11.3 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 8, 2022

    Dr. Gülay Ertürk
    Veteriner Hekim-Homeopat

    Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezunu. İngiliz Homeopati Enstitüsü’nden Veteriner Homeopati eğitimi alan Ertürk’ün, Kediniz Konuşuyor ve Köpeğiniz Konuşuyor isimlerinde yayınlanmış iki kitabı bulunuyor. . Merkezi Ankara’da bulunan Veteriner Homeopati Derneğinin kurucu üyesi ve geçmiş dönem başkanıdır.

    Can dostlarınız için bütüncül tedavi neden önemli?

    Birçok hastalığın sadece fiziksel değil, psikolojik nedenlerden de kaynaklandığını biliyoruz. Hayvanlar için de aynı durumun geçerli olduğunu söyleyen Veteriner Hekim-Homeopat Gülay Kabasakal Ertürk, “bütüncül tedavi”nin hayvanlarda kullanımını hayatimsaglik.com için yazdı. İşte can dostlarınız için bütüncül tedavi neden önemli!

    Son yıllarda çok sık duyduğumuz bir ifade var;  bütüncül tedavi. Nedir bu  bütüncül tedavi ve evcil hayvanlarda kullanımı nasıldır? Can dostlarınız için bütüncül tedavi neden önemli. Konuyu açalım.

    Öncelikle, bütüncül tedavi, bir yöntemden ziyade, canlıyı, vücut-duygu-düşünce  bütünü olarak ele alan bir yaklaşımdır. Canlı varlığın her şeyini, tüm kimliğini kucaklayan bir felsefesi vardır. Ne demektir bu, biraz örnekleyelim.

    Fiziksel, duygusal, düşünsel anlamda bir bütünden bahsettiğimize göre bunlardan birisinde meydana gelecek bir bozukluk, bütünün tamamını etkiler. En basitinden, duygularınız çöküntü halinde ise fiziksel olarak bedeniniz de,  enerjik olmak yerine miskin olmayı tercih edecektir. Bu da sağlığınızın bozulması demektir. Çünkü bugün, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, “Sadece hastalıkların ve rahatsızıkların olmayışı değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali” olarak tanımlamaktadır.

    Karşınıza bir kuduz köpek çıkarsa

    Düşünceler duyguları, duygular da bedeni etkiler. Karşınıza  bir kuduz köpek çıktığını düşünün. Bu durum ilk önce ısırılacağınız düşüncesini  aklınıza  getirir. Korkarsınız ve koşup kaçarsınız. Bu sırada kalbiniz çarpar,  solunumunuz hızlanır vs. Sonuçta tehlikeden uzaklaşınca, dinlenirsiniz ve tüm fiziksel fonksiyonlarınız normal tempoda çalışmaya geri döner. Bu örnekte olduğu gibi, ısırılma düşüncesi, korku duygusuna, korku duygusu da vücuttaki stres hormonlarını  artırıp hem vücutta bazı biyokimyasal değişikliklere hem de fiziksel aktivitede değişikliklere yol açmştır. Bedeniniz etkilenmiştir.

    Hayvanlarda durum farklı mı?

    İnsanda böyle de hayvanda farklı mı? Değil tabii. Şimdi bir de hayvan örneği verelim. Bir geyiğin aslandan kaçmak zorunda olduğunu düşünelim. Kalbi, kaçmak için daha çok çarpacak, solunumu hızlanacak vs. Geyiğin önünde iki olasılık var. Ya aslana yem olacak ya da  kurtulacak. Kurtulunca kalp atışı, solunumu normale dönecek. Sempatik sinir sistemi normale dönünce, gevşeme ve onarım fazı başlayacak  ve tüm organlar normal konuma geçecek.

    Kedi köpeklerde kronik hastalıklara sık rastlanıyor

    Bu örnekte, organların kısa süreli çok çalışması hayat  kurtardı ya hep çok çalışsaydı?  Geyiğin beyni, bu tehlikeyi sürekli yaşasaydı ne olurdu? Ya kalp krizinden ölürdü ya da bu duruma adapte olur, kronik bir hasta olarak yavaş yavaş ölürdü. Yani durumun idamesi için hücrelerde çoğalma ya da yıkım olurdu. Şimdi diyeceksiniz ki geyikte bu bahsedilen kronik hastalıklar ortaya çıkıyor mu? Elbette hayır çünkü sürekli olarak bu stresi yaşamıyorlar ama ya  evde baktığımız kedi köpekler?  Onlar  öyle değil. Kanser, tansiyon, eklem kireçlenmeleri, diyabet  vs. gibi kronik  hastalıklara, geyiklerde değilse de, kedi köpeklerde sık rastlanıyor.

    Stres ve çevresel faktörler etkili

    Doğal ortamlarından uzaklaşan, dar alanlarda hapsedilen, sürekli korkan, sürekli  sahibinin eve gelmesini bekleyen, insan egolarının hizmetine sokulup, sürekli stres altında tutulan hayvanlarda ne yazık ki kanser de olur, diğer dejeneratif, enflamatuar kronik hastalıklar da. Sadece stres değil  tabii. Çevresel zehirler, yanlış beslenme, manyetik kirlilik, kimyasallar, endüstriyel katkı maddeleri, ilaçlar, doğal olmayan gıdalarla beslenme de ayrıca bu duruma katkı sağlar.

    Bütüncül tedaviler neden önemli?

    İşte bütüncül tedaviler bu noktada önem taşır. Hastada, sadece tek bir sorunu çözmeye çalışmaktan ziyade, hastayı bir bütün olarak tedavi etmeyi amaçlar. Yaşam biçimi, stres, egzersiz, beslenme, fiziksel aktivite, toksinler gibi sağlıkla ilgili tüm faktörler bütünsel tıbbın kapsamındadır.

    Klasik tedavilerden fark ne?

    Bu sözü geçen bütünleyici tedavi yöntemlerinin bildiğimiz klasik tıbbi tedavilerden farkına gelince. Birincisi, hastalığı değil, hastayı tedavi eder. Yani, örnek olarak, dermatolojik problemleri olan ve sürekli derisi kaşınan bir köpekte, deriyi tedavi etmekten ziyade, deri kaşıntısına neden olacak kök sebepleri bulmaya çalışır. Ve onu tedavi eder. Yani, sebep stres kaynaklı ise stresin kaldırılmasına, gıda kaynaklı ise gıdanın düzenlenmesine odaklanır.

    Öfke köpeğinizin karaciğerini bozmuş olabilir?

    Derideki kaşıntıyı, kaşıntı giderici ilaç vererek çözmez. Belki hayvanın karaciğeri bozulmuştur o yüzden kaşınıyordur. Bunu saptamakla da kalmaz. Karaciğeri bozan nedene yönelir. Bunun altında yatan belki de bir duygudur, örneğin öfke karaciğeri etkilemiş olabilir. Dolayısıyla, organı değil organizmayı tedavi eder. Yani deriyi değil, köpeği tedavi eder. Köpeğin sadece fizik bedenini değil, duygularını da tedavi eder.

    Tedavi geçici değil, kalıcı olur

    Bu bağlamda, bütüncül tıp, indirgemeci değil, bütünleyici bir açıdan hastayı değerlendiririr. Hastayı parçalara ayırıp, parçayı tedavi etmekden ziyade,  parçaların toplamını bir bütün olarak ele alır. Çünkü bütün, parçaların toplamının da ötesinde bir yapıdır. Genele özgü değil, bireye özgü tedavi eder. Yani her hastanın, hastalık belirtileri birbirinden farklıdır. Hastalık belirtilerini, belli başlıklar altında gruplayıp, farklı hastaları aynı ilaçlarla tedavi etmez. Her hasta için kullandığı ilaç farklıdır.  Sonuç itibariyle, bütüncül tedavilerde hastalığın tedavisi geçici değil, kalıcı olur.

    Hipokrat’ın uyguladığı tedavi

    Peki bu kolay bir şey mi? Pek değil. Çünkü bu şekilde hastayı tedavi etmek için hastayı tanımaya, değerlendirmeye bir hekim olarak uzun uzun vakit ayırmaya gerek vardır. Tıbbın babası Hipokrat zamanında, hastalar sadece fiziksel belirtileri ile değil, hastanın cinsiyeti, yaşam tarzı, fenotipik özelliklerinden tutun da  bölgenin iklimine kadar çok şey değerlendirilerek muayene edilirlermiş.

    Günümüzle kıyaslanınca 2500 yıl evvel hastalar meğer nasıl bütüncül tedavi edilirlermiş diye düşünmeden edemiyor insan. Neyse ki, günümüzde de artık hastasını çok yönlü değerlendiren bütüncül tedavi yaklaşımında olan doktorlar da var veteriner hekimler de var.

    Semptomu değil, bütünü tedavi etmek

    Bütüncül tedavi için kullanılan yöntemlere gelince; homeopati, akupunktur, biorezonans, Bach çiçekleri, aromaterapi, lazer tedavisi, mıknatıs tedavisi, radyestezi, kayropraktik , fitoterapi, ozon tedavisi, PRP tedavisi. Aslında liste uzayabilir.  Ancak veteriner hekimliğinde ve özellikle evlerimizde baktığımız evcil dostlarımız için kullanılan belli başlı yöntemler bunlar. Hepsinde de temel ilke aynı.  Yani semptomu değil bütünü tedavi etmek. Hatta bu tedaviyi, hastanın kendi iç yaşam enerjisini uyarmak suretiyle, hastanın, kendi kendine başlatmasını sağlamak. Çünkü  iyileşmek aslında vücudun kendisinin yönettiği bir süreçdir. Ülkemizde çok yaygın olmasa da, bu konularda kendisini geliştirmiş veteriner hekimler mevcut.

    Hastanın refah ve konforu önemli

    Bütüncül yaklaşımda kullanılan yöntemler naziktir. Hastayı incitmemeye özen gösterir. Minimal invazivdir. Yani hastanın deri bütünlüğünü bozacak cerrahi girişimlerden kaçınır. Hastada, sevgiye saygıya ve empatiye odaklanır. Hastanın refah ve konforunu önemser.  Bu felsefedeki veteriner hekimler artık muayene masasına koydukları hastalarının, muayene sırasında, metal masadan rahatsız olmamasını bile önemsiyorlar.

    Stresi aza indirecek dekor kullanılıyor

    Hastalarını tedavi ederken, semptomu değil, hastalığın kök kaynağını bulup tedavi etmeyi amaçlıyorlar. Hastada stresi en aza indirecek muayenehane dekorundan tutun da  rahatlatıcı müziğe kadar her şeyi dikkate alıyorlar. Çünkü onların mutluluğu, bütünün mutluluğudur aynı zamanda. Hep dediğimiz gibi, Sağlıklı ve mutlu hayvan, sahibine de mutluluk verir ve mutluluk sağlıktır, sağlık da  mutluluk. Hep mutlu kalın.

    Yazarın Tüm Yazıları

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ