14.8 C
İstanbul
Çarşamba, Ekim 27, 2021

    Yrd. Doç. Gökçen Erdoğan
    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Cinsel Terapist

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Uzmanlığını kadın hastalıkları ve doğum alanında yaptı. York Üniversitesi’nde MBA, Başkent Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'nda yüksek lisans, sosyal psikoloji alanında da doktora yaptı. Birçok özel ve devlet hastanesinde uzman hekim olarak çalıştı. 2007 yılından beri kendi kliniğinde hastalarını kabul ediyor. Son iki yıldır Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’de ve yurt dışında kitapları ve eğitimleriyle genital estetik alanına farklı bir bakış açısı getirdi.

    Pandemide iki şey arttı: Gebelik ve cinsel isteksizlik

    Kadın Hastalıkları, Doğum Uzmanı ve Cinsel Terapist Yrd. Doç. Dr. Gökçen Erdoğan ile pandemide cinsel yaşamı hayatımsaglik.com için konuştuk.

    Pandemide cinsel yaşam

    “Vajinusmus” ve “genital estetik” deyince akla gelen ilk isimlerden olan Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı ve Cinsel Terapist Yrd. Doç. Dr. Gökçen Erdoğan, pandemi sürecinde cinsel ilişkilerde iki bariz değişim yaşandığına dikkat çekiyor; “Gebelik ve cinsel isteksizlikte artış”…

    Süreç dolayısıyla kaygı düzeyi yükselen erkeklerin cinsel performanslarının düştüğünü de söyleyen Erdoğan, geçtiğimiz Mart ayından beri alanındaki gözlemini ise şu sözlerle özetliyor: “Kaygılı ve çatışmalı çiftlerde isteksizlik, boş vakitlerinde bolca sevişenlerde gebelik arttı.”

     

    Yrd. Doç. Dr. Gökçen Erdoğan, çok yönlü bir doktor. Birincil uzmanlığı kadın hastalıkları ve doğum olan Erdoğan, cinsel sağlık ve genital estetik alanlarında da hizmet veriyor. Kadınların kabuslarından olan “Vajinusmus” sorununun çözümünde ve genital estetik ameliyatlarında akla gelen ilk isimlerden olan Gökçen Erdoğan, “Sağlıklı cinselliğin, sağlıklı toplumun yapı taşlarından biri olduğunu” savunuyor. İkili ilişkilerde doğru iletişimin önemini neredeyse gelen her hastasına anlatmayı görev edinen Erdoğan, Türkiye’de cinsel eğitimin oluşması, oturması ve her kadının genital bölgesini tanıması, sevmesi için çabalıyor. Yayınlarıyla, verdiği röportajlarla Türkiye’de cinselliğin konuşulur olması için uğraş vermeye de devam ediyor.

    “Gizli Kapaklı Şeyler”, “Sırra Kalem”, “Belki Keşke Neyse” adlı kitapları bulunan Gökçen Erdoğan, “Amacım sağlığına düşkün, bir yerlerde sorun olduğunu anlayabilecek kadar bilgi sahibi olan kadın grubunu oluşturmak. O yüzden sosyal medyayı aktif kullanıyorum” diyor.

    Donanımı ve bilgi birikiminin yanı sıra  candan, dürüst, sıcak tavırlarıyla hastalarının gönlünde ayrı bir yere sahip olan Yrd. Doç. Dr. Gökçen Erdoğan, artık her ay Hayatim Sağlık okurları ile olacak. Bu ilk röportajımızı hayatımızın parçası haline gelen pandemi sürecine ayırdık.

    Buyursunlar…

    Covid-19 pandemisinde aynı evde yaşasak bile birbirimizden hem fiziksel hem duygusal olarak uzaklaştık. Bu durum cinsel hayatı nasıl etkiledi?

    Bu uzaklaşmayı yaşayanlar için elbette, cinsel yaşamda da sorunlar oluştu. Ama aynı zamanda bir arada olmanın yaradığı cinsel yaşamlar da oldu. Fakat soru, bu uzaklaşmadan muzdarip olanlarla ilgili olduğu için şunu söyleyeyim; özlemek, yaşamlarımızı aynı ev içinde bile yararlı bir mesafeyle sürdürmek, kişisel alanlarımızı koruyabilmek ilişkilere genel anlamda yarar. Sosyal iş bölümü yapılmış konularda çatışma yaşar olduk mesela, aynı eve sürekli olarak hapsolunca. Hapsolmak diyorum çünkü bu hissi de yaşadık ve bu his de işleri zorlaştırdı. Bireysel sıkılıklarımız da oldu. Sürtüşmeler artınca küslükler, bıkkınlıklar olunca, yalnız kalma isteği ayyuka çıkınca cinsel çekim de azalıyor. Ama önemli olan bunun büyümeden çözülmesi ve sürekli bir sorun haline gelmesinin engellenmesi. Bu da çiftlerin çabasına bağlı.

    Sevişenleri de azımsayamayız

    İletişim dili de yine bu süreçte biraz sertleşti. Aynı evin içinde olmak sürekli dip dipe bulunmak sinirleri gerdi. Böylesi durumların cinsel hayata etkisi nasıl oldu?

    Kadınlar için işler şu anlamda zorlaştı; alanlarına girildiği, her işlerine karışıldığı hissi epey kuvvetlendi. Erkekler içinse “burada ne işim var, bu niye böyle?” duygusu kuvvetlendi. Ve belki de yeni tanıştıkları şeyleri şekillendirmeye çalıştılar. Kadın ve erkek ikisi de çalışıyorsa ikisi de daha rahat çalışma ortamını bir diğerinden istedi ama ortada da ev ile ve varsa çocukla ilgili sorumluluklar vardı. E orada da öncelik sorunu başladı. Yorgun, bezmiş insanlar daha kolay kavga ederler, yüz göz olurlar; buna çok sık rastlamaz mıyız zaten? Sevişmeler bunu yaşayanlar için azaldı ama yine söylüyorum; gebelikler de dünyada epey yükseldi bence. Sevişenleri de asla azımsayamayız.

     

    Sizin gözlem ve tespitlerinize göre pandemi cinsel hayatta neyi en çok olumsuz etkiledi?

    Aslında gözlemden ziyade duyumlarım şu; kadınlar dinlenmek için vakit bulamazken erkekler eskisinden de çok ilgi beklediler. Hem görsel, hem fiziksel hem de psikolojik. Ve ekonomik sorunlar da kaygı düzeyini yükseltti. Kaygılı sevişmek erkeklerin performansına ciddi manada yansıyor. Kadınlarda da yorgunluk olumsuz bir etki. Dolayısıyla karşılıklı negatifleştiler cinsel yaşamda.

    Vajinismus, cinsel isteksizlik gibi şikayetleri olanlar bu süreçte gelmeye devam ediyor mu yoksa “zaten birlikte olmuyoruz” diye tedaviler askıya alındı mı?

    Geliyorlar. Çünkü vajinismus, ortada sevişme yokken de beyni ve ruhu ipotek altına alıyor. Bir de ertelemenin faydası değil zararı olduğunu anlatmayı başardık bence. Çünkü sorunlar kalıplaşmadan ve kişileri birbirinden itmeden çözmek çok daha kolay. Hele de cinsel sorunlar. Ben neredeyse aynı yoğunlukla çalışıyorum diyebilirim. Bir de vajinismus cana tak ettiriyor sanırım, çok sık duyuyorum bunu. Ne olursa olsun çözülsün istiyorlar, gözleri karartıyorlar. İyi ki de öyle yapıyorlar.

    Genital bölgelerimizin sağlığı kalp sağlığımız kadar önemli

    Normal zamanda “temizlik hastası” dediğimiz kişiler sürecin “normali” oldu bir anlamda. Benzer durumlar sizin alanınızda yaşanıyor mu?

    Biz hijyenin önemini o kadar çok ve ısrarla anlatıyorduk ki cinsel sağlıkla ilgili olarak da, kadın sağlığı alanında da, elbette daha sık duş almanın, ellerin daha temiz olmasının, birliktelikte hijyene yönelik hazırlıklar yapmanın bizim yüzümüzü güldürdüğünü söyleyebilirim. Ama hiçbir konuda aşırılık iyi değildir, andan haz almanızı engellememeniz gerekir. Dolayısıyla temizlik normal düzende de bir yaşam biçimi olursa sorun olmaz zaten. Genital bölgelerimizin sağlığı da kalp sağlığımız kadar önemli. Bunu da idrak ettik bence artık. Ben bu ülkenin yeniliğe açık yanlarıyla sürekli tanışma fırsatı bulan şanslı insanlardanım ve asla umutsuz değilim.

    Koronavirüsün başladığı günlerden bu zamana size gelen hasta profili ve şikayetlerinde ne gibi değişimler gözlüyorsunuz?

    İlişkilerle ilgili en bariz değişim; çiftlerin çatışması.

    Cinsel ilişkilerle ilgili iki bariz değişim; gebelik oluşumu ve de cinsel isteksizliğin artışı. Evet ikisi de arttı benim hasta profilimin içinde. Kaygılı ve çatışmalı çiftlerde isteksizlik artarken, boş vakitlerinde bolca sevişenlerde gebelik arttı.

    “Hastalık kaparım” endişesiyle rutin kontroller, tahliller vs ertelendi. Diğer taraftan muayenehanelerde yapılan basit uygulamalar –botoks, gençlik aşısı, dolgu vs gibi- hız kesmedi.  Sizde durum nasıl?

    Ben hastalarımla genelde gerek sosyal medyadan, gerek telefonla sürekli iletişim içindeyimdir. Dolayısıyla rutinleri ihmal etmedik. İhtiyaç durumundaki özel görüşmeler için yer yer online çalıştık ki bu müthiş bir imkandı bir dönem. Muayeneler için de ben daha az talep gören olmadım açıkçası. Ama eminim bölgesel farklar, sosyo ekonomik farklar vs görülmüştür. Bu da olağan. Çünkü sıradan bir süreçte değiliz ve bazı değişimler yaşanacak ama zamanla her şey rayına oturacaktır.

    Bu süreçte hamile kalanlar, gebelikleri devam edenler ekstra kaygılar yaşıyor mu? Gözlemleriniz nasıl? Onlara neler söylüyorsunuz, aile yakınlarına neler önerirsiniz?

    Gebeler, kaygıya müsait insanlardır. Dolayısıyla evet çoğu ekstra endişelendi ama bunu yönettik ve birlikte normalleştik. Aileye burada çok önemli rol düşüyor, hep de söyledim. Felaket senaryolarına geçmeden gerçeklikle bilgi akışı önemli. Pembe bir masal da gerekli değil, sürekli felaketlerden ölümlerden söz etmek de. Yaşam nasıl devam ediyorsa gebelik de öyle devam ediyor. Korunarak, iyi beslenerek, ruhumuza iyi gelen hobilerimize, uğraşlarımıza sığınarak, kısa yürüyüşler ve hareketlerle sağlıklı kalmak hiç de zor değildi, hala değil. Hastaneler, elbette keyfi gidilecek yerler olmaktan çıktılar. Hiçbir zaman değillerdi ama pandemi döneminde gebelik muayenelerini de her hastane ve doktor özelinde denetleyerek gebelerimizi koruduk. Doğumlardan ziyaretçi, doğum fotoğrafı çekimi gibi kişisel temasları ortadan kaldırarak tedbirler aldık biliyorsunuz. Bunlar son derece işe yaradı. Dolayısıyla gebelerin huzurlu bir hamilelikle sağlıklı doğum yapması mümkün. Evde mutlu olmaları ve gebelikte özellikle ağır işe bağlı sorun yaşamamaları aile bireylerinden öncelikli ricamızdı. Gerisi biz hekimlerin işi. Her şey düzelecek ve her şey birer anıya dönüşecek. Sabredelim.

    Tereddütleri olanlar bilime güvensinler

    Aşı oldunuz mu? Bu konuda tereddütleri olanlara ne dersiniz?

    Evet oldum ve aşı konusunda tereddütüm yok. Zaten aşılar, işinin ehli bilim insanlarınca bulunuyor, deneniyor, geliştiriliyor ve son aşamaya getiriliyor. Dünyada, pek çok farklı zamanda pek çok hastalığın aşısıyla ilgili büyük spekülasyonlar olmuştur ama bu, aşıların faydasından bir şey götürmemiştir. Kaldı ki aşılar, hastalığa yakalansanız dahi etkilerini ölümcül biçimde hissetmemeniz içindir. Dolayısıyla bir hekim olarak araştırmamı yaptım, hocalarımın görüşlerini, dünyadaki çalışmaları ilgiyle takip ettim ve tüm sağlık çalışanı arkadaşlarım gibi aşımı oldum. Bu konuda tereddütleri olanlara bilime güvenmelerini söyleyebilirim. Ayrıca komplo teorilerine karnı tok bir millet olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu her şeyden önce duraklatıcıdır. Kaygı düzeyini gereksiz biçimde yükseltir. Ve sağlık bekletmeye gelmez.

    https://www.divakadin.com/

    “Peki ya okuldayken regl olursam?” sorusunun yanıtı bu kitapta

     

     

    Yazarın Tüm Yazıları

    Süreyi Uzatmayın

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ