23 C
İstanbul
Salı, Eylül 27, 2022

    Uzmanlardan kolajen peptit uyarısı!

    Son yıllarda kolajen peptitlere talep patladı. Peki hangi ürünleri nasıl kullanmalı? İşte uyarılar...

    Kolajen peptitler

    Kolajen, vücutta oldukça yaygın olarak bulunan bir proteindir.  Tüm vücut proteinlerinin üçte birini oluşturur. Dokuları yapıştırıcı gibi bir arada tutar. Farklı alt tipleri vardır.

    Tip 1 kolajen: Vücutta bulunan kolajenin %90’ı Tip 1 kolajendir. Sıkıca demetlenmiş iplikçik yapısında bulunur. Kemik, deri, tendon, fibröz kıkırdak ve diş yapısının kurulmasında görevlidir.

    Tip 2 kolajen: Bu tipte kolajen fiberleri, Tip 1’e göre daha gevşek paketlenmiştir. Eklemlerde yer alan elastik kıkırdakta bulunur.

    Tip 3 kolajen: Kas, organ ve damar yapılarının yemelinde yer alır.

    Tip 4 kolajen: Cilt katmanlarında bulunur.

    Yaşlandıkça vücutta üretilen kolajen miktarı azalır.  Kolajen üretiminin veya yapısının zarar görmesi çeşitli rahatsızlıklara neden olabilir. Kolajen takviyeleri işte bu noktada devreye girer.  Saç sağlığından kıkırdağa, yüzdeki kırışıklardan kalp hastalıklarına geniş bir yelpazedeki istenmeyen olayları önlemede yardımcı olur.

    Kolajen takviyeleri, Türkiye’de son yıllarda özellikle kadınlar tarafından çok tercih ediliyor. Cilt, eklem ve kas sağlığına faydalarıyla bilinen bu maddeyi stres, uyku bozuklukları, unutkanlık gibi birçok sağlık probleminde de yararlı. Hal böyle olunca piyasada çok fazla ürün ortaya çıktı. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Kerem Alptekin, Kolajen peptit kullanan kadınlarda diz ve kalça kireçlenmesi sorunlarının yüzde 30 azaldığına dikkat çekerek şunları söyledi. “Fonksiyonel açıdan da artışlar olduğu tespit edilmiş. Sadece kireçlenmede değil kas hasarlarında da etkili. Kadınlarda kıkırdak hasarı daha fazla yaşanabiliyor. Çok fazla spor yapan erkeklerde kıkırdak kaybı yaşanıyor. O yüzden onlara da öneriyoruz” dedi.

    Doğal kolajen kelle paça mide asidiyle eriyor

    Kolajenlerin ciltten kıkırdak dokularına kadar vücuda pek çok faydası olduğunu anlatan Doç. Dr. Alptekin, “Kolajenlerin tansiyonu azaltıcı, antioksidan gibi özellikleri de son yıllarda tespit edilmiş durumda. Ama bizim daha çok ilgilendiğimiz kısım kıkırdak problemlerini azaltması. Özellikle kıkırdak hücrelerindeki tamiri artırdığı biliniyor. Kemik dokunun yer aldığı gıdalarda doğal kolajen daha fazla. Bunlar kemik suyu ve bundan hazırlanan besinler (kelle paça çorbası…) olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışından balıklarda da yoğun bir şekilde yer alıyor. Derin deniz balıklarında ağır metal meselesi bir soruna yol açabilir. Sütte ciddi oranda kolajen peptitler olduğunu biliyoruz. Birçok üründen doğal yolla alınabilir. Ancak doğal yolla alındığı zaman mide asidi bariyerini geçmesi çok zor” uyarısında bulundu.

    Eczanede satılanlar patentli

    Yurt dışında özellikle Avrupa ve Amerika’da uluslararası sempozyum ve kongrelerde kolajenlerden bahsedildiğini anlatan Uzman Eczacı Levent Gökgünneç ise, “Türkiye’de son 4-5 yıldır bu konu çok popüler. Burada ‘altına hücum’ gibi bir durum oluştu. ‘Madem konu bu kadar popüler biz de piyasaya girelim’ diyen firmaların sayısında artış yaşandı. Her bir firma güvenilir midir? Özellikle besin takviyesi dünyasında bunların hepsi soru işareti. Popüler olan her konuda olduğu gibi burada da kalite yelpazesi çok geniş. Çok iyi ürünler olduğu gibi boş ürünler de mevcut. Kapsül ya da toz alıyorsunuz ama içinde ne olduğunu bilmiyorsunuz. Gerçekten kaliteli ve etkili bir ürün alabilmek ve zarar görmemek için bu tür ürünlerin eczanelerden alınması gerekiyor. Bu ürünleri alırken eczacınıza danışmanız gerekiyor. Çünkü eczanedeki ürünlerin büyük bir çoğunluğunun hammaddesi patentli. Eğer bir ürünün hammaddesi varsa içindeki dozaj ve hammadde garantidir. Ek olarak bir şey almanıza gerek yoktur” diye konuştu.

    Amerika’daki toplumun yüzde 81’inin besin takviyesi kullandığını hatırlatan Levent Gökgünneç, “Avrupa’da ise oran yüzde 66, İngiltere’de daha yüksek. Türkiye’de ise besin takviyesi ve kolajen kullanım oranı yüzde 20’lerdeydi. 2020’de özellikle koronavirüsle birlikte bağışıklık sistemine olan ilgi sayesinde yüzde 40’lara kadar yükseldi. Ama bu da düzenli kullanıcı değil. Bir kere kullanan ikincisinde de unutan bir kullanıcı kitlemiz var” ifadelerini kullandı.

    Sahte ürünlerde ani şok riski

    Sahte ürünlerin kullanılması sonucu yaşanacak sorunlara da dikkat çeken Levent Gökgünneç, “Alerjik reaksiyon en önemli problem. Mide ve bağırsak sorunları ise ikinci problemler. Alerjik reaksiyonlar ise çok da basit olmayabilir. Kaşıntı, deri döküntüsü ve kızarıklıkla başlar ancak içinde ne olduğunu bilmediğiniz bir ürün ani şoklara yol açabilir. Ya da mide sorunu yaşarsınız” dedi.

    Fiyatlar arasında neden uçurum var

    Kolajen takviyelerinin fiyat aralığına da değinen Gökgünneç, “Patentli hammaddeler her zaman biraz daha pahalıdır. Çünkü o hammaddeyi geliştirmek için çok sayıda çalışma gerekir. Hem laboratuvar hem insan çalışmaları gerektirecektir. O nedenle patentli ürünler daha pahalı oluyor. Daha güvenilir olmak gibi de avantajları vardır. Ucuza bulabilirsiniz ama hammaddenin kaynağını ve üretim koşullarını garantileyemezsiniz” değerlendirmesinde bulundu.

     

    5 cilt hastalığı, 5 korunma yöntemi!

     

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ