16.7 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 13, 2021

    Boğaziçi’nden derin doku kanserleri için yeni tedavi yöntemi

    Fotodinamik terapi, yan yan etkilerinin az olmasıyla biliniyor ve daha çok cilt kanserlerinin tedavisinde kullanılıyor. Ancak bu yöntemle, kanserli hücreler ışınların kolayca ulaşamayacağı derin bölgelerde olduğu zaman istenilen sonuçlar alınamıyor.

    Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak ve çalışma arkadaşları, fotodinamik terapinin bu dezavantajını ortadan kaldıracak ve ışın yakalamakla görevli moleküllerin ışın yakalama kapasitesini 2 katına çıkaracak bir araştırmaya başladı.

    Doç. Dr. Şaron Çatak
    Doç. Dr. Şaron Çatak

    Şaron Çatak’ın liderliğinde yürütülen projede, moleküllere 2 foton absorblama özelliği olan antenler yerleştirilmesi hedefleniyor. Böylece bu moleküllerin hücre içinde nasıl davrandığını hesaplamak mümkün olacak ve elde edilen sonuçlar fotodinamik terapinin derin dokulara yerleşmiş organ kanserlerin ilişkin tedavi geliştirilmesinde yol gösterici olacak.

    Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak’ın önderliğindeki “Fotodinamik terapi için yeni foto duyarlaştırıcıların tasarımı” başlıklı proje TÜBİTAK 1001 kapsamında desteklenmeye layık görüldü. İki yıl devam etmesi planlanan projede, Doç. Dr. Çatak ile bir doktora, iki yüksek lisans ve bir lisans öğrencisi de araştırmacı olarak yer alıyor.

    Yan etkisi minimum bir kanser tedavisi

    Kanser tedavisinde cerrahi müdahale ihtiyacı olmayan yöntemlerden biri olan fotodinamik terapinin (FDT) yan etkileri diğer kanser tedavilerine göre oldukça düşük.

    Doç. Dr. Çatak, bu tedavi yönteminin nasıl çalıştığını şu şekilde anlatıyor: “Fotodinamik terapide vücuda verilen ilaç da aslında tüm vücuda yayılıyor ama bu ilaçlar ışın yoluyla aktive edilen ilaçlar. Bu nedenle sadece tedavi edilmek istenen kanserli bölgeye ışın veriliyor ve o bölgedeki ilaçlar aktifleştirilerek, hedef odaklı çalışmak mümkün oluyor. Aktive edilmeyen ilaçlar da vücuttan atılıyor. Dolayısıyla tedavinin vücuttaki yan etkileri minimuma indiriliyor. Ayrıca diğer kanser tedavilerine oranla maliyeti çok düşük.”

    Fotodinamik terapinin tek ve en önemli dezavantajı ise kanserli hücrelerin ışınların kolaylıkla ulaşamayacağı derin dokularda yer zaman görülüyor. Doç. Dr. Çatak, ışınları derin dokuda etkili bir biçimde soğuracak molekülün günümüzde araştırıldığını bu yüzden derin doku tümörlerinde FDT ile tedavinin bugüne kadar çok fazla yapılamadığını aktardı. Çatak, bu proje ile derin dokularda da aktive olabilecek ilaç molekülleri önererek FDT’nin bu limitasyonunu aşmaya çalışacaklarını yani fotodinamik terapinin etkisini artırmayı amaçladıklarını ifade etti.

    Boğaziçi’nde derin doku kanserleri için tedavi yöntemi geliştiriliyor
    Boğaziçi’nde derin doku kanserleri için tedavi yöntemi geliştiriliyor

    Moleküllerin ışın yakalama kapasitesi iki katına çıkacak

    Fotodinamik terapide PS (photosensitizer-fotoalgilayici) molekülü adı verilen bir ilaç molekülünün kullanıldığını belirten Doç. Dr. Şaron Çatak, bu moleküllere ilave edecekleri antenlerle tedavinin etkinliğini artırmayı hedeflediklerini belirtti.

    Üzerinde çalışacakları FDA tarafından onaylanan PS molekülüne iki foton absorblama özelliği olan antenler ekleyeceklerini kaydeden Doç. Dr. Çatak, klorin türevi bu moleküllere iki foton absorblayan antenler eklendiği zaman normalden 2 kat fazla ışın yakalayabileceğini dile getirdi.

    Çatak “PS molekülü ışınları aldığında, önce singlet uyarılmış hale geçiyor, daha sonra molekülün fotofiziksel özelliklerine bağlı olarak singlet uyarılmış hal durumundan triplet uyarılmış hale geçiyor. Diğer taraftan vücut ortamında bulunan ve doğası gereği triplet seviyesinde olan oksijenle karşılaşarak, triplet uyarılmış haldeki PS molekülü, oksijene enerji aktarımı yaparak oksijeni reaktif duruma geçiriyor. Diğer bir deyişle molekülün buradaki görevi ışını soğurmak ve o ışının sağladığı enerjiyi oksijene aktarmak. Kısacası hücre parçalama işini yapan aslında oksijen, PS molekülü değil; ancak bu molekül oksijeni reaktif hale getirmekle yükümlü.” ifadelerini kullandı.

    Çatak’ın verdiği bilgilere göre fotodinamik terapinin derin dokulara yerleşmiş kanser hücreleri için daha etkin için PS moleküllerinin daha çok ışın tutabilmesi gerekli.

    PS molekülünün derin dokularda da enerji absorblayabilmesi için üzerlerine 2 foton absorblayabilen antenler eklemek istediklerini belirten Çatak, enjekte edilen PS molekülünün, derin dokuya gitse bile bu dalga boyunda etkili soğurma yapamadığını ve bu molekülün, FDT etkinliğinin burada mümkün olamadığını kaydetti.

    Tedavide kullanılan yüksek dalga boylu ışığın (kırmızı ışık), derin dokuya nüfuz edebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çatak, bu yaklaşımla, 2 foton absorblayan antenleri moleküle eklediklerinde soğurulan foton sayısını da 2 katına çıkaracaklarını aktardı.

    Çatak, “Ayrıca daha sonra, bu moleküllerin laboratuvar şartlarında vücut dokusunda nasıl ilerlediğini ve ilaçların hücre zarıyla nasıl etkileştiğini test etme şansımız olacak.” şeklinde konuştu.

    Boğaziçi’nde derin doku kanserleri için tedavi yöntemi geliştiriliyor
    Boğaziçi’nde derin doku kanserleri için tedavi yöntemi geliştiriliyor

    Deneysel kimyacılar için yol gösterici bir çalışma

    Doç. Dr. Şaron Çatak, projenin tümüyle bir teorik moleküler modelleme çalışması olduğunu ve bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek simülasyonlarla ilerleyeceğini vurguladı.

    Projenin yaratacağı avantajları açıklayan Çatak, bahsettikleri moleküllerin sentezlendiği laboratuvarların zaten mevcut olduğunu, bunların hücre içinde nasıl davrandıklarını modelleme yoluyla araştıracaklarını belirtti.

    Hesapsal kimyaya giren bu çalışmaların avantajının moleküllerin foto fiziksel özelliklerini çok ayrıntılı bir şekilde bulabilmekten geldiğine dikkat çeken Çatak sözlerini şu şekilde tamamladı: “Deneysel kimyacılara hangi molekülü ne şekilde modifiye edebilecekleri konusunda öngörü veriyoruz, böylece defalarca deneme yanılma yapmak yerine hesaplayarak bulduklarımız doğrultusunda molekül sentezleyebiliyorlar ve süreci çok hızlandırmış oluyoruz.”

    ÇOK OKUNANLAR

    EDİTÖRÜN SEÇİMİ