuzun içinde eskisinden daha çok kök saldı. Korkunun artık eskisinden daha çok yaşamlarımızda yer almaya başladığını ifade eden FMK Bilgelik Atölyesi kurucu üyesi, eğitmen-yazar Feza Karakaş, "Korkusuz yaşamak mümkün mü? sorusunun cevabını hayatimsaglik.com için yazdı.

    Yaşadığımız bu günlerde tüm dünya insanları olarak farklı bir dönemden geçiyoruz. Covid-19 virüsünün yarattığı salgın sonucu yaşamlarımız baştan aşağıya değişti. Ve korku yaşamlarımızda belki de artık eskisinden daha çok yer almaya başladı. Hem kendi sağlığımızı ve hayatımızı kaybetmekten hem de sevdiklerimiz için korkuyor olabiliriz.

    İşlerimiz risk altında olabilir. Sosyal hayatımız, ilişkilerimiz de artık eskisi gibi değil. Sonuç olarak Covid-19 salgını başladığından beri tüm dünyada pek çok şey değişti ve de hızla değişmekte. Korku enerjisi de yayılmaya ve de büyümeye devam ediyor.

    Sorgulanmamış düşünceler fuzuli korkudur

    Korku bir enerjidir. Aslında korku bilinçsizce yaşandığı zaman olumsuz etkisi deneyimlenir. Korku olduğuna göre olması gereken bir enerjidir. Bazen bizi tehlikelerden korumaya da yardım edebilir. Dolayısı ile korkudan korkmaya gerek yoktur. Eğer bizde hiç korku olmasaydı karşıdan karşıya geçerken dikkat etmez ve bir arabanın altında kalabilirdik. Sağlıklı korku gereklidir ve bizi korur. Sorgulanmamış düşünceler sonucu deneyimlenen korku ise fuzuli korkudur ve insanı kâbus dolu bir yaşam deneyimine götürebilir. Bu tür korku zayıflatıcıdır, düşüncemizi, sağlığımızı ve ilişkilerimizi etkiler. Ve bizim acı, keder ve ızdırap deneyimlememize neden olabilir.

    İyi haber şu ki; korkuyu farkına vararak, korkuya neden olan düşünceyi yakalayıp sorgulayarak bu duygunun etkisinden kurtulmak ve neşe dolu bir hayata girmek mümkün olabilir.

    Korkulu düşüncelere sorgulamadan körü körüne inandığımız zaman korku duygusunu deneyimleriz. Çoğu korkular zihinde yaratılmış ve gerçek dayanağı olmayan hayal ürünü düşüncelere inanmamız sonucunda zihnimiz tarafından yaratılır ve ızdırap, endişe, kaygı, pişmanlık, suçlama dolu bir yaşam deneyimlememize neden olabilir. Halbuki korku ile değil, neşe içinde yaşamak bizim doğum hakkımızdır.

    Korkusuz ve güven içinde bir yaşam nasıl yaratabiliriz?

    Korkulu düşüncelerimizi sorgulayabilir ve korku ile yönetilen yaşamdan uzaklaşabiliriz. Korkunun yerini güven ve cesarete bıraktığı, şefkatli açık bir zihin ve yürek ile yaşam yolculuğunuzu neşeli bir oyun haline getirmeyi yaratabiliriz. Peki ama nasıl? Nasıl korkusuz ve güven içinde bir yaşam yaratabiliriz?

    Byron Katie’nin THE WORK düşünce sorgulama tekniği

    Byron Katie’nin THE WORK düşünce sorgulama tekniği olan 4 soru ve tersine çevirmeleri uygulayarak korkulu düşüncelerimizi sorgulayıp onlara doğruluk testi verebiliriz.

    Yolculuğunuzun ilk adımı farkındalık geliştirerek deneyimlediğiniz korkuyu farkına varmaktır. Korktuğunuzu farkına varın. Sonra sizi korkutan düşünceyi bulun. Hangi düşünce size korku veriyor? Bu duyguyu ne zaman deneyimlediniz? Neredeydiniz? Ne oldu? Ne zaman oldu? Hangi düşünceye inanıyorsunuz ve korkuyorsunuz? Düşünce size ne diyor? Tüm bu soruların cevabını düşünün ve bulun.

    Örneğin:

    ‘Covid olmaktan korkuyorum.’

    ‘İşimi kaybetmekten korkuyorum. ‘Başarısız olmaktan korkuyorum.’

    ‘Hastalıktan, ölmekten, sevilmemekten, yaşlanmaktan, para kaybetmekten,saygı görmemekten, başkaları kadar iyi ve başarılı olamamaktan, onay alamamaktan, hayır diyememekten, boşanmaktan, evlenmekten, iyi anne-baba olamamaktan, iflas etmekten, yaşamdan, mutlu olmaktan, mutsuz olmaktan, sevdiklerimi kaybetmekten, sevgili bulamamaktan, yalnızlıktan, yeterli olamamaktan, ilginin merkezi olamamaktan, ait olmamaktan, kanserden’ korkuyor olabilirsiniz. Bunlar gibi korku salan düşünceler yaşamımızın bir döneminde veya kronik bir şekilde sürekli zihnimizde yer alabilirler.

    Önemli olan ilk adım bu duyguyu yani korktuğumuzun farkında olmamızdır. Bazı duygular bilinçaltından gelen çekirdek inançlar sonucu deneyimlenir. ‘Ben yetersizim’, ‘Bende bir bozukluk var’, ‘Hiçbir yere ait değilim’, ‘Ben başaramam’ gibi inançlar.

    Çocuklukta kendimiz hakkında aldığımız doğru olmayan bu kararlar yaşamımızın her döneminde korku üreterek yaşam deneyimizi etkileyebilirler. Örneğin ‘Seveceğim birini bulamam’ inancı, ‘Yeterince güzel veya yakışıklı değilim’ düşüncesinden gelebilir.

    Duygularımız bize rehber olan ve ne düşündüğümüzü farkına varmamıza destek olan hediyelerdir. Onlar sayesinde ne düşündüğümüzü farkına varabiliriz.

    Yani duygularımızı ve tepkilerimizi izleyerek gizli korkularımızın altında yatan ve onları yaratan düşünceleri farkına varırız.

    Düşüncelerimize inanmak ve doğru olduğunu zannettiğimiz hikayelerin içinde yaşamak bizi zihin hapishanesinde kapalı tutar. Zihin hapishanesinde çektiğimiz ızdırabı azaltabilmek için bağımlılıklara uzanarak çare bulmaya çabalarız. –Uyuşturucu, sigara ve alkol, zenginlik, prestij, mal, mülk ve güç, yiyecek, porno, teknoloji ve internet ve daha pek çok bağımlılıklar bizleri çözümden daha da uzaklaştıracağı gibi sorunun içine daha da gömülmemize sebep olur.

    Sorgulanmamış düşüncelere inanmaya devam ettikçe Dünya’yı dar bir ego merceği ile görmeye başlarız. Düşüncelerimizi sorguladığımızda yepyeni olasılıklar doğabilir. Yeni bir hakikat ile karşılaşabiliriz. Korktuğumuz şeylerin aslında gerçeğe dayanmadığını, aslında korkulacak pek de fazla bir şey olmadığını ya da korktuğumuz başımıza gelse bile asıl korkulacak şeyin olan değil de olana yüklediğimiz mana olduğunu keşfedebiliriz.

    Açık, berrak ve net zihin bizi kalbimize götürebilir. Yargılayan, korkan zihin yerine kalbimizden ve berrak bir zihinden algılamaya başlayabiliriz. Öbür yandan egomuz, yaşamın tehlikeli olduğuna inanıp bizi korkutabilir. Her düşünce ve inanç körü körüne inanmadan önce sorgulanmaya değerdir. Sorgulanmadan, doğruluk testi verilmeden körü körüne inandığımız düşünceler bizi kurban yapar. Sonuç olarak savrulan yaprak gibi oradan oraya sürüklenen bir yaşam deneyimleriz.

    Hepimiz düşüncelerimizi ve inançlarımızı sorgulayarak daha bilinçli yaratılmış mutlu ve korkusuz bir yaşam hak ediyoruz. Ve bunu yaratmayı başarabiliriz. Bir sonraki yazımda korkusuz yaşamı nasıl yaratacağımızdan Byron Katie’nin muhteşem tekniği THE WORK düşünce sorgulama metodundan bahsedeceğim. Yakında buluşmak üzere sevgi ile kalın.

     

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ