19.6 C
İstanbul
Pazartesi, Haziran 27, 2022

    Türkiye’de 6 bin kişi hemofili ile yaşamına devam ediyor

    Novo Nordisk, 32 yıldır dünyada hemofili alanında Ar-Ge faaliyetlerini aralıksız sürdürürken, 20 yıldır da Türkiye’deki hemofilili bireylerin hayat kalitesini yükseltebilmek için çalışmalarını sürdürüyor.

    Ülkemizde 6 bin kişi, nadir görülen ve genetik geçişli kronik bir kanama hastalığı olan hemofili ile yaşamına devam ediyor. Yaşam boyu devam eden hemofili, her 10.000 kişiden 1’inde görülüyor.

    Türkiye'de 6 bin kişi hemofili ile yaşamına devam ediyor
    Türkiye’de 6 bin kişi hemofili ile yaşamına devam ediyor

    Novo Nordisk Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem, geleceğe yön veren tedavilerle insan hayatını iyileştirmeyi amaçladıklarını aktardı ve hemofili alanındaki çalışmaları ile hastalığın daha iyi kontrol altına alınması konusunda ellerinden gelen desteği vermeye devam edeceklerini kaydetti.

    Cem, “Dünyanın en büyük vakfı yönetimindeki sağlık firması olarak, hemofili alanına verdiğimiz söz budur” ifadelerini kullandı.

    Kronik bir kanama bozukluğu olan Hemofili, genetik geçişli, nadir görülen ve hayat boyu devam eden bir hastalıktır. Türkiye’de 6 binden fazla, dünyada ise yaklaşık 420 bin hemofili hastası var. Bu bireylerde, hayat boyu devam eden bir kanamaya eğilim söz konusu olmakla birlikte kanamaları önlemek için verilen tedavilerin sürekli olarak uygulanması gerekiyor. Tedavilerine düzenli olarak yapan hemofilili bireyler, günümüzde kaliteli bir hayat sürdürebiliyor.

    “Hayatlarını değiştirmek için var güzümüzle çalışıyoruz”

    Dünyada 32 yıldır hemofilili bireylerin kaliteli bir hayat yaşayabilmeleri için Ar-Ge faaliyetlerini ara vermeden devam eden Novo Nordisk, 20 yıldır da Türkiye’de hemofili ile mücadele etmek için çalışmalara imza atıyor. Dr. Burak Cem, “Farklı tedavi alternatifleri ile hemofili alanına gönül vermiş tüm paydaşlarla, hemofilili bireylerin hayatını değiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. İyileştirilmiş eklem sağlığı ve hareketliliğin, hemofilili bireylerin sınırlarını ortadan kaldırmak için gerekli olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    Dr. Burak Cem, hastalık ve bu alandaki çalışmaları ile ilgili şu bilgileri olarak yaptığı bilgilendirmede, hemofilinin, diğer dallara göre daha az sağlık çalışanın uzmanlaştığı, tedavisinin tecrübe gerektirdiği bir hastalık olduğunu kaydetti.

    Yüzde 48’i bir aile kuramamaktan endişeli

    Hemofilili bireylerin yaşamlarında engellerle karşılaştıklarına işaret eden Cem, “Bu kişilerin %89’unun hastalıktan kaynaklı ağrılarının yaşamlarını kısıtladığı, %48’inin ileride bir aile kurmakla ilgili endişelerinin olduğu, %80’inin ise iş bulmakla ilgili sıkıntı yaşadığı biliniyor.

    Novo Nordisk olarak, nadir görülen kanama bozuklukları için tedavi çözümleri üretmeye olan adanmışlığımızı, rekombinant faktörler ve faktör dışı tedavi seçeneklerimiz ile birlikte yürüttüğümüz AR-GE çalışmalarıyla da aktif olarak sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Novo Nordisk Türkiye Biyofarma İş Ünitesi’nin Yöneticisi Pınar Dumlu ise, Novo Nordisk’in hemofili tedavisini geliştirmek haricinde hastaların hayatını geliştirmek için de çalışmalar yaptığını belirterek yapılan faaliyetlere değindi:

    “42.500’den fazla hemofilili bireye ulaşıldı”

    “Novo Nordisk’in kâr amacı gütmeyen Uluslararası Novo Nordisk Hemofili Vakfı aracılığı ile 2005’te kurulan ve hemofili ile nadir görülen kanama bozuklukları için faaliyetlerini sürdüren bir organizasyonu var. Bugüne kadar 73 ülkede 250 eğitim ve gelişim programına destek verildi. Bu destekler sayesinde 41.500 sağlık personeline eğitim verildi ve 42.500’den fazla hemofilili bireye ulaşıldı.

    Aynı zamanda Dünya Hemofili Federasyonu ve Avrupa Hemofili Konsorsiyumu gibi hasta STK’larıyla da işbirlikleri var. Novo Nordisk, HERO (Hemofili Deneyimi, Sonucu ve Fırsatlar) adında uluslararası bir platformu koşulsuz olarak destekliyor. Ülkemizde toplumsal bilinç seviyesinde birçok değerli çaba ile önemli gelişmeler sağlandı. Sağlık profesyonelleri, dernekler ve ilaç firmalarının girişimleri ile son yıllarda çok yol kat edildi. Eğitim ile bilincin artacağına böylelikle teşhis, tanı ve tedavi yöntemlerinin iyileşeceğine ve dolayısıyla tedaviye ihtiyacı olan tüm hastaların yaşam kalitesinin artacağına inanıyoruz.”

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ