7.1 C
İstanbul
Salı, Ocak 18, 2022

    ”Yetersizlik duygusu kıskançlığı tetikliyor”

    Kıskançlık kişinin duygusal olarak yaralanmasına sebep oluyor.

    Kıskançlığın hakim olduğu ilişkilerde ihmal edilme, duygusal ve cinsel isteksizlik, iletişim kuramama, partnere saldırma, doyumsuzluk gibi sorunlarla karşılaşıldığını ifade eden DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog İlkim Seray Kılınç, kendini yetersiz hisseden kişilerin kıskançlık duygusunu daha yoğun yaşadığını vurguluyor.

    ”KISKANÇLIK DUYGUSU BİRÇOK DUYGUNUN KARIŞIMINDAN BESLENİR”

    Kıskançlık yakın ilişkilerde sık rastlanabilen hem karşı tarafı hem de kişiyi yorabilen yoğun bir duygu. Kıskançlık yalnızca bir duyguyu kapsamaz aslında; öfke, korku, mutsuzluk gibi birçok duygunun karışımından beslenir. Uzman Klinik Psikolog İlkim Seray Kılınç, yakın romantik ilişkilerimizin bitmesinden ya da zarar görmesinden korktuğumuz zamanlarda bu durumu ciddi bir tehdit olarak algıladığımızı, bu aşamada ise kıskançlığın bizi önce duygusal olarak sonra da ilişki içerisinde ele alabileceğimiz somut davranışlarla yönetebildiğine dikkat çekiyor.

    ”KISKANÇLIK YORUCU BİR DUYGUDUR”

    Kıskançlığın içerisine girdiği ilişkilerde ihmal edilme, duygusal ve cinsel isteksizlik, iletişim kuramama, partnere saldırma, doyumsuzluk, eleştirel ve sorgulayıcı olma gibi durumlarla karşı karşıya kalınabildiğini söyleyen Uzm. Kln. Psk. Kılınç, ”Böyle durumlarda kıskançlığa neden olan duyguyu fark etmeye başlamak ve kendimizi sorgulamak belki de başlangıç için en iyi seçeneklerden biri… Yapılan çalışmalar göre yetersizlik duyguları yüksek olan bireylerin gerçek ya da var olmayan hayali bir rakibin varlığı karşısında kendi benlik saygılarında aşırı tehdit oluştuğu için kıskançlığı yüksek seviyede yaşayabiliyor. Yetersizlik duygusu kıskançlığı beslemenin yanı sıra şiddetli bir biçimde deneyimlememizi neden oluyor” diye konuştu.

    ”Ayrılık kaygısı bozukluğu okul fobisine dönüşebiliyor”

    Öfkenizi kontrol etmek için bu yöntemleri deneyin!

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ