23.6 C
İstanbul
Pazar, Haziran 13, 2021

    Şelale Gültekin

    Çanakkale doğumlu, Marmarisli. Üç yaşında babasının görevi sonucunda Edirne’ye yerleşmiş. İlk, orta ve liseyi Edirne’de okumuş. 70 Lerin başları eğitim için İstanbul’a gelmiş, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu. Pied de Poule Vintage’ın yaratıcısı, sahibi. Bir kız, bir erkek çocuğu olan, 3 torun sahibi.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    Pied de Poule’nin yaratıcısı Şelale Gültekin, hayatı boyunca içinde yeşeren tekstil sevdası tohumlarının nasıl atıldığını ve çocukluğundaki Beyoğlu'nu www.hayatimsaglik.com'a anlattı...

    Her zaman güzel giyinmeyi seven annem, belki de ona borçluyum tekstil sevdamı…

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    Eskilere gidince en çok Tünel ile Galatasaray arasındaki bölgede takılı kalıyorum. Edirne’den gelme bir çocuk olarak çok etkilenmişim normal olarak. Sıklıkla geldiğimiz İstiklal Caddesi’nde üç dört kumaşçı çok net hatırımda, Hacı Resul, Rekor, Dekor, İpeker.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    Geniş ışıltılı vitrinler, taş mankenlerin bedenine elbise formu gibi dolanan rengarenk kumaşlar, desenler, kırçıllı yün tüvitler, ipek kadifeler, organzeler, örümcek ağı gibi dantellerin her türü.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    İçerde duvar boyunca sıralanan raflar, kumaşlar bir renk skalası gibi gözümüzü okşarken; gülümseyerek anneme hizmet veren mağaza çalışanı, hiçbir şeyi aceleye getirmeden nezaketle işini yapıyor.

    Annem zor müşteri, annem titiz, seçici, tezgahtarları yoruyor. Ama onlar işlerini öyle bir profesyonel beceriyle sergiliyorlar ki;

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    İstediklerini bir bir çıkarırlar, dediğim gibi annem tatminsiz, hemen başka bir kumaşı işaret ederdi anında. Şunu da lütfen! diyerek…

    Şimdi düşünüyorum; o kumaşın çıkarıldıktan sonra tezgahtarın maharetli ellerinde dans eder gibi bir dökülüşü vardı tezgaha… Ben şaşkın gözlerle bakar kalır. Eğer toptaki kumaş bitmişse kalan karton sarıcının benim olmasını isterdim.

    Hele kesim! Kumaş iki parmakla tutulur, keskin bir makasla, bir anda ikiye ayrılırdı. Bir “jııııırt” sesiyle sanki cetvelle çizilmiş gibi.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    İş bununla da bitmiyordu, astar ve eğer modelde varsa farklı bir kumaşla kombin için tekrar çalışanların sabrı zorlanırdı. Bazen babam sıkılır, ikimiz yakındaki Markiz Pastanesi’ne kaçardık. Bununla ilgili anılarımı başka bir paylaşıma saklıyorum.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    Şimdilerde ne kumaşçılar var caddede ne de şık kadınlar… Her şey sıradan, caddede bir görüntü kirliliği..

    İstiklal Caddesi Körfez ülkelerinin istilası altında. Saç ektirmeye gelenler, ucuz tişört peşinde koşanlar, Paşa dedelerinin 1900 bilmem kaçtan beri tatlıcı olduğunu iddia eden uydurma lokumcular, şekerciler onların kırmızı fesli çalışanları.

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa...
    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa…

    Burası benim çocukluğumdaki Beyoğlu mu? Yoksa sürreal bir rüya içinde miyim? Burası bir zamanların cenneti mi, yoksa kötü bir ressamın iki fırça darbesi ile tamamladığı cehennem tasviri mi ?

    @pieddepoulevintage

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ