27.7 C
İstanbul
Salı, Ağustos 16, 2022

    ‘Dünya Görme Yılı’nda gözlerimiz bozuldu

    Koronavirüs salgınının ilk 3 ayında katarakt ameliyatları yüzde 95, göz muayeneleri ise yüzde 80 azaldı.

    Göz sağlığı

    Yapılamayan ameliyatlar, muayeneler ve yoğun ekran kullanımı, göz sağlığımızı iyice bozdu. 2020 yılı ise Dünya Görme Yılı ilan edilmişti. Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), gözlerimiz bakımından 2020 yılına ait değerlendirmelerde bulundu.

    Salgının ilk döneminde özellikle risk grubunda yer alan yaşlı hastalar, kontrollere gidemedi. Yeni şikayeti olanlar da enfeksiyon bulaşma riskinden dolayı hastaneye başvurmadı. Kısıtlamaların etkisiyle doktor ve hastane randevuları azaldı. Acil ve hayati durumların haricinde tedavi ve müdahaleler ertelendi.

    Türk Oftalmoloji Derneği’nden Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hüban Atilla, 2020 yılında göz sağlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Oftalmoloji muayenelerinde yüzde 80’lik azalma

    Atilla, göz sağlığı bakımından zor bir senenin geride kaldığına dikkati çekerek, ‘’2019’da karşılaştırıldığında 2020 yılında koronavirüsün ilk üç ayında (Mart-Nisan–Mayıs) oftalmoloji bölümündeki muayenelerde yüzde 80’lik azalma oldu.’’ dedi.

    Bu şekilde tüm uzmanlık branşları içerisinde en fazla azalmanın olduğu uzmanlık dalının oftalmoloji olduğunu anımsatan Atilla, “Özellikle sokağa çıkma yasağı olduğu dönemlerde rutin göz muayenesi neredeyse durma noktasına geldi. ‘’ ifadelerini kullandı.

    Fakat Haziran ayı itibarıyla başvuruların artmaya başladığına dikkati çeken Atilla, göz hastalıkları içinde en fazla yapılan ameliyat olan katarakt cerrahisinde de yüzde 95’lik azalma gözlemlendiğini bildirdi.

    Normal şartlara dönülmesinden 4-5 ay sonra katarakt ameliyat sayılarının salgından önceki dönemin yüzde 90’ına çıkması beklendiğini ifade eden Atilla, ‘’Fakat pandemi süresince ertelenen ameliyatların yapılması muhtemelen 2-3 senede ancak mümkün olacaktır” açıklamasında bulundu.

    2020, ‘Dünya Görme Yılı’ ilan edilmişti

    2020’nin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘Görme 2020’ yılı olarak ilan edildiğini hatırlatan Atilla, ‘’Özellikle çocukluk çağında, tarama ve erken tanı ile kalıcı görme kaybı riski yüzde 50 oranında azaltılabilirken, maalesef bu dönemde tarama programları ve takip, büyük ölçüde sekteye uğradı. ‘’ dedi.

    Bunun etkisinin önümüzdeki birkaç sene içinde daha çok ortaya çıkacağını belirten Atilla, ‘’Acil hasta başvuruları da yüzde 40-50 oranında azalmış olsa da yine de göz sağlığına yönelik acil hasta başvurusu, tüm hasta başvurularının yarısını meydana getirdi. ‘’ ifadelerini kullandı.

    Atilla, ‘’Fakat acil başvuruların nedenlerinde farklılıklar oluştu. Daha önce en sık acil başvuru nedenleri travma, konjonktivit ve blefarit (göz kapağı iltihabı) iken pandemi döneminde travma, keratit (kornea iltihabı) ve üveit ön plana çıktı.‘’ dedi.

    Maske, mesafe ve hijyen önlemlerinin, genellikle bulaşıcı olan konjonktivitin azalmasında etken olduğunu vurgulayan Atilla, ‘’Keratit başvurusunun artmasını ise kullanılan dezenfektanlar ve maskeler ile ilişkili olarak değerlendirilebilir. Travma konusunda ise ev kazaları ile ilişkili göz travmaları ön plana çıktı” dedi.

    ‘Dijital göz yorgunluğu’ adında diğer bir göz probleminin de ortaya çıktığını belirten Prof. Atilla, ‘’Özellikle gençler ve öğrencilerde dijital cihaz kullanımı günlük ortalama 5 saat artış göstererek 8-8.5 saate kadar çıktı. Bu süre erişkinlerde de arttı. Dijital cihaz kullanım süresi uzadıkça yaklaşık yüzde 65-70 oranında uykusuzluk şikayetleri de eklenerek göz ile ilgili şikayetler artış gösterdi.’’ açıklamasında bulundu.

    Türkiye, pandemide sağlık turizminin gözdesi oldu

    5 kişiden 2’si yakınlarının epilepsili biriyle evlenmesini istemiyor

    Kansere bağlı ölümler önümüzdeki 10 yıl içinde 2 katına çıkacak

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ