16.7 C
İstanbul
Salı, Haziran 15, 2021

    Marmara Denizi’ndeki salya tehlikesi dünya gündeminde

    Marmara kıyılarını son birkaç aydır örten ve halk arasında deniz salyası olarak bilinen müsilaj, dünya gündemine taşındı.

    Küresel ısınma, aşırı avlanma ve kirliliğin artmasıyla Marmara kıyılarını son birkaç aydır örten ve halk arasında deniz salyası olarak bilinen müsilaj, uluslararası basının gündemine taşındı.

    ABD’li The Washington Post tarafından yapılan haberde balıkçıların aylardır balık yakalayamadığı ve deniz salyasının su yüzeyinin 30 metre altına ulaşarak binlerce balık, mercan ve salyangozun ölümüne neden olduğu ifade edildi. Bilim insanları, müsilajın yeni bir fenomen olmadığını ifade etti, ancak son yıllardaki görülme sıklığındaki artışın endişe verici olduğu konusunda uyararak harekete geçme çağrısı yaptı.

    The Washington Post’un haberine göre Marmara Denizi’ndeki balıkçılar aylardır bir sorunla karşılaşıyor: Balık tutamıyorlar.

    Bunun nedeni ise  halk dilinde “deniz salyası” olarak bilinen kalın, yapışkan bir maddenin su yüzeyinde yüzerek ağlarını tıkaması ve iç denizde bulunan balıkların gerçekten yenmek için güvenli olup olmayacağı konusunda şüpheler uyandırması…

    Bilim insanları, müsilajın yeni bir fenomen olmadığını, ancak küresel ısınmanın neden olduğu artan su sıcaklıklarının durumu daha da kötüleştirdiğini söylüyor. Bu durumda ise, çevre kirliliği,tarımsal ve işlenmemiş kanalizasyon akışı da dahil olmak üzere birçok insan faaliyetiyle ilgili faktörün etkisi bulunuyor.

    Daha önce çok sayıda Türk haber kuruluşu ve İngiliz The Guardian gazetesinin de bildirdiği gibi, Karadeniz ve Ege Denizi arasında yer alan Marmara Denizi’ndeki yüksek seviyelerde nitrojen ve fosfor, “deniz salyası” salgılayan fitoplankton popülasyonlarında bir patlamaya yol açıyor.

    Bununla birlikte müsilajın kendisinin mutlaka zararlı olması gerekmiyor, ancak toksik mikroorganizmalara ve E. coli gibi tehlikeli bakterilere ev sahipliği barındıracak bir ortam oluşturduğundan endişe yaratıyor. Ayrıca, suyun yüzeyini kaplayan bir katman oluşturduğunda, deniz altında oksijen seviyelerini düşürüleceğinden toplu balık ölümlerine neden olabileceği belirtiliyor.

     

     

    Bununla birlikte, geçen Nisan ayında deniz biyologları, deniz salyasının, Marmara Denizi’ninin yaklaşık 30 metre altındaki mercanları örttüğünü keşfetti ve o zamandan beri bazı sahil kasabalarında binlerce balık ölü bulundu.

    Son haftalarda İstanbul sahil şeridi giderek bej bir halıya benzemeye başladıkça sorunu görmezden gelmek iyice zorlaştı, ancak geçimini sağlamak için denize bel bağlayan balıkçılar aylardır zor durumda.

    Bu balıkçılardan birisi, salya ağlarını işe yaramaz hale getirdiği için Ocak ayından beri çalışamadığını söyledi. Geçinmek için deniz salyangozu avlayan bir dalgıç ise su altında görüşün çok zayıf olması nedeniyle gelirinin çoğunu kaybettiğini ve sümüksü tabakanın solungaçlarını tıkadığı için yengeçlerin ve deniz atlarının öldüğünü belirtti.

    Diğer taraftan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde hidrobiyoloji dersi veren Özgür Baytut, Türkiye’de ilk kez 2007 yılında görülmesine rağmen, 18. yüzyıldan beri deniz salyasının Akdeniz’de belli aralıklarla ortaya çıktığını ifade ederek, “normal olmayan” durumun Türkiye kıyılarında görülme sıklığı olduğunu söyledi.

    Fitoplankton daha sıcak sularda geliştiği için, bilim insanları iklim değişikliğinin bir faktör olabileceğinden şüpheleniyorlar. Geçen kış normalden daha ılıman geçti, yani Marmara Denizi ortalamadan birkaç derece daha sıcak kaldı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nde profesör olan Mustafa Sarı, devasa ve yapışkan mukus kümelerinin “iklim değişikliğinin görünür hale geldiği bir durum” olduğunu söyledi.

    Öte yandan, İstanbul’daki yetkililer, bu ayın başlarında, krize bir çözüm bulmak için hükümet ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi ile işbirliği yaptıklarını ve deniz tabanını taramak için gemi istediklerini açıkladı. İzmit’te işçiler zahmetli bir şekilde 110 tondan fazla salyayı toplayarak bertaraf edilmek üzere bir yakma fırınına gönderdi.

    Diğer taraftan, hoş görünmeyen ve kötü kokan deniz salyasının turistleri caydırabileceğine dair endişeler de bulunuyor. Köşe yazarı İsmet Çiğit, sahil boyunca kimyasal depolama tesisleri, akaryakıt tankları, fabrikalar ve diğer sanayi sitelerinin yapılmasına izin vererek insanların “dünyanın en güzel denizine ihanet ettiklerinden” yakındı. Çiğit, “Denizi kirletenler için caydırıcı bir ceza olmadığı açık. Marmara ölüyor” dedi.

    Uzmanlar ayrıca, işlenmemiş atıkların ve tarımsal yüzey akışının doğrudan Marmara Denizi’ne döküldüğünü ve bu kirlilik kaynaklarının azaltılmasının nitrojen ve fosfor seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olacağına dikkat çekti. Ayrıca, fitoplanktonların doğal avcı sayısını düşürdüğü için aşırı avlamanın da sorunda büyük bir rol oynayabileceğini belirtti.

    Kaynak: NTV

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ