0.7 C
İstanbul
Pazartesi, Ocak 24, 2022

    Pandemide daha çok uyuz olduk!

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji Kliniği tarafından yapılan çalışmaya göre uyuz vakalarında 2 buçuk kat artış tespit edildi.

    Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuz vakalarındaki bu artışın nedenlerine yönelik açıklama yaptı.

    Küçük, karantina sürecinde özellikle kalabalık aileler gibi evlerde kapalı kalan insanların temasının artması ve Kovid-19 bulaş riskini bertaraf etmek için kaşıntı ile belirti veren bu sürecin göz ardı edilmesi ile beraber hastanelere başvuruda gecikilmesinin uyuz vakalarında artışa neden olduğunu söyledi.

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuz vakalarında yaşanan artış ve artışın nedenlerine dair açıklamasında, istatiksel bilgileri de paylaştı.

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük
    Prof. Dr. Özlem Su Küçük

    İki buçuk kat artış saptandı

    Küçük, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji Kliniği tarafından yapılan çalışmada 2019 yılı Mart-Eylül ayları ile 2020 yılı Mart-Eylül  tarih aralıkları karşılaştırıldığında uyuz vakalarında iki buçuk kat artış saptandığını aktardı.

    Bununla birlikte, 2019 yılında Dermatoloji polikliniğine başvuran hasta sayısı 36 bin 500 olarak belirlenmişken, 2020 yılında bu sayı 26 bin 200’e düştü. Ancak buna rağmen 2019 yılında %0,71 olan uyuz vaka oranı, 2020 yılında %1,77 ye yükseldi.

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, insanların, özellikle kalabalık ailelerin karantina sürecinde kapalı ortamda kalmaları ev içi bulaşların artmasına neden olduğuna dikkat çekti.

    Aynı zamanda kaşıntı şikayeti bulunan kişilerin de pandemi korkusu nedeniyle hastaneye başvuruda bulunmadıkları için tedavide gecikmelerin yaşandığını aktardı. Prof. Dr. Küçük, tedavinin gecikmesinin ise hastalığın daha fazla yayılması riskini doğurmakla beraber tedavi direncine de neden olduğunu kaydetti.

    Avrupa ülkelerinde de  artış var

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, son 5 yıldır uyuz vakalarının ülkemizde giderek arttığını gözlemlediklerini ifade etti.

    Küçük, literatüre baktıklarında kendi çalışmalarına benzer şekilde Kovid-19 pandemisinde uyuz salgınına dikkat çeken İspanya’da yapılmış bir çalışma ile karşılaştıklarına dikkat çekti. Bu çalışmada da insanların eve kapanması, evde akrabalarla geçirilen zamanın artması ve insanların bu dönemde çok zorunlu kalmadıkça doktora başvuramamalarının uyuz salgınında etkili olduğunun belirtildiğini dile getirdi.

    Uyuzun 2 Önemli Belirtisi!

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuzun 2 önemli belirtisi olduğunun altını çizdi.

    Uyuzun bite benzer, gözle görülmeyen bir parazit türü olan Sarcoptes scabei hominis akarının deri altına yerleşmesi ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu aktaran Küçük, hastalığın vücudun farklı bölgelerinde kaşıntı, deri yaraları ve döküntülere yol açtığını kaydetti.

    Prof. Dr. Küçük, özellikle geceleri çoğalan şiddetli kaşıntı ve aynı aile üyelerinde benzer şekilde döküntü ve kaşıntının ortaya çıkmasının uyarıcı en önemli iki belirti olduğunu vurguladı. Bununla birlikte, hastaların en çok sıcakta ve gece artan kaşıntı ve kırmızı renkli döküntüler, bazen kirli görünümde tünel dediğimiz çizgi şeklinde yapılar, bazen küçük su dolu kabarcıklar, küçük kabuklanmalarla doktora başvurabildiklerini dile getirdi.

    Küçük, hastalığın, el bileği iç yüzü, bel ve göbek çevresi, kalçalar, parmak araları, koltuk altları, erkeklerde genital bölge, kadınlarda ise meme bölgesinin daha sıklıkla tutulduğunu söyledi. Bununla birlikte yaşlılarda ve bebeklerde farklı olarak; ayak tabanları ve avuç içi yüz, boyun hatta tüm vücut tutulabildiğini aktardı.

    Her Kaşıntı Uyuz Belirtisi midir?

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, fiziksel temas (direkt temas) ile kişiden kişiye çok kolay bulaşan uyuz hastalığının, sanılan aksine köpek ve kedi gibi hayvanlardan insana bulaşmadığına, aynı zamanda hastalık paraziti taşıyabilen eşyalar yoluyla da bulaşabildiğine dikkat çekti.

    Bilim insanı, özellikle aynı yatağı veya aynı havluyu paylaşan, aynı kıyafetleri giyen kişiler arasında daha kolay yayılan uyuz hastalığının, yaş ve cinsiyet ayırt etmeksizin bulaştığını aktardı.

    Her kaşıntının uyuz belirtisi olmadığını söyleyen Küçük, kaşıntının pek çok farklı sebebi olduğuna işaret etti ve “Geceleri şiddetlenen kaşıntı, küçük kırmızı renkli döküntüler ve özellikle diğer aile bireylerinde benzer yakınmaların olması uyarıcı belirtilerdir” dedi.

    Pandemide daha çok uyuz olduk!
    Pandemide daha çok uyuz olduk!

    Uyuza karşı hangi önlemler alınmalı?

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuzun çok bulaşıcı olduğunu söyledi ve dans etme, el ele tutuşma gibi uzun süreli deri teması ile (20 dakikayı aşan temaslar) ve cinsel ilişki ile bulaşabileceği konusunda uyardı.

    Ayrıca uyuz enfeksiyonu olan biri tarafından kullanılmış olan yatak örtüleri, havluları veya giyecekleri paylaşma yoluyla da bulaşabildiğini belirten Küçük, uyuzun çoğunlukla doğrudan fiziksel temas yoluyla bulaştığı için arkadaşlara, aile bireylerine kolayca bulaşabileceğine işaret etti.

    Ev içinde uyuza yakalanan biri olduğunda yapılması gerekenleri de anlatan Küçük, önemli tavsiyelerde bulundu. Küçük, evdeki bütün eşyalar ve giysilerin temizlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, “Hastalar tedavi sonrasında iyi bir banyo yapmalı, bütün giysiler, yatak çarşafları, nevresim ve örtüler 60  derecede  yıkanıp kızgın ütüyle ütülenmelidir. Yıkanamayacak eşyaların ağzı kapalı poşet içinde yaklaşık 3 gün tutulması önerilir” açıklamasını yaptı.

    Şikayet olmasa bile aile bireyleri de tedavi olmalı

    Prof. Dr. Özlem Su Küçük, tedavide en önemli kuralın aynı ortamı paylaşan aile bireylerinin ve kişilerin de, şikâyetleri olmasa bile eş zamanlı olarak 1 kür tedavi uygulaması gerekliliği olduğuna dikkat çekti.

    Bu anlamda; şüpheli kaşıntısı olan kişilerin doktora başvurmasının yeterli ve doğru tedavinin alınarak yayılmanın önlenmesi açısından çok önemli olduğunu aktaran Küçük, çoğunlukla, vücut yüzeyine uygulanan, hastanın durumuna ve yaşa göre miktarı değişebilen krem ve losyon şeklinde  ilaçlar önerildiğini belirtti.

    Küçük, “Bunlar doktorun önerdiği kullanım şekli ve kullanım sıklığına  göre özenle uygulanmalıdır. Deri yüzeyine uygulanan ilaçlara yanıt yoksa ağız yolundan alınan ilaç önerilir. Tedaviye paralel olarak eşyalardaki parazitleri yok etmeye yönelik uygulamalar da önerilir. Bazen kaşıntıyı azaltmak için antialerjik ilaçlar da tedaviye eklenebilir” şeklinde konuştu.

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ