18.7 C
İstanbul
Pazartesi, Haziran 27, 2022

    Krill yağında balık yağından 48 kat fazla antioksidan bulunuyor

    Balık yağının faydaları saymakla bitmiyor. Ancak yapılan incelemelere göre, krill yağı balık yağına göre 48 kat daha fazla antioksidan içeriyor.

    Balık yağı içeriğindeki zengin omega 3 yağ asitleri sayesinde pek çok hastalığa iyi geliyor, sağlığın korunmasına da yardımcı oluyor. Diğer yandan krill yağı da uzmanlar tarafından yüksek antioksidan içeriği ile sağlıklı bir vücut için oldukça faydalı. Peki, Balık yağı mı daha faydalı yoksa krill yağı mı?

    Beykent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Arş. Gör. Eda Balcı, krill yağı ile balık yağı arasındaki farkları anlattı ve hangisinin daha faydalı olduğuna yönelik önemli bilgiler paylaştı.

    Arş. Gör. Eda Balcı balık yağının balıkların dokularından elde edilen bir yağ olduğunu ve genellikle hamsi, ton balığı uskumru ve ringa balığı gibi yağ oranı nispeten fazla olan balıklardan elde edildiğini kaydetti.

    Krill yağının ise, Antartika Okyanusu’nda yaşayan ve karidese benzeyen küçük kabuklu bir deniz canlısından elde edilen yağ olduğunu ifade eden Balcı, Antartika krilinin diğer balıklar gibi kirleticileri ve ağır metalleri tüketmediğine dikkat çekti.

    “Hastalığı önlemek için kullanılmalı”

    Balcı, balık yağındaki omega 3 yağ asitleri olan DHA ve EPA’nın başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere, enflamasyonu azaltmada bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve bazı psikiyatrik bozuklukların semptomlarının iyileştirilmesinde olumlu etkilerinin olduğuna dikkat çekti. “Bu nedenle hastalıkları önlemek için balık ya da balık yağı tüketimi önerilmektedir. Balık yağına alternatif olarak ise DHA ve EPA içeren krill yağı, içerdiği yağ asitleri sebebşyle balık yağına benzer bir şekilde, başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere birçok diğer hastalık üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

    Ancak  krill yağındaki yağ asitleri yapısal olarak balık yağındaki yağ asitlerinden farklıdır ve bu durum, vücudun bunları kullanma şeklini etkilemektedir” ifadelerini kullandı.

    “Geğirme, ekşime ve yanmaya neden oluyor”

    Balık yağından elde edilen Omega 3’lerin trigliserit formunda bulunduğunu aktaran Balcı, “Bu yüzden hem ağızda hoş olmayan balık tadına neden olabilmekte, hem de geğirme, ekşime, yanma gibi şikayetlere yol açabilmektedir. Ayrıca, vücudumuz trigliserit formundaki bu desteklerden daha az oranda faydalanabilmektedir. Ancak krill yağındaki Omega 3’ler fosfolipid şeklindedir. Fosfolipid yapısındaki Omega 3’lerin biyoyararlanımları, yani vücut tarafından emilen ve sindirilen miktarları, trigliserit formunda olanlardan çok daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarda bildirilmiştir” dedi.

    Krill yağı daha uzun ömürlüdür

    Krill yağının antioksidan yapısında olduğunu ve balık yağına göre 48 kat daha fazla antioksidan özelliğine sahip olduğuna dikkat çeken Balcı, “Ayrıca, balık yağının hızlı bir şekilde oksidatif bozulmaya yönelimi olduğu için raf ömrü krill yağına göre daha azdır. Balık yağı altın rengi ya da sarı renkteyken, krill yağı içindeki antioksidan özelliğini sağlayan astaksantin pigmenti nedeniyle kırmızı renktedir” diye konuştu.

    “Kesin bir bilgi mevcut değil”

    Krill yağının plazma DHA ve EPA konsantrasyonlarını yükselttiği enflamasyonunu azalttığı, “kötü kolesterol” adı verilen LDL kolesterolünü düşürdüğü, “iyi kolesterol” adı verilen HDL kolesterol konsantrasyonunu ise yükselttiğinin de bilindiğini söyleyen Balcı, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Tüm bu bilgilere rağmen, krill yağı ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar henüz yeterli değildir ve yan etkileri hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Krill yağı yeni bir ürün olduğu için sağlık üzerindeki etkilerini kesin bir şekilde açıklayabilmek ve balık yağı ile doğru bir biçimde kıyaslayabilmek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.”

    Aralıklı oruç diyetine dikkat! Covid-19’a karşı savunmasız bırakıyor

    Akciğeri temizleyen 7 mucize besin

    Sağlıklı ve doğal bal nasıl anlaşılır?

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ