23 C
İstanbul
Salı, Eylül 27, 2022

    Şule Türker
    Gazeteci Yazar - Kişisel Gelişim Uzmanı

    Hacettepe Üniversitesi AMYO’dan mezun oldu. 1988-1990 yılları arasında Cezayir’de yaşadı. Fransızca öğrendi, Cezayir Büyükelçiliği’nde çalıştı. Gazeteciliğe 1992 yılında Sabah Gazetesi’nde başladı. 2002’deki kuruluşundan Ekim 2018’de kapatılana kadar Vatan Gazetesi’nde yönetici olarak çalıştı. Yaşam Koçluğu, İlişki ve Evlilik Danışmanlığı, EFT ve NLP, Nefes Koçluğu sertifikaları sahibi. “Vatansız Asker Napolyon”, “Evimiz Üç Oda Bir Kışla” adlı kitapları bulunuyor.

    Erteleyenlerden misiniz?

    Önceliğimizin “hastalanmamak” olduğu pandemi süreci, yaşam alışkanlıklarımızı da değiştirdi. Peki hayatın normal aktığı zamanlarda… O zaman da erteleyenlerden miydiniz? Bu davranışınızın temelinin aile ilişkileriniz olduğunu biliyor muydunuz? Gazeteci Yazar - NLP Uzmanı Şule Türker www.hayatımsaglik.com için yazdı. 

    Önceliğimizin “hastalanmamak” olduğu pandemi süreci, yaşam alışkanlıklarımızı da değiştirdi.

    Salgınla mücadele kapsamında kısıtlamalar da devreye girince, normal zamanlarda yaptığımız bir çok şeyi zorunlu olarak erteledik…

    Rutin kontrollerimizi erteledik örneğin…

    Ya da ayda bir kez yaptığımız “kızlar buluşmalarını”…

    Kentin sevdiğimiz yerlerinde zamansız gezmeyi, alışverişi…

    İçinden geçtiğimiz bu sıra dışı dönemin sonuçlarından birisi de “ertelemek” oldu.

    Peki hayatın normal aktığı zamanlarda… O zaman da erteleyenlerden miydiniz yoksa gerekenleri zamanında yapıyor muydunuz?

    Bu konuda yapılan bazı bilimsel araştırmalar, ertelemenin temelinde çocukluğa kadar giden ailevi nedenler olabileceğini söylüyor: Anne babanın çocuğa karşı baskıcı ve sert davranışlarına çocuk “yapıyormuş gibi” gözüküp, oyalanarak tepki veriyor.

    Ve çocuk yaşta aileden edinilen bu kalıp, zamanla kronik bir davranış haline gelebiliyor.

    Zararsız gibi görünüp, kısa vadede bir rahatlama ve haz duygusu da sağlasa aslında ertelemek, bir süre sonra bir şekilde açığa çıkacak olan kaygı ve huzursuzluğun tohumlarını eker. Çünkü ertelenen iş, kişide suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır.

    O an konfor alanının dışına çıkmayarak rahat gibi görünen kişi, aslında alt beynini “alınmış doğru karar” ile “onu uygulamamak” arasındaki bilişsel uyumsuzluğun çelişkisiyle baş başa bırakır.

    Ertelemek, bir anlamda kendinizden de vazgeçmektir.

    Duygusal Özgürleşme Tekniği olarak nitelendirilen EFT’nin (Emotional Freedom Techniques) de çalışma konularından birisidir ertelemek. Hayatında ertelemeler nedeniyle zorluklar yaşamaya başlayan birçok kişi çözüm olarak, hızlı sonuçlar alınabilen bu tekniğe başvurmaktadır.

    Bazı disiplinler edinerek de orta ve uzun vadede bize zarar verecek bu alışkanlıktan kurtulmak mümkündür.

    Bunlardan birkaçını özetlemek gerekirse;

    Hedefinizi netleştirin; İstediğimiz şeyi netleştirirsek tüm ayrıntılarıyla karşımızda görüp somutlaştırmamız daha kolay olur.

    Rutini ve “var olanı koruma”yı bir kenera bırakıp, sizi asıl hedeflerinize götürecek olan “ileri gitme eylemlerine” öncelik verin. Hedeflerinizi, konfor alanınızın kurbanı yapmayın.

    İş veya özel hayatınızdaki sorunu günlerce evirip çevirip konuşmaktansa, çözüm bulup, uygulayın. Çünkü bunu yapmadığınızda, konuşmanın size bir getirisi olmayacaktır.

    Çevrenizdeki “enerji vampirleri”nden uzak durmaya çalışın. Değişiminizi engellemek için sürekli mazeretler bulan, adeta içinizdeki coşkuyu emen kişileri fark edip, onlarla geçirdiğiniz zamanı kısıtlayın. Size destek verecek, artı değer katacak, pozitif kişilere yaşamınızda daha çok yer açın. Unutmayın, etrafınızdaki en yakın 5 kişinin enerjisi ve hayata bakışı nasılsa siz de öyle olursunuz.

    Kendinizi başkaları için yaşar hale getirip, önceliklerinizi sonraya bırakmayın. Hayatınızın senaristi de oyuncusu da siz olun.

    Ve en önemlisi “mükemmeliyetçi” olmayın. Çünkü bu koşul, o işe başlayamama engelini de beraberinde getirir.

    Pek çok şeyi yapmadığımız, ertelediğimiz için gösterdiğimiz bahane “zaman yok ki” ya da “benden geçti artık”, “bu yaştan sonra olmaz ki”dir. Önceliklendirme ve planlama ile zamanı verimli kullanmak mümkündür.

    Yaş konusuna gelirsek… Tarih ileri yaşlarda başarı kazanmış, aklına koyduğunu yapmış kişilerle doludur. Örneğin Tolstoy 67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenmişti! Hiçbir şey için geç değildir, yeter ki isteyin.

    Toparlarsak, size bir şeylerin ters gittiğini söyleyen içinizdeki o “huzursuzluk hissi” ile yaşamaya alışmak yerine, onu yok etmek için hayatınızın kontrolünü elinize alıp, hemen şimdi harekete geçin.

    Pozitifte kalın…

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ