19.6 C
İstanbul
Pazartesi, Haziran 27, 2022

    Bu beslenme alışkanlıkları böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor

    İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, yanlış beslenme alışkanlıklarının böbrek yetmezliğine yol açtığına dikkat çekti ve böbrek sağlığı için uyulması gereken kurallar hakkında bilgi verdi.

    Böbrek yetmezliği hastalığının zor bulgu verdiğinin ve giderek yaygınlaştığının altını çizen Prof. Dr. Kantarcı, Türkiye’nin şeker hastalığı artış hızında dünyada birinci sırada olduğuna ve obezitenin halk arasında çok sık rastlandığına dikkat çekti.

    Hipertansiyon ve diyabetin böbrek hastalığına davetiye çıkardığını ifade eden Kantarcı, böbrek yetmezliği seviyesine gelmeden, hipertansif ve diyabet hastalarda ya da böbrek hastalığına yatkınlığı olan kişilerde önceliğin böbrek sağlığını korumak olması gerektiğini kaydetti. Kantarcı, “Taze gıda tüketmek, tuz tüketimini azaltmak lazım. Ayrıca bilinçsiz vitamin tüketimine son verilmeli” dedi.

    Böbrek yetmezliği hastalığının dünyada her 10 kişiden 1’inde, ülkemizde ise her 7 kişiden 1’inde görüldüğünü belirten Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, giderek artan obezitenin ve onun yol açtığı hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların da böbrek yetmezliğine davetiye çıkardığını kaydetti.

    Diyaliz öncesi ve diyaliz sonrası hastalara beslenme tavsiyeleri veren Prof. Dr. Kantarcı, böbrek yetmezliği konusunda duyarlı olunması gerektiğini vurguladı.

    Prof. Dr. Gülçin Kantarcı
    Prof. Dr. Gülçin Kantarcı

    Dünyada 5’inci can kaybı nedeni olacak

    Prof. Dr. Kantarcı, böbrek yetmezliğinin, Türkiye’de ve dünyada çok yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğunu söyledi ve dünyada her 10 kişiden 1’inde, Türkiye’de ise her 7 kişiden birinde böbrek yetmezliği olduğunu kaydetti.

    Hatta kimi istatistiklerin 2020 yılının ortalarında, böbrek yetmezliğinin dünyadaki beşinci can kaybı nedeni olacağını gösterdiğini söyleyen Kantarcı, “Bu denli ciddi bir hastalık olmasına karşın farkındalığımız çok düşük. Bunda en önemli etken geç bulgu vermesi, belirtiler hastalık ileri evreye ulaştığında ortaya çıkıyor. Eğer hasta, farklı bir şikâyet veya hastalık nedeniyle hastaneye giderse, tesadüfen ortaya çıkan böbrek yetmezlikleri daha erken dönemde tanı alıyor” ifadelerini kullandı.

    Hastalığın oluşturduğu şikâyetlerle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, hastaların genellikle idrar yapmada azalma, nefes darlığı, idrar renginde değişme, halsizlik, idrarda köpürme, nefeste kötü koku, yorgunluk, ellerde ve bacaklarda kramplar yaşadığını kaydetti. Ancak bu bulguların tanı öncesi bulgular oluğunu ve hastalığın ileri evreye

    Ancak bu şikayetlerin ortaya çıktığında hastalığın ileri evreye gelmiş olduğunu bununla birlikte, bu bulguların bile hastaların kendilerine hastalık kondurmayı düşündürmediğini ifade etti.

    Böbrek yetmezliğinin laboratuvar tetkikleri olmadan tanı konması zor bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, “Bu yüzden özellikle şeker yüksek ve tansiyon gibi kronik hastalığı olanlar ile ailesinde böbrek hastası bulunan kişiler risk grubundadır. Romatizmal hastalıklar ya da baş ağrısı gibi nedenlerle yoğun olarak ağrı kesici kullanan kişilerle, spor yapıp yeterli sıvı tüketmeyenler, mutlaka böbrek hastalığı açısından incelenmelidir.

    Bu kişilerde erken dönemde tanı konmasıyla diyalize ve organ böbrek nakline giden süreç yavaşlatılabilir. Hastaları daha uzun süre daha iyi bir yaşam kalitesiyle takip etmiş oluruz” dedi.

    Bu beslenme alışkanlıkları böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor
    Bu beslenme alışkanlıkları böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor

    Hipertansiyon ve diyabet böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor

    Ülkemizin diyabet hastalığı artış hızında dünyada ilk sırada olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kantarcı, kronik böbrek hastalığı, diyabet ve obezite arasındaki yakın ilişkiye işaret etti.

    Prof. Dr. Kantarcı, “Toplum olarak giderek kilo alıyoruz. Sokakta çok sayıda insan obez düzeyinde kilolu. Obezitedeki bu artış, diyabeti ve özellikle Tip 2 diyabeti davet etmesinin yanında hipertansiyon için de neden oluşturuyor. Sonuçta, hipertansiyon ve diyabet de böbrek hastalığına davetiye çıkarıyor. Diyalizdeki hastalarımızın üçte birinden fazlası diyabetik hastalardan oluşuyor. Önemli bir kısmı da yüksek tansiyonlu hastalar. Dolayısıyla bu 2 hastalığın erken tanı ve tedavisiyle, hastaların diyalize kadar ulaşan böbrek yetmezliğinin de önüne geçilebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Obezitenin önüne geçmek için alınması gereken önlemleri aktaran Prof. Dr. Kantarcı, “Obez olmamak için yediğimiz kadarını yakabilmeliyiz. Egzersiz ile doğru beslenip, hazır gıda tüketiminden kaçınılmalı. Daha çok taze et ve taze sebze meyve ağırlıklı beslenmeye geçilmeli. Bununla birlikte, unlu, karbonhidratlı gıda tüketimini kontrol etmek, yeterli miktarda su içmek tuz tüketimini sınırlandırmak ve hem böbrekleri korumak hem de kilo kontrolünü sağlamada adına çok önemli.”

    Bu beslenme alışkanlıkları böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor
    Bu beslenme alışkanlıkları böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor

    Diyaliz öncesinde ve sonrasında beslenme alışkanlıkları değişiyor

    Böbrek yetmezliği gelişen hastalar açısından da beslenmenin ayrı bir önem taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, diyaliz öncesi beslenme ile diyaliz gerektiren hastadaki beslenmenin birbirinden farklı olduğunu ve bu farkta en önemli noktayı tuzun oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Kantarcı, “Diyaliz öncesinde protein kısıtlarken, diyaliz sonrasında mümkün olduğu kadar protein veriyoruz. Hastaların kas, enerji, yağ kaybı ve iştahsızlıklarının önüne geçebilmek için proteinler, yağlar ve karbonhidratlardan oluşan dengeli bir beslenme düzeni olmalı” dedi.

    Gereksiz vitamin tüketimini sonlandırın

    Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, son zamanlarda diyaliz öncesi ve diyaliz gerektiren hastalarda ve halk arasında bir vitamin çılgınlığı olduğunu söyledi. “İnsanların viral hastalıklara yakalanmamak için tükettiği vitaminlerden kaçınmaları lazım” diyen Kantarcı “Örneğin C vitamini. Diyaliz öncesi kişilerde yüksek doz C vitamini, oksalatı artırıyor. Bu da sağlıklı kişilerde böbrek taşı oluşumuna neden oluyor.

    Diyaliz sonrası kişilerde de yumuşak dokularda kireçlenmelere neden olabiliyor, damar duvarlarına zarar verebiliyor. O yüzden yüksek doz C vitamininden kaçınmak lazım. “Aklıma geldi, ben vitamin alayım bunun zararı yoktur’ çılgınlığından vazgeçilmeli. Hekim önermedikçe alınmamalı” şeklinde konuştu.

    Böbrek hastalarının kullandıkları diğer vitaminlerle ilgili bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Gülçin Kantarcı, konuyla ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında uyarılarda bulundu.

    “Yağda eriyen vitaminler olan D, A, E ve K vitaminleri diyaliz hastalıklarında bazen çok yüksek dozda ve kontrolsüz kullanılabiliyor.  Diyaliz öncesi dönemde de aynı hata yapılabiliyor. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde her aklına gelen D vitamini kullanıyor. Ancak kişi, D vitamini düzeyini bilmeden tüketmemeli. Çünkü D vitamini, insan vücudunda birikebiliyor fazla olduğunda da toksik dediğimiz zararlı hale geliyor. Bu yüzden vücuttaki düzeyi takip edilerek D vitamini alınmalı.

    K vitamininin de farklı formları var. Belli formları faydalıyken bazı formları zararlı olabiliyor. Bu yüzden kontrolsüz kullanılmamalı. Diyaliz makinelerinde kaybedilen B vitaminleri de ihtiyaç durumunda kullanılmalı. İhtiyaç ötesinde kullanımlarda hem gereksiz bir tüketim oluyor hem de yumuşak dokularda zararlı etkileri olabiliyor.” ifadelerini kullandı.

    Aralıklı oruç diyetine dikkat! Covid-19’a karşı savunmasız bırakıyor

    Akciğeri temizleyen 7 mucize besin

    Sağlıklı ve doğal bal nasıl anlaşılır?

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ