12.5 C
İstanbul
Salı, Aralık 6, 2022

    Türk bilim insanlarının geliştirdiği mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında

    Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören, dünyada ilk ve tek olan ASC mikrokürecik teknolojisiyle oda sıcaklığında 30 gün dayanabilen aşı modeli tasarladıkları ve patentini alarak geliştirdikleri yerli Kovid aşısıyla ilgili önemli bilgiler verdi.

    İlk sınavını Kovid aşısıyla verecek olan ASC mikrokürecik aşı taşıma teknolojisi, yaklaşık 10 yıllık çalışma sonucu dünyada ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilmiş ve dört kıtada da patentlenmişti.

    Prof. Dr. Özören, ilk setin hayvan deneylerini tamamladıklarını, aşının uygulanış şekline karar vermek için birkaç deneyin daha kaldığını belirtti. Klasik aşılardaki gibi kas içi enjeksiyon ile deri altı uygulamasını denediklerini aktaran Özören, asıl amaçlarının ağız ya da burun yoluyla verilebilecek bir aşı olduğunu ve bunun hayvan deneylerini de tamamladıktan sonra yaz başı gibi Faz 1 çalışmalarına geçmeyi planladıklarını ifade etti.

    Prof. Dr. Nesrin Özören
    Prof. Dr. Nesrin Özören

    Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nesrin Özören ve ekibinin Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın desteğiyle 10 aydır gece gündüz üzerinde çalıştıkları yerli Kovid aşısında, bu teknoloji kullanılacak.  ASC protein mikroküreciklerine dayalı platform aşı teknolojisinde, corona virüs yüzey proteini taşıyan ASC zerrecikleri aşı ile vücuda verilecek ve akyuvar hücreleri tarafından algılanarak bağışıklık sistemini harekete geçirecek.

    Aşının tasarımının bittiğini Prof. Dr. Özören, ancak en iyi etkinliği elde edebilmek için değişik veriliş şekilleri üzerinde çalıştıklarını söyledi ve çalışmalardaki son gelişmeleri aktardı.

    Aşı pek çok farklı şekillerde uygulanabilir

    Üzerinde çalıştıkları aşının Covid-19’la mücadelede çığır açacağına inandığını dile getiren Prof. Dr. Özören, yeni teknoloji ile yaptıkları aşının tasarımını tamamladıklarını ve mikrokürecik ürettiklerini ifade etti.

    Korona’nın taç proteininin bir parçasını bu zerreciklere yüklediklerini ve saflaştırma deneylerini yaptıklarını söyleyen Özören, buradan aldıkları pozitif sonuçların ardından da iki çeşit fare deneyi yaptıklarını aktardı.

    Birinde kas içi, birinde de karın içi enjeksiyon denediklerini söyleyen Özören, kas içi enjeksiyonun var olan aşılara benzer bir uygulama olduğunu ve bunu kıyaslama açısından yaptıklarını aktardı.

    Özören, karın içi enjeksiyonda daha iyi sonuçları elde ettiklerini, bunların, hep var olan uygulama çeşitleri olduğunu ifade etti. Özören, “Kas içi ya da subkutan dediğimiz deri altı (karın içi) uygulamalar. Ancak mikrokürecik protein platformu olduğu için aşının uygulama yelpazesi daha geniş.

    Mukozal immüniteyi tetikleyecek burun için sprey ya da Polio (çocuk felci) aşısı gibi ağızdan damla teknolojisini de kullanmak ve geliştirmek istiyoruz. Bunun için de her set hayvan deneyini ayrı planlamamız gerekiyor. Yani kas içi yaptığınız uygulamayla burun içi spreyi aynı deneyde bakamıyorsunuz. Biz şimdi, burun içi uygulama ya da ağızdan uygulamayı da test edeceğiz hayvanlarda. Bunların hangisinde en iyi sonucu alırsak diğer aşamalara geçeceğiz” şeklinde konuştu.

    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında
    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında

    TİTCK’ya Faz çalışma dosyası hazırlanacak

    Prof. Dr. Özören, hayvan deneylerinde aşının uygulanma şekline karar verdikten sonra virüs nötralizan testleri ve ACE 2 transgenik fareleri canlı virüse maruz bırakılarak yapılan “challenge” testlerine geçileceğini ve buradan elde edilen sonuçlara göre Faz 1 insan deneylerinin tasarlanacağını belirtti.

    Özören, TİTCK’ya, hayvan deneylerinde her şeyden tam emin olduktan sonra insanlar üzerinde denenecek olan Faz çalışma dosyası hazırlayacaklarını, hala bunun öncü çalışmalarını yaptıklarını ama çalışmaların iyi gittiğini belirtti.

    TİTCK’nın istediği ve yayınladığı kılavuzdaki deneyleri tamamlamak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Özören, daha sonra da aşı uygulama yoluna karar verdiklerinde bu protokolü Faz 1 dosyasına işleyeceklerini aktardı. Özören, “Ardından da insan deneylerinin yapılacağı Faz 1 merkezi ile yani hekimler ve farmakologlarla birlikte ortak bir çalışma protokolümüz olacak” dedi.

    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında
    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında

    “İnsanda da ilk uygulamaları yaz başı gibi yapmayı düşünüyoruz.”

    Prof. Dr. Özören, insan deneylerinde kullanılacak aşıların üretimi için de “GMP sertifikalı” aşı üretim tesisi olan merkezlerle iş birliğine gireceklerini vurguladı. Özören, bu aşı için değişik paydaşlarla, zincir bir reaksiyonu kurmaya çalıştıklarını, Boğaziçi’nde yapılacak daha iki üç aylık deney süreçleri olduğunu dile getirdi. Özören, “Faz çalışması dosyasının hazırlanması ve ilk aşıların üretimi sonrası stabilite ve toksisitesi testlerinin ardından her şey yolunda giderse insanda da ilk uygulamaları yaz başı gibi yapmayı düşünüyoruz.” dedi.

    Salgının ilk yılı geride kalırken, dünyada görülen ve Türkiye’de de hızla yayılan yeni mutasyonların, aşıların etkinliğini düşüreceği yönündeki kaygıları da değerlendiren Prof. Dr. Özören, kendi geliştirdikleri aşının mutasyonlara da adapte edilebileceğini söyledi.

    Örneğin (Güney) Afrika mutasyonuna karşı Astra Zeneca aşısında etkinliğin düştüğünün açıklandığını hatırlatan Prof. Dr. Özören, kendi aşılarında hedefledikleri RBD bölgesinin, Ace 2’ye en çok bağlanan ve antikor yanıtının da en çok bu bölgeye doğru oluştuğu bilinen bir bölge olduğunu belirtti.

    Özören, “Şu ana kadar bu bölgede bir tane aminoasit mutasyon gelişmişti. Bu bölgedeki 400 aminoasit arasından bir tanesinin değişmesi, proteini alt üstü etmiyor. İnsanlarda her mutasyonunda paranoyak bir aksiyon başladı. Ama öyle bir şey yok. Bir mutasyon geldiğinde, virüsün proteinin yapısını da tamamen bozuyorsa, bu virüse de zarar veriyor. O yüzden çok drastik (radikal) bir Korona ve taç protein yapısı değişikliğini henüz görmedik. Bu da çoğu aşının etkisini sıfırlayacak düzeyde değil.

    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında
    Mikrokürecik aşısının ilk insan uygulamaları yaz başında

    Bu aşıya dair literatürden yararlanma şansımız yok

    Ayrıca bizim aşımız rekombinant DNA teknolojisiyle geliştiriliyor. Dolayısıyla yeni varyasyonları da plazmit üzerinde değiştirebiliyoruz ve gerekirse de Türkiye’de baskın olacak bir varyanta yönelik kodlama değişikliklerini yapıp aşıyı yeniden dizayn edebiliriz. ASC mikrokürecik teknolojisini ilk burada geliştirdiğimiz için birçok sorunun yanıtını biz de deneyler yaptıkça görüyoruz. Yani bu aşıya dair literatürden yararlanma şansımız yok.

    Tabii ki bir aşının hafıza hücreleri dediğimiz T hücresi, B hücresi yanıtının oluşturması çok önemli. Kovid geçirenlerde antikorların (immunoglobulin) 6-8 ayda düştüğü belirtiliyor. Bu da normal bir şey. Bağışıklık yanıtı da böyle bir şey zaten. Ama hafıza hücresi oluştuğu taktirde virüs ikinci kez geldiğinde birkaç gün içinde antikor seviyesi gene tavan yapabiliyor.” diyerek açıklamasını tamamladı.

     

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ