26.5 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 19, 2022

    “Çin aşısına güvenme zamanı”

    Aşıya erişim konusunda birçok ülke sıkıntı yaşıyor. Çin, Rusya ve belki de yakında Hindistan'dan gelen aşılar bu konuda çözüm olarak görünüyor

    New York Times gazetesinde çıkan bir makalede “Dünyanın en zengin ülkeleri Covid-19 aşılarının kıtlığıyla boğuşurken, en yoksullar ise aşı bulma konusunda endişeleniyor. Çin, Rusya ve belki de yakında Hindistan’dan gelen aşılar, her iki soruna da çözüm olabilir” denildi.

    İlaçlara erişim için kampanya yürüten Hintli halk sağlığı aktivisti Achal Prabhala ve Malezya’da bulunan uluslararası bir politika araştırma kuruluşu Third World Network’ün Direktörü Chee Yoke Ling’in görüşlerine yer verilen NYTimes makalesinde şu ifadeler kullanıldı: Çin ve Rus aşıları, kısmen Moderna, Pfizer-BioNtech veya AstraZeneca tarafından üretilen aşılardan kalitesi daha düşük oldukları algısı nedeniyle Batı ve diğer küresel medyada başlangıçta reddedildi. Ve bu algı kısmen Çin ve Rusya’nın otoriter devletler olmasından kaynaklanıyordu. Ancak bir süredir bu ülkelerdeki aşıların da işe yaradığına dair kanıtlar birikiyor. Önde gelen tıp dergisi The Lancet, bu hafta, Rus aşısı Sputnik V’in yüzde 91,6’lık bir etkinlik oranına sahip olduğunu gösteren, geç dönem denemelerin ara sonuçlarını yayınladı.

    Uzakdoğu, Ortadoğu ve Afrika’da kullanılıyor

    Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Irak, Sırbistan, Fas, Macaristan ve Pakistan; Çin’in Sinopharm aşısını onayladı. Ocak ortası itibariyle, BAE’de 1,8 milyon kişi Çin aşısı almıştı. Bolivya, Endonezya, Türkiye, Brezilya ve Şili, Sinovac adlı bir Çin aşısını onayladı ve halkı aşılamaya başladı. Sputnik V, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika’da bir düzineden fazla ülkede dağıtılıyor.

    Bu ülkeler bu aşıları incelediklerinde, Çinli ve Rus üreticiler tarafından yayımlanan güvenlik ve etkililik hakkındaki kanıtlara dayanarak bilinçli kararlar aldılar – çoğu The Lancet ve JAMA gibi otoritelerin benimsediği bilimsel dergilerde de – veya kendileri bağımsız deneyler yürüttükten sonra yayınlandı. Aksini varsaymak, bazıları Amerika Birleşik Devletleri veya Avrupa’dakilerle aynı sağlık düzenleme sistemlerine sahip olan bu hükümetlerin kabiliyetinden veya bütünlüğünden şüphe etmektir. Büyük aşı kıtlığı ve teslimat gecikmeleri karşısında, Fransa, İspanya ve Almanya şimdi muhtemelen Çin ve Rus aşıları için sipariş vermekten bahsetmeye başlıyor. Görünüşe göre yarı çaresizlik, sonunda onları Batılı olmayan aşılara karşı “ önyargı” olmamaya sevk etti.

    Çin ve Rusya da geçtiğimiz yıl bazı vatandaşlarını geç aşama veya 3. Aşama klinik deneylerden elde edilen etkinlik sonuçları olmadan aşılamaya başladı. (Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları, Faz 3 denemelerinden alınan ara sonuçların ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde onaylandı.) Hindistan, Bharat Biotech tarafından geliştirilen bir aşı olan Covaxin ile aynı şeyi yaptı ve ulusal bir tepkiye neden oldu.

    Her üç hükümet de bu eylemleri aşıların üretimini ve dağıtımını hızlandırmak için gerekli acil önlemler olarak savundu. Bu açıklama bazıları için yetersiz görünebilir, ancak bunu yapmak yasaldır. Ve şimdi Çin ve Rus aşılarının güvenilirliği hakkında önemli veriler var. (Covaxin’i söylemek için henüz çok erken.) BAE’de Aralık ayı başlarında yapılan deneme sonuçları Sinopharm aşısının etkinliğini yüzde 86’ya yerleştirdi; Çin’de yapılan deneyler ise yüzde 79 çıktı. Sinovac’ı ve performansı ile ilgili çelişkili görünen sonuçları ele alalım :

    Türkiye’deki denemelerde yüzde 91, Endonezya’daki denemelerde yüzde 65 ve Brezilya’daki denemelerde yüzde 50,4. São Paulo’da devlet tarafından işletilen ve bu denemeleri yürüten merkez olan Butantan Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, aşının hafif ve şiddetli COvid vakalarında yüzde 78’lik bir koruma oranına sahip olduğuna işaret etseler de, bu son bulgu derhal uluslararası manşetlere taşındı. Ocak ayının sonlarında Butantan Enstitüsü’nde klinik araştırma tıbbi direktörü olan Ricardo Palacios ile konuştuk ve bize denemelerin kasıtlı olarak bir “stres testi” olarak tasarlandığını söyledi. Sadece “Covid-19 hastalarına doğrudan bakan sağlık çalışanları” arasında yapıldılar” dedi. (Pfizer-BioNTech ve Moderna aşı denemeleri, bazı sağlık çalışanlarını ve yüksek risk altındaki diğer kişileri içeriyordu) Ve enfeksiyona çok daha fazla maruz kalan bir denek havuzunu incelediğinizde, bir aşı muhtemelen daha az performans gösteriyor gibi görünecektir.

    Butantan Enstitüsü’nün denemeleri, “Covid-19 semptomu” olarak sayılan şeyi diğer başka ülkelerdeki denemelerden çok daha geniş bir şekilde tanımladı. Kuşkusuz, Çin ve Rus aşıları hakkında daha fazla bilgi kamuoyuna açıklanmalıdır, ancak aynı şey önde gelen Batı aşıları için de hala geçerli. Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının denemelerine ilişkin tüm ayrıntılar veya ham veriler, araştırmacıların bile kullanımına sunulmamıştı.
    Gerçek şu ki, olması gerektiği kadar şeffaf bir şekilde Covid-19 aşısı geliştirilmedi veya piyasaya sürülmedi . Çin ve Rusya ürettiği aşıları, bazı Batılı şirketlerden daha fazla piyasaya sürmüş olabilirken, bu, aşılarının kalitesiz olduğu anlamına gelmez.

    Batılı ülke üreticileri bilinçli bloke ediyor

    Çin ve Rus aşılarının güvenilir olduğunu gösteren artan kanıtlar, özellikle dünyadaki tedarik sorunları dikkate alındığında ciddiye ve hızlı bir şekilde alınmalıdır. Batı’da üretilen çoğu aşılar zaten zengin ülkeler tarafından satın alındı: Aralık ayı başında, Pfizer-Biontech aşılarının yüzde 96’sı, Moderna aşıların hepsi, dünya çapında satın alındı. Acil aşı talebinde bulunan 145 ülkeye bu yılın ilk çeyreğinde AstraZeneca 110-122 milyon doz; Pfizer-Biontech ise sadece 1,2 milyon doz aşı yollayabilecek. Dahası, Batı’da büyük ilaç şirketleri, Batılı olmayan üreticilere kendi aşılarının lisansını vermiyor. Öte yandan, analiz firması Airfinity tarafından sağlanan son verilere göre, Sinovac bu yıl 350 milyon dozdan fazla aşısını 12 ülkeye ihraç etmek için anlaşma imzaladı; Sinopharm, 11 ülkeye yaklaşık 194 milyon doz; Sputnik V, 17 ülkeye yaklaşık 400 milyon doz yollayacak. Bu üç üretici de 2021 yılında 1 milyar doz üretim kapasitesine sahip olacağı ilan etti. Birçok ülkedeki yerel üreticiye de aşı üretmesi için lisans verebileceklerini açıkladı.

    Peki bu aşılar, ihtiyaç duyan daha çok insan için nasıl arzu edilir hale getirilebilir? Bunun bir yolu, onları teknik uzmanlığa sahip uluslararası bir kuruluş tarafından resmi bir değerlendirmeye tabi tutmaktır. Şu anda sorun, Dünya Sağlık Örgütü’nün aşıları onaylama kurallarının, zengin, esasen Batılı devletler lehine çarpıtılmış olmasıdır.DSÖ, kalite kontrol için güvendiği “ciddi düzenleyici kurumların” bir listesini tutmaktadır – Avustralya, Kanada, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri hariç tümü Avrupa ülkeleridir. Dünyanın geri kalanı için, DSÖ ön yeterlilik adı verilen bir hizmet yürütmektedir. Teorik olarak, bu örneğin Çin veya Rusya’dan gelen aşıların Batı’dan gelen aşılarla eşit bir zemine oturtulmasının bir yoludur. Gerçekte, zahmetli ve zaman alıcı bir süreçtir. Bir aşı, DSÖ’nün güvenilen listesindeki bir ülkede geliştirilip onaylandığında, kuruluş hızlı bir şekilde imzalamak için genellikle bu değerlendirmeye güvenir. Ancak başka herhangi bir yerde bir aşı üreticisi ön yeterlilik için başvurduğunda, DSÖ üretim tesislerinin fiziksel denetimi de dahil olmak üzere sıfırdan tam bir değerlendirme yapar. DSÖ, Pfizer-BioNTech aşısını, üreticilerin değerlendirme başvurusunda bulunduktan iki aydan kısa bir süre sonra 2020’nin sonunda onayladı ve bu ay Moderna ve AstraZeneca aşılarına karar verilmesi bekleniyor.

    Çin ve Rus aşıları, bunların gözden geçirme süreçleri daha önce başlatılmış olsa da, hala sırada bekliyor. Pfizer-BioNTech aşısının gözden geçirilmesi sırasında DSÖ, Avrupa İlaç Ajansı ile yakın bir şekilde çalıştı ve EMA’nın yapılmasından yaklaşık 10 gün sonra bunu onayladı. DSÖ’nün standartlarını korurken, yerel aşı üreticilerinin inceleme sürecinden geçmesine yardımcı olmak için diğer ülkelerdeki sağlık düzenleyicileriyle de işbirliği yapamamasının hiçbir nedeni yok. Aşı üreten tüm ülkelere hak ettikleri ilgiyi acilen göstermelidir. Bazı doktorlar ve aktivistler, Batı’da üretilen aşıların dünya çapında dağıtımını artırmak için önerilerde bulundu. Bu çağrılar iyi niyetli ama onlar da Batı ülkelerinden gelen aşıların sahip olmaya ve beklemeye değer tek şey olduğunu varsayıyorlar. Elinizin altında daha basit bir çözüm var: Diğer ülkelerin aşılarına güvenmeye başlama zamanı…
    Kaynak: New York Times

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ