10.3 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 8, 2022

    Bilim Kurulu üyesi açıkladı: Aşı etkinliğindeki fark neden?

    Prof. Dr. Yavuz, Brezilya'daki Faz 3 denemelerinin sadece sağlık çalışanları üzerinde yapıldığına işaret ederek. yaş grubu ve hastalık belirti sınıflandırmasının da Türkiye'dekinden farklı olduğuna söyledi

    Aşı etkinliği..

    Pandemiyle mücadelede kritik öneme sahip aylardır beklenen Koronavirüs aşılamaları aşılama başladı.

    Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK)’nun incelemeleri sonrası Çin’den getirilen ‘CoronaVac’ aşısına acil kullanım onayı verildi ve 14 Ocak itibariyle  aşılama ilk olarak sağlık çalışanlarında başlatıldı.

    Dünyada ilk aşılama 8 Aralık’ta İngiltere’de başlamıştı. Aşılananların sayısı 3 milyona ulaştı. 14 Aralık’ta aşıya başlayan ABD’de 11 milyon, 15 Aralık’ta star veren Kanada’da 419 bin, 27 Aralık’ta başlayan Almanya’da 842 bin ve Fransa’da da 318 bin kişi aşılandı.

    Türkiye’de ise bir günde aşılanan kişi sayısı 300 bine çıktı.

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, aşının etkinlik oranı ve uygulamasıyla ilgili açıklama yaptı.

    En yakından gördük

    Prof. Dr.  Yavuz, ”Brezilya’daki çalışmada vaka gruplandırmasının da bizdeki çalışmadan farklı. Biz belirtileri hafif, orta, ağır olarak sınıflıyoruz. Onlar ‘Çok hafif’ de eklemiş örneğin.  Bizdeki çalışmada gerçekten semptomatik olanlardan yani belirti gösterenlerden test aldık. Ama tüm bunları çalışmalar tam olarak açıklandığında daha rahat görebileceğiz. Mesela Oxford’un AstraZeneca aşısı İngiltere etkinliği yüzde 90 açıklandı, Brezilya yüzde 64 açıkladı. Çalışma açıklandıktan sonra görüldü ki İngiltere’de bir gönüllü grubuna ilk aşıda yarım doz yapmışlar, ikinci aşılamada tam doz yapmışlar. O da yanlışlıkla olmuş. Bunları yorumlamak gerçekten güç. Bütün çalışma yayınlandığı zaman ancak daha sağlıklı değerlendirmeler yapabiliriz” diye konuştu.

    Acil kullanım onayı

    Acil kullanım onayı verilmiş aşıların hiçbirisinin asemptomatik enfeksiyonları tamamen engellemediğimi hatta asemptomatik enfeksiyonları ne kadar engellediği konusunda bir veri de olmadığını belirten Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sadece İngiltere’de AstraZeneca aşısının yüzde 59 asemptomatik enfeksiyonları engellediği gösterildi. Hiç semptom göstermiyor ama PCR testi pozitif çıkıyor. Bu virüs solunum yollarından bulaşıyor. Aşıların hepsi solunum yollarını uyarmıyor. Ama  akciğerlerimizdeki bağışıklık sistemini yeterince uyardığı için ağır hastalanma olasılığı olmuyor. O nedenle aşıların  hepsi ağır hastalığı önleme konusunda yüzde 90’ın üzerinde etkin. Bizim çalışmamızda da, Brezilya’daki çalışmada da, mRNA aşılarının çalışmalarında da kanda yeterince antikor geliştiği ve bu da akciğere de geçebildiği için, akciğeri tutan ağır hastalık 90’ın üzerinde engellendi. Daha hafif hastalığı engelleme anlamında, ne kadar hafiflikteki hastalığı takip ettiğinizle ilgili etkinlik farklılığı olabilir. Çalışmalar arasındaki farkın bir nedeni de bu. Diğeri de çalışmaya dahil edilen gönüllülerin yaş grubu, sağlık çalışanı dahil etme oranları vs olabilir. Ama burada bizim açımızdan kesinlikle önemli olan, ciddi hastalığı, hastaneye yatışı azaltmış olması. Hastalığın hafif geçirilmesini dahi yüzde 50 azaltılması da ayrıca çok iyi bir şey.”

    Çin tüm verileri açıklayacaktı

    Pandemi nedeniyle olağanüstü koşullarda aşı çalışmalarının sonuçlandırılmaya çalışıldığını anlatan Prof. Dr. Yavuz, “Çin aslında bütün verileri bir arada açıklamak istedi en başından beri. Ama çok farklı dinamikler var. Olağanüstü günlerden geçiliyor. O nedenle farklı ülkelerdeki bütün verilerin bir araya getirilmesi gerekiyor. Oxford aşısı da İngiltere sonucu bambaşka, Brezilya sonucu bambaşka. Ama bu bir biyokimya testi gibi değil. Yani kanıma bir yerde baktırdım 90, bir yerde baktırdım 60 çıktı değil. Çok değişik gruplardaki insanlarda bir aşı etkinlik çalışması yürütüyorsunuz. Hangi zamanda baktığınız, hangi hasta grubunda baktığınıza göre, her şey çok değişkenlik gösteriyor. Burada kritik olan nokta nedir? Ağır hastalığı engelliyor mu? Belli bir oranda da insanları koruyor mu? Dünya Sağlık Örgütü yüzde 50’nin üzerinde etkili olan her aşıyı kabul etti. Bunun mantığı, yeterince insanı aşılayıp salgının tehlikesini bertaraf etmek.  Böylece hem ölüm sayısını azaltılabilir hem de  ağır hasta düşürülerek sağlık sisteminin üstündeki yük hafifletilir.” şeklinde konuştu.

    Elimizde ölümü engelleyen bir aşı var

    “Yaşlı ve yüksek riskli gruba Pfizer-BioNTech (mRNA) aşısı yapılmalıydı” şeklindeki tartışmalara da değinen Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle noktaladı: “mRNA aşılarının antikor titresi daha yüksek oluyor, bunu biliyoruz. O nedenle de aslında 65 yaş üstüne mRNA aşısı yapılsa daha iyi olabilirdi görüşleri var. Aslında şunu da unutmamak lazım, elinizde ölüm oranını, ağır hastalık oranını azaltan bir aşı varken o grubu bekletemezsiniz. Bu insanlar hastalanıp hayatlarını kaybederse daha büyük bir zararınız olur. Sonuçta inaktif aşının şimdiye kadar yapılan çalışmalarda ciddi bir yan etkisi de görülmemiş. Basit kol ağrısı gibi yan etkiler… Elinizde böyle bir olanak varken bunu yapmamak bilimsel ve  akılcı olmaz.. O nedenle bunun yapılması gerekiyor. Yani bu insanları bekletip 6 ay sonra gelecek mRNA aşılarından yapalım demek çılgınlık olur.. Toplumsal bağışıklık için biraz daha fazla insanı aşılamayı gerektirebilir. Aşıların bulaşıcılığı ne kadar engellediğini hiçbir aşı için tam olaraka  bilmiyoruz. Yaşayarak öğreneceğiz. Çünkü bu fatklı bir tecrübe, çok ağır bir pandeminin içinde geldi bu aşılar bize. Ama büyük, olumlu etkiler sağlayacak. Önümüzdeki günlerde  sonuçlarını göreceğiz.”

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ