28.7 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 12, 2022

    Bilim Kurulu üyesi Azap: Toplumun yüzde 90’ını aşılamak lazım

    Toplumsal bağışıklık kazanılabilmesi için aşının etkisinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Azap, aşının etkisinin yüzde 70 olması durumunda toplumun bağışıklığının yüzde 65 olabilmesi için, aşılamanın yüzde 65 olmasının yeterli olmayacağının altını çizdi. Bağışıklığa ulaşabilmek için toplumun yüzde 85 hatta, yüzde 90'ının aşılanması gerektiğini söyledi. 

    Toplumun yüzde 90’ı aşılanmalı

    Genç Girişim ve Yönetişim Derneği’nin ‘İş’te Fırsat Toplantısı’nda konuşan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, virüsün hızlı yayılan çeşitlerinin çıkmaya başladığını söyledi.

    Bu tür virüslerde mutasyon ve değişimin çok hızlı olduğunu ve bunlara “Varyant” denildiğini söyleyen Azap, “Mutasyon” adının çok daha büyük değişimlere verilen isim olduğunu, varyantın ise şu an için korkulu rüyaları olan değişmiş virüs olduğunu ifade etti.

    Prof. Dr. Alpay Azap, virüsün yaklaşık 23 noktasında ve genetik yapısında değişiklik olduğunu ve bu nedenle daha kolay bulaşıp daha hızlı yayıldığını söyledi. Eğer bu değişme devam ederse, aylar içinde değişen bölgelerin 23’ten 50 bölgeye çıkacağını ve bu değişimlerle virüsün çok daha değişik bir hale geleceğini belirtti.

    Böyle bir durumda şimdi geliştirilen aşıların etkisi olmayacağının altını çizen Azap, tedavi için de aynı riskin bulunduğunu vurguladı.

    Yüzde 40 daha kolay bulaşıyor

    Varyant virüslerin yüzde 40 oranında daha kolay bulaştığını belirten Prof. Dr. Azap, insanlığı bekleyen en büyük tehdit aslında bu varyant virüslerin olduğunu söyledi. Virüsün insanda çoğalmalarının, değişime uğramasının neden olduğunu belirten Azap, çoğalırken genetik yapıdaki hatanın kaynak olduğunu ifade etti. Bu değişimin bir hata olduğunu ve virüsün çoğalırken birebir aynısını kopyalayamadığı için üretimdeki hata olduğunu söyleyen Azap konuşmasına şöyle devam etti:  O hatalı üretim virüse bir avantaj sağlarsa hakim hale geliyor. Dünyada giderek bu hakim hale gelecek; bunu engellemenin birinci yolu vaka sayısını olabildiğince azaltmak. Bu varyantlar çoğalma sırasında oluyor. Yani ne kadar çok insanda hastalık yaparsa, bu varyantların oluşma sıklığı da o kadar artıyor. O yüzden ‘ne kadar az insan vakası o kadar az varyant’ demektir. O yüzden de bu kapatmalar, maske, mesafe, hijyen önlemleri çok kritik. İkicisi de aşı, hızlı aşılama” ifadesini kullandı.

    ‘Yaşlı gruplarda mRNA aşıları tercih edilmeli’

    Prof. Dr. Azap, inaktif aşıları eski cep telefonlarına benzetirken, mRNA aşılarının ise akıllı telefon gibi düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

    “Her ikisi de görüşmeyi çok iyi sağlıyor aslında bakarsanız. Bu aşıların hepsinin ağır ve öldürücü enfeksiyon gelişimini önleme kapasitesi benzer. mRNA aşısı hafif hastalığı da daha iyi önlüyor, yüzde 90’ın üzerinde bir olasılıkla, kişi virüs ile karşılaşsa bile hafif de olsa hiç hastalanmıyor. İnaktif aşılarda bu oran yüzde 70. İnaktif virüs aşısının daha az etkili olduğu gruplarda, örneğin ileri yaşlardakiler daha az antikor oluştururlar. Yaş ilerledikçe verdiğiniz antijene karşı vücudun antikor üretme kapasitesi azalır, doğaldır bu. O yüzden yaşlı gruplarda mRNA aşıları yüksek antikor oluşturduğu için tercih edilebilir. Ama bu aşıların da 2 önemli sıkıntısı var. Biri yan etkileri yüksek. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı gibi yan etkiler daha çok karşımıza çıkıyor. Aşı yaptığınız 100 kişiden 60’ın da 1-2 gün süren ağrı, kırgınlık, baş ağrısı oluyor, özellikle 2’nci dozdan sonra. Bir diğeri de mRNA aşılarının dez avantajı soğuk ortamlara ihtiyacı var, eksi 70 gerçekten zorlayıcı bir ortam” diye konuştu.

    ‘Aşının etki oranı önemli’

    Prof. Dr. Azap, eski normale dönüşün ilacın bulunmasına bağlı olduğunun altını çizdi. Bunun için de koronavirüse karşı geliştirilecek aşının beklenmesi gerektiğini vurguladı.

    Azap, “Toplumun yüzde 65’i bağışıklık kazandığı durumda artık virüs rahat bir şekilde toplumda dolaşamaz. Biz buna ‘kitle bağışıklığı’ diyoruz. Bu aşılar kişiyi koruyor evet; ama enfekte olmaktan korumuyor. Aşılanmış insanlarda da virüs solunum yolunda çoğalıp başka kişileri hasta edebiliyor, bulaşabiliyor. Aşının çok faydası olmayacak bu kesin. Yine en çok bulaştıranlar klinik olarak hastalanmış olanlardır. Aşı faydalı olacak; ama toplumsal bağışıklığı sağlamak için tahmin ettiğimiz kadar çok faydası olmayacak, az bir faydası olacak. Aşının etkili olma oranı da önemli, yüzde 70 etkiliyse toplumun yüzde 65’ini bağışık hale getirmek için yüzde 65’ini aşılamanız da yetmiyor. Yüzde 85’ini hatta yüzde 90’ını aşılayacaksınız ki aşı ile bu bağışıklığa ulaşabilin” ifadelerini kullandı.

    Kapalıda çift, açık alanda tek maske

    Uzmanlardan esmer şeker uyarısı

    Limonlu çay kanser riskini en aza indiriyor! 

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ